https://secureservercdn.net/45.40.150.47/48c.6e4.myftpupload.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

FUTBOL ‘ASLA’ SADECE FUTBOL DEĞİLDİR!

Okunması Gerekenler

YAZIK!

YAZIK! 3 maçlık galibiyet serisinin üzerine verilen milli aradan Covid-19 pozitifli 5 oyuncuyla geri dönen Galatasaray sahasında son üç maçını...

BÜYÜ VAR BÜYÜ !

BÜYÜ VAR BÜYÜ ! Kolay geçmesi beklenen rahat maçlardan biri olması bekleniyordu. Kayseri ligin en zayıf birkaç ekibinden biri. Belhanda, Falcao,...

HAKLI GALİBİYET

HAKLI GALİBİYET Milli maç arasına moral bozucu bir mağlubiyet ile giren Beşiktaş'ın tekrardan kendine gelebilmesi için şampiyonluk adayı takımlardan birini...



Normal
0




false
false
false

EN-CA
X-NONE
X-NONE






































































































































































koryHerkese Merhaba;

İlk yazımda spor ve ülkemizde spor denince akla ilk, hatta çoğunlukla tek gelen Futbol ve Futbol kulüplerimizin Türkiye’mizdeki yaşama ve birçok değişime nasıl dahil olduklarından bahsedeceğim.

“Futbol asla sadece Futbol değildir” diye hepimizin bildiği bir deyim vardır. Aslında birçok yönde fazlaca da doğrudur. Ülkemiz dahilinde baktığımız zaman Futbol denince akla %85-90 olarak üç büyük güzide kulübümüz; Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray gelir.

Türkiye’mizdeki bu 3 kulübün sadece bir spor organizasyonu olmadığı, büyüklükleri ve etkilerine bakıldığı zaman aslında basit bir spor kulübünden çok, sivil toplum örgütü olduğu gerçeği ortaya çıkıyor.

Esas soru bu 3 kulübün kendilerine biçilen misyonlarını nasıl kullandıkları!?

Söze 3 kulübün kendilerince en aristokratı olan Galatasaray ile başlayalım.

Kimse kusura bakmasın, münferit Galatasaraylılar dışında, Galatasaray kulübü kurulduğu yıldan beri ne yazık ki sadece kendilerinin de tanımladığı gibi aristokrat yapısından kurtulamamış ve halk ile bir türlü kucaklayamamış bir camia olmaktan öteye gidememiştir. Sanırım Galatasaray lisesinin ve onu mezunlarının bilerek kendilerini konumlandırdıkları bir olgu bu… Yazık.. Daha fazlasını yapabilecekken geleneksel olarak sadece güçlünün yanında olmayı seçtiler. Halktan olan destekçilerini her zaman ikinci sınıf vatandaş olarak görüp yeteri kadar bütünleşmediler…

Siyah ile beyazın sentezi olan Beşiktaş, son senelerde toplumsal olaylarda taraftarlar gruplarının gösterdiği olumlu tutumunu ne yazık ki yönetimsel olarak gösteremedi. Beşiktaş’ın bayrak taraftar grubu olan Çarşı’nın gösterdiği kararlılığı, Beşiktaş yönetimininden de görmeyi eminim en koyu Beşiktaşlı bile istemiştir. Ne yazık ki ekonomik olarak belli bölgelere göbekten çok bağlı oldukları için, taraftarlarının yaptıklarını yönetimleri yapamadı ve birçok önemli konuda sessiz kalmayı tercih ettiler.

Gelelim Fenerbahçe’ye;

Yazıma başlarken bahsettiğim sivil toplum örgütü tanımının tam anlamı ile oturduğu camia Fenerbahçe dir.

Fenerbahçe’yi sevin sevmeyin fark etmez; Tek bir şeye hak vermeniz gerekiyor.

Türkiye’mizin en karanlık günlerinde, herkes birilerinin adamı olmak için yarışırken, Fenerbahçe tek başına Türkiye’nin temel taşlarının savunucusu oldu. Herkes “ aman konuşmayalım susalım ” derken taraftarı, yönetimi, sporcusu korkusuzca konuştu. Cumhuriyetin temel ilkelerini ve devrimlerini sonuna kadar, her platformda korudu kolladı. Bu duruşundan dolayı hakketmediği cezalar yedi, yemeğe de devam ediyor… Ama bu camia yılmadı, yıkılmadı.



Normal
0




false
false
false

EN-CA
X-NONE
X-NONE






































































































































































Yıkılmamak ile kalmadı, karşısındaki şer yuvalarını da temelden sarsmaya başladı.  Bir gün dönüp tarafsız olarak baktığımızda Fenerbahçe taraftarına, yönetimine, sporcusuna, çizgilerinden hiçbir zaman ödün vermedikleri için sonsuz teşekkürlerimizi sunacağız.

Yazıma başlarken belirttiğim gibi Futbol asla sadece Futbol değildir. Taraftar olmak farklı bir duygudur. Sevgilerin en karşılıksız olanındandır, temizidir, kalptenidir. Siz istediğiniz kadar baskı kurun taraftar kabul etmez, yılmaz- yıkılmaz. Gerçek taraftara baskı kuramazsınız. Gerçek taraftar dayatmaları kabul etmez.

İçinde olduğumuz günlerde Türkiye çok kritik bir süreçten geçiyor. Ve bu süreçte ülkemizdeki en büyük sivil toplum örgütleri olan 3 büyük kulübümüz de otomatik olarak ciddi bir sınavdan geçiyor. Bu sınavda Fenerbahçe camiası ve Beşiktaş taraftarı ne kadar başarılı ise, ne yazık ki Galatasaray camiası da o kadar sınıfta kalmıştır.

Aslında Futbol acayip bir şekilde hayata benzer.  Hangi kulübümüzün seçtiği yolun daha doğru olduğunu hepimiz birlikte bekleyip göreceğiz…

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

YAZIK!

YAZIK! 3 maçlık galibiyet serisinin üzerine verilen milli aradan Covid-19 pozitifli 5 oyuncuyla geri dönen Galatasaray sahasında son üç maçını...

BÜYÜ VAR BÜYÜ !

BÜYÜ VAR BÜYÜ ! Kolay geçmesi beklenen rahat maçlardan biri olması bekleniyordu. Kayseri ligin en zayıf birkaç ekibinden biri. Belhanda, Falcao, Luyindama, Muslera, Arda, Babel ve...

HAKLI GALİBİYET

HAKLI GALİBİYET Milli maç arasına moral bozucu bir mağlubiyet ile giren Beşiktaş'ın tekrardan kendine gelebilmesi için şampiyonluk adayı takımlardan birini yenmekten daha iyi bir fırsat...

SAAT 4’DE 5 ÇAYI

SAAT 4'DE 5 ÇAYI 9 kadını hamile bırakarak 1 ayda bebek sahibi olamazsınız diyor Warren Buffett, haklıdır da..Bazı şeyler zaman alıyor maalesef. Taraftar herşey bir...

İNCECİLER ARTINCA

İNCECİLER ARTINCA Bu maçı Cisse'nin arkasındaki üçlü üzerinden okumak lazım. Perotti-Pelkas-Mert Hakan. Bu oyuncuların üçü de top tekniği yüksek, üçü de 10 numara pozisyonunda oynayabilen,...

Benzer Konular