https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

GÜZEL FUTBOLUN SONUNA MI GELİYORUZ? YA DA ÇOKTAN GELDİK Mİ!

Okunması Gerekenler

Güzel Futbolun Sonuna mı Geliyoruz? Ya da Çoktan Geldik mi!

Dün oynanan Premier League zirve mücadelesini izlerken aklıma şu cümle geldi: “Artık futbol, güzel oyundan çok devlerin ülkesine benziyor”.

Kariyerinin bir döneminde stoper oynamış en az sekiz futbolcu aynı anda sahadaydı. Buna 1.88 metrenin üzerindeki diğer oyuncuları da eklediğinizde, karşımıza teknikten çok fizik gücünün konuştuğu bir mücadele çıktı!.

23 senedir bir hokey ülkesi olan Kanada Montreal’de yaşayan biri olarak, bu topraklardan bir örnek vereyim; 1990’ların başındaki oyuncular rakiplerini sürekli tutuyor, çekiyor ve oyunu neredeyse tamamen durduruyordu. 1992 Avrupa Kupası’ndaki meşhur Danimarka geri paslarını andıran bu yavaş tempo, hokey tarihinde “Dead Puck Era” olarak geçmişti.

Futbol da ürkütücü biçimde benzer bir noktaya doğru taşınıyor ki, bunu taşıyanlar ekosistemin en tepesinde, en güçlü ligdeki en güçlü takımlar!.

Duran Top Çağı’na Hoş Geldiniz

Korkarım ki futbol, kendi Dead Ball Era’sına, yani Duran Top Çağı’na girmiş durumda. Bu yeni dönemde fiziksel üstünlük, duran toplar ve minimum risk üzerine kurulu oyun anlayışı; yaratıcılığın, estetiğin ve spontane futbolun önüne geçiyor.

Dün iki PL devi Arsenal ile Manchester City arasında oynanan ve 1-1 biten maç bunun en net örneklerinden biriydi. Belki de futbol çoktan bu noktaya geldi biz kabullenemiyoruz.

Sadece Arsenal ve City mi?

Elbette hayır. Eddie Howe’un Newcastle’i deplasmanda üst üste üç maçta gol yemedi. Üç taktik beraberlik. Üç kritik puan. Tam anlamıyla pragmatizm.

İki metreye yaklaşan santrfor, rakip ceza sahasında değil, orta sahanın hemen önünde pres yapıyor. Adeta bir ön libero, hatta zaman zaman üçüncü stoper gibi…

Aynı gün oynanan “Super Sunday” karşılaşmalarında ise toplam sadece dört gol ve üç beraberlik çıktı.

Liverpool-Burnley maçını hatırlayın. Burnley mücadele etti mi? Evet. Disiplinli miydi? Kesinlikle. Peki üç gün daha oynansa açık oyundan gol atabilir miydi? Sanmıyorum. Duran top dışında gol bulabileceklerine inanan çok az kişi vardı (belki fanatik Burnley’lilerin %10’u!).

İşte bugün “iyi savunma” ile “iyi futbol” arasındaki çizgi giderek silikleşiyor.

Yeni Futbol Modeli

Bugünün futbolunda devasa stoperler artık bek oynuyor. Orta sahalar fizik gücü yüksek oyuncularla dolduruluyor. Amaç rakibi oynamaktan çok oynatmamak. Uzun taçlar… Duran toplar… İkinci toplar…

Aslında eski İngiliz futbolunun modern bir versiyonunu izliyoruz.

Tek fark şu: Bugünün oyuncuları çok daha uzun, çok daha hızlı, çok daha güçlü ve teknik olarak da geçmiş nesillerden geri değiller. Bu yüzden savunmalardaki boşlukları bulmak her geçen gün daha zorlaşıyor. Yaratıcı futbolcular ise artık bir zorunluluk değil, bir lüks olarak görülüyor. Tek fark uzun toplar ve klasik 4-4-2’ler!.

Eğer inanılmaz hızlı değillerse sistem içinde kendilerine yer bulmaları da kolay olmuyor. Kanatlarda hız, sistemin verdiği tek taviz haline geldi.

İşler anca sıkıştığında ise teknik direktörler son çare olarak merkezde yaratıcı bir oyuncuya yöneliyor. Arteta’nın Manchester City karşısında ikinci yarıda yaptığı gibi…

Guardiola’nın Dönüşümü… Peki ya Pep Guardiola?

Modern futbolun en büyük devrimcilerinden biri… 2011 Barcelona’sıyla oyunun kurallarını değiştiren adam, hatta dahi… Bugün geldiği noktada ise bulabildiği neredeyse her yere stoper yerleştiriyor. Adeta istemsel ve sistemsel olmasa da, defansif oyuncu grubu ile kendi kalesinin önüne otomatik bir otobüs çekiyor.

Bu Manchester City ile Xavi, Iniesta ve Messi’nin futbolu yeniden tanımladığı Barcelona arasında büyük bir zihniyet farkı var. Artık amaç daha az risk almak. Daha az hata yapmak. Daha az drama yaşamak. Ve sonunda üç puanı almak.

Amiyane tabirle Allah bile yeter dedi ve 90 +3’de yedikleri golle 3 puanı alamadılar!.

Elbette teknik direktörlerin görevi tribünleri eğlendirmek değil. Onların işi maç kazanmak. Bunu kabul ediyorum. Ama futbol sadece 90 dakikanın sonunda yazan skordan ibaret olmamalı. Çünkü futbol, aynı zamanda bir kültürdür. Bir kimliktir. Bir hafızadır.

Yine de Pep ile Arteta Kurgusunda Fark Var!

Bu noktada Pep Guardiola ile Mikel Arteta arasında önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.

Pep Guardiola’yı eleştirebiliriz ama onun futbol felsefesinin merkezinde yine de her zaman topa sahip olmak ve oyunu domine etmek var. Benim eleştirim City’nin kadro olarak; daha fiziksel ve daha fazla stoper kullanan bir yapıya evrilmesi… Yani estetik açıdan bakıldığında ortaya çıkan futbol, Guardiola’nın ilk Barcelona yıllarındaki cesur ve yaratıcı anlayıştan oldukça uzak.

Arteta ise bana göre bu yeni düzenin maalesef tam sözlük karşılığı! Sahaya çıkardığı kadrolar da oynattığı futbol da önceliği risk almamaya veriyor. Hücumcu oyunculara sahip olmasına rağmen önce rakibi durdurmayı, sonra fırsat kollamayı tercih ediyor. Duran toplar ana gol hücumları…

Ve daha Eylül ayı, sezonun başında da olsak; göreceksiniz bu ikisinden biri şampiyon olacak hatta 1-2 bitirecekler ligi…

Ben Hala 1982 Brezilya’sını Özlüyorum!

Benim çocukluk kahramanım 1982 Dünya Kupası’nın Brezilya’siydi. Şampiyon olamadılar. İtalya’ya elendiler. Ama Brezilya gibi oynayarak elendiler. Socrates… Zico… Falcao… Cerezo… Bugün ise Brezilya’nın bile kendi futbol kimliğinden uzaklaştığını görüyoruz.

Carlo Ancelotti’nin gelişiyle birlikte geçiş oyunları, tek santrforlu yapı ve kalabalık orta sahalar muhtemelen daha da ön plana çıkacak. Belki sonuç alacaklar. Belki alamayacaklar. Benim tahminim, bu anlayışla Brezilya yine Dünya Kupası’nı kazanamayacak.

Ama asıl kayıp kupa olmayacak. Asıl kayıp, dünyanın yıllarca hayran olduğu o Pele’li senelerden beri yerleşen “Samba ruhu” olacak!.

Kaybetmemek İçin Oynamak

Bugün birçok takım kazanmak için değil kaybetmemek için oynuyor. Beraberlik kötü sonuç sayılmıyor. Rakibin tek bir hatasını beklemek yeterli görülüyor.

Her hafta sonu buna benzer onlarca maç izliyoruz. Ruhsuz… Tekdüze… Risk almayan…

Duran top antrenörleri korner organizasyonlarını neredeyse askeri operasyon hassasiyetinde planlıyor. Her metre hesaplanıyor. Her koşu ezberleniyor. Her temas analiz ediliyor. Ve bazen futbol, insanların değil algoritmaların oynadığı bir oyuna dönüşüyor.

Peki Sanatçılar Nerede?

Dikkat ettiniz mi? Klasik 10 numaralar neredeyse ortadan kayboldu. Bir zamanlar takımın beyni olan oyuncular artık sistem için risk olarak görülüyor. Bugün Hagi, Riquelme, Aimar, Ortega, Rui Costa ya da Alex de Souza kariyerine yeni başlıyor olsaydı…

Acaba dünyanın en iyi takımlarında kendilerine yer bulabilirler miydi? Yoksa “yeterince koşmuyor”, “yeterince fiziksel değil” denilerek kenarda mı kalırlardı? İşte beni düşündüren soru bu.

Oyunun Ruhu İçin Mücadele

Belki de gerçekten Duran Top Çağı başladı. Belki de futbol hiç olmadığı kadar organize, güçlü ve verimli. Ama aynı zamanda hiç olmadığı kadar kontrollü. Hiç olmadığı kadar hesaplı. Ve belki de hiç olmadığı kadar ruhunu kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.

Eğer sizin için tek önemli olan sonuçsa; bu futbol size hitap edecektir. Ama ben yine de park edilmiş otobüsün arkasında, risk almaktan korkmayan, yaratıcılığı cesaretle buluşturan ve oyunun ruhu için mücadele eden futbolcuları beklemeye devam edeceğim.

Futbolu bu noktaya getirenlere sesleniyorum.

Sonuç almak elbette önemli. Kupalar kazanmak da…

İngilizler futbola uzun yıllardır “The Beautiful Game” diyor. Yani “Güzel Oyun.”

Bari tarihe… Geçmişe… Cruyff’a, Zico’ya, Maradona’ya, Hagi’ye, Zidane’a, Ronaldinho’ya…

Ve bu oyuna aşık olan milyonların hatıralarına olmazsa da, bari 100 senelik adına biraz saygınız olsun.

Çünkü futbolu sadece kazanmak üzerine kurarsanız, belki kupaları kazanırsınız, ama oyunun ruhunu kaybedersiniz.

Ve ruhunu kaybeden bir oyun, ne kadar başarılı olursa olsun artık asla ve asla “Güzel Oyun” değildir.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen

Son Haberler

İKİ DENİZİN BİRLEŞTİĞİ YER: TARANTO 2026 AKDENİZ OYUNLARI

Tek kanal TRT zamanları, 50 yaş ve üstünün vazgeçilmezlerinden olan Akdeniz Oyunları, Olimpiyat provası niteliği ve kültürel misyonuyla bir...

Benzer Konular