Sadece Bir Spor Kulübü Değil: Fenerbahçe’nin Siyaset ve İktidarlarla Sınanan Tarihi
Nejat İşler’in Zaferin Rengi filminin galasında kurduğu o çarpıcı cümle, aslında tek bir dönemin değil, koca bir yüzyılın özetiydi: “Biz Fenerbahçeliler, başkanlarımızın o günkü güçler tarafından hapse atılmasına alışkınız…”
3 Temmuz kumpası ve Aziz Yıldırım’ın Silivri süreci hafızalarda tazeliğini korusa da, Kadıköy temsilcisinin tarihi, siyasi iktidarlarla yaşanan kırılmalar, kapatılma tehditleri, baskınlar ve hapis cezalarıyla doludur.
İdam Edilen ve Sürgün Edilen Başkanlar
Fenerbahçe’nin iktidarlarla imtihanı Osmanlı’nın son dönemine kadar uzanır:
Dr. Nazım Bey (1915-1916 Başkanı): İttihat ve Terakki’nin önde gelen isimlerindendi. Cumhuriyet’in ilanından sonra, 1926 İzmir Suikastı davasında yargılandı ve idam edildi.
İdamı: Suikast planıyla doğrudan bir bağı olmadığını, sadece muhalif gruplarla temas kurduğunu belirtse de 26 Ağustos 1926 gecesi Ankara’da idam edildi.
Nejat İşler’in bahsettiği “Başkanlarımızın hapse atılmasına/ceza almasına alışkınız” vurgusunun en ağır ve trajik örneğidir. Fenerbahçe’nin 1915-1916 yılı başkanı olan Dr. Nazım Bey, Türk spor tarihinde “yargılanarak idam edilen ilk ve tek” kulüp başkanıdır.
Şehzade Ömer Faruk Efendi (1920-1924 Onursal Başkanı): Son Halife Abdülmecid’in oğlu olan Şehzade, 29 Haziran 1923’te İngiliz işgal kuvvetlerine karşı kazanılan tarihi General Harington Kupası sırasında Fenerbahçe Başkanı olan Şehzade Ömer Faruk Efendi, Millî Mücadele’ye verilen destek nedeniyle İngiliz işgal yönetiminin hedefindeydi.
Gözaltı, hapis ve ev hapsi baskıları altında kulübü yönetti. Zaferden kısa süre sonra, 1924’te ise hanedan üyeleriyle birlikte yurt dışına sürgün edildi ve kulüp başkanlığı sonlandı!.
İttihatçıların Transfere Siyasi Müdahalesi ve Sporel’in Doğuşu
1913-14 İstanbul Ligi şampiyonu Fenerbahçe olunca, dönemin İçişleri Bakanı Talat Paşa’nın başkanı olduğu Progress (Altınordu) takımı ikinci kaldı.
Gücü elinde tutan Talat Paşa, Fenerbahçe’nin as kadrosunu (Refik Osman Top, Bombacı Bekir, Otomobil Nuri) “askerlikten muafiyet” vaadiyle kendi takımına transfer etti.
Bu hamle kulübü bitirmek yerine küllerinden doğurdu. Kadronun boşalmasıyla önü açılan genç Zeki Rıza Sporel, 18 yıl forma giyip 352 maçta 470 gol atarak Türk futbol tarihinin en büyük efsanelerinden birine dönüştü.
İşgal Baskını, Şüpheli Yangın ve Kapatılma Tehdidi
1920 İşgal Baskını: İngiliz kuvvetleri, Milli Mücadele’ye ve Anadolu’ya silah kaçırdığı gerekçesiyle Fenerbahçe’nin Kadıköy’deki kulüp binasını bastı ve el koydu.
1932 Yangını: 5 Haziran 1932 gecesi kuşkulu bir yangın sonucu kulüp binası kül oldu; 25 yıllık arşiv ve tüm kupalar yok oldu. Kulüp, Atatürk’ün yaptığı 500 liralık bağışın da dahil olduğu yardımlarla ayağa kalktı.
1934 Kapatılma Tehlikesi: Olaylı geçen 1934’teki Galatasaray maçı sonrası 9 futbolcuya ceza kesildi; Başkan Hayri Celal Atamer ömür boyu men edildi. Türk Spor Kurumu, stadyumu elinden alıp kulübü kapatmakla tehdit etti.
Yönetim çareyi, fanatik bir Fenerbahçeli olan Adalet Bakanı Şükrü Saraçoğlu’nu başkanlığa getirmekte buldu. Saraçoğlu; Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı dönemlerinde de kulüp başkanlığını bırakmadı.
Yassıada Yargılamaları ve Siyasi Müsadere
1950’li yıllarda Boğaz’daki ada Galatasaray’a tahsis edilirken, kendi stadını bitiremeyen Fenerbahçe yönetimi Ankara’nın kapısını çaldı. Demokrat Parti ile yakınlaşma dönemi başladı. DP Başbakan Yardımcısı Medeni Berk ve DP Tekirdağ Milletvekili Agah Erozan kulüpte başkanlık yaptı.
27 Mayıs 1960 Darbesi gerçekleştiğinde, Fenerbahçe yöneticileri kendilerini Yassıada mahkemelerinde sanık sandalyesinde buldu!.
Sahadan Siyasete: Zeki Rıza Sporel Vakası
Fenerbahçe ve Milli Takım efsanesi Zeki Rıza Sporel, 1946 genel seçimlerinde Demokrat Parti’den milletvekili seçildi. Ancak dönemin sert siyasi ikliminde, CHP ve DP arasındaki gerilimin ortasında kalan Sporel, basında “asker kaçağı” ve “vatan haini” olmakla suçlanarak ağır bir karalama kampanyasının hedefi yapıldı.
Özetle;
Fenerbahçe tarihi sadece şampiyonluklardan değil; imparatorluktan cumhuriyete, askeri darbelerden kumpas davalarına kadar her devrin siyasi çalkantılarında ayakta kalma mücadelesinden oluşur.
3 Temmuz veya geçmişteki mahkeme salonları, bu asırlık kulüp için ne ilk sınavdı ne de sonuncusu…
