GÜZEL BİR FİLMİN SONU

Okunması Gerekenler

*MİA SAN HÖNESS

18 yaşındaki Uli Höness 1970 yılında doğduğu şehrin takımı 1846 Ulm'dan Bayern Münih' e transfer olur. Bir temmuz sabahı,...

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS”

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS” Çocukluğumda ilgi ile takip ettiğim bir takım idi Glasgow Rangers. Şimdiki adı ile “Rangers”. Tugay...

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı...

Gelin size maçtan önce ufak iki anımı anlatayım. Zaten maç öncesi turun sonucu belliydi. Biraz geyik yapalım.

Daha önce belirtmedim ama ben Atina’da yaşıyorum. İstanbul’daki maçlara geliyorum, ama deplasman maçlarına pek gitmiyorum. Zaten bana geçen seneki Olympiakos-Beşiktaş maçı dışında her yer deplasman.

İki sene önce bir arkadaşımla Atina sokaklarında yürürken, Türkçe konuştuğumuzunanlayan biri bizi durdurdu ve hangi takımı tutuğumuzu sordu. Arkadaşım Fenerbahçeli ben Beşiktaşlı olduğumuzu söyledik.  Yunanistan’da hangi takımı tuttuğumuzu sordu. Ben PAOK’a sempati beslediğimi (bu başkanlarını bilmiyorduk elbette) zira renklerinin siyah beyaz, amblemlerinin Kartal olması, üstelik vaktiyle de Fenerbahçeyi elediğini, bu maçlarla iki takım taraftarlarının dost taraftar olduğunu söyledim.  Adam durdu ve şunu sordu “Bir dakika, siz Avrupa maçlarında rakip takımı mı tutuyorsunuz?” Olumlu cevabımızı görünce “Maalesef iki ülke birbirimize ne kadar çok benziyoruz”  dedi.

Öte yandan, üç sene önce iş için Uzakdoğudan dönüyordum. Uçak indiğinde (Lufthansa uçağıydı) pilot Bayern’nin Porto’ya altı atarak Şampiyonlar Liginde bir üst tura çıktığını anons etti. Uçakta büyük bir sevinç gösterisi oldu. Hemen yakınımda bir müşterim de kutluyordu skoru. Kafasının iyi olup olmadığını sordum, kendisini bir Dortmund taraftarı olduğunu hatırlattım, ve ağlaması gerektiğini söyledim. “ Ne alakası var? Avrupa’da biz Alman takımlarını tutarız” dedi.

İki başarısı çok kısıtlı ülke taraftarları, rakip ülke takımlarını desteklerken, alınacak kupa bırakmamış alman takımları birbirini tutuyordu. Bunu eleştiri olarak yazmıyorum. Tespit olarak yazıyorum. Bu sene Fenerbahçe ve Galatasaray isimsiz takımlara elendiklerinde keyif aldığımı itiraf etmeliyim. Eminim Bayern maçlarına sevinen Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarları da bol miktardadır. Ama şurası gerçek ki; bu futbol düzeyimizi ilerletmiyor. Milli takımımızın içler acısı hali ortada.

Gelelim maça. Ben tüm günden çok keyif aldım. Beşiktaş çArşı tıklım tıklım doluydu. Dostlarla yedik içtik. Sonra stada geldik. Tribünler tıklım tıklım. İki takım seyircisi de coşkulu. Ardından büyülü Şampiyonlar Ligi müziği ve oyun.

Beşiktaş kupa hedefsizliğinden ve ligi düşündüğünden, ilk defa bir maça 7 Türk oyuncuyla çıktı. Belki biraz yadırganabilir ama, tekrar aynı lige gelmek için, bu kadro anlaşılabilirdi. Bayern as ağırlıklı, Beşiktaş yedek ağırlıklı çıkınca sahaya, ilk maça benzer bir dengesizlik oluştu haliyle. Ancak, Caner ve Gökhan Gönül uzun süre sonra oldukça iyi oynadılar. Gökhanın şansız golü bir tarafa, Ribery’i önemli ölçüde sahadan silmesi önemliydi. Her mücadelede ayakta kaldı. Yenilen iki golün hatası Gökhan’a yazılsa da, ilerisi için çok ümit verdi. Oğuzhan tutuktu. Formayı kaptırmak belli ki Oğuzhan’ı çok geri götürmüş. Hocanın buna bir çözüm bulması şart. Medel’i artık anlatmaya gerek bile bulmuyorum. Bu senenin en verimli transferi.

Bu sene Beşiktaş bu organizasyondan 47,5 milyon euro kaldırmış, üstelik bu rakama gişe ve diğer gelirleri dahil değil. Satılan ekstradan Kartal Yuvası ürünleri, gişe gelirleri eklendiğinde rakam muhtemelen 50 milyon Euroları buldu. Transfer gelirlerini de eklediğinde, Beşiktaş rakiplerine oranla oldukça iyi durumda. Üstelik bu sene transfer kısıtlaması da yok.

Beşiktaş elendi, ama maç sonu taraftar-oyuncular-hoca kenetlenmesi olağan üstüydü. Bu bağa yönetime de duyulan güveni eklersek, bu bağ daha çok başarı getirir. Bayern’li oyuncular da, maçı gayet güzel oynadılar, hak ederek kazandılar. Muhtemelen kupayı da kazanacaklardır. Maç sonrası, tribünlere yaptıkları jestler de çok taktir topladı. Wagner maç sonrası, kendi tribününe gitmeden, dakikalarca Beşiktaş tribünlerini alkışladı. Yenilgiye rağmen, taraftar oyunculara keyifle üçlü çektirdi. Maç sonrası bunların bir faydası var mı? Bence var, çünkü takım moral çöküntüsü olmaksızın, rahat rahat lige konsantre olacaktır.

Ben bu ligden bu sene çok keyif aldım. Geçen sene de fena değildi. Ne yapıp, ne etmeli, seneye gene bu ligde olmak için ligde başarılı olmak lazım.  Ve bunun önündeki pek bir engel de yok gibi.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: cuneyd.yuzak@abcspor.com

twitter: @cyuzak

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

*MİA SAN HÖNESS

18 yaşındaki Uli Höness 1970 yılında doğduğu şehrin takımı 1846 Ulm'dan Bayern Münih' e transfer olur. Bir temmuz sabahı,...

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS”

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS” Çocukluğumda ilgi ile takip ettiğim bir takım idi Glasgow Rangers. Şimdiki adı ile “Rangers”. Tugay Kerimoğlu transfer olunca daha da...

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı Jailson, Gustavo ve Ozan ile...

ERROR BULUT

ERROR BULUT Yüz güzelliği mi iç güzelliği mi meselesiyle uzaktan- yakından bir alakası yok ama "boyu mu, işlevi mi" meselesini çok andıran bir sorunsal daha...

AYAN, PİNHAN VESAİRE

AYAN, PİNHAN VESAİRE “Reklam, talep yaratma sanatıdır.” American Marketing Association (AMA) reklamı bu sözlerle tanımlar. Reklam ve genel olarak pazarlamayı ele aldığınızda en kısa ve en efektif...

Benzer Konular