Olimpiyatlarda madalya kazanan binlerce sporcu var hatta aynı şampiyonada birden fazla kazananı da ama bunların içinde öyle bir sporcu var ki; tarihte ilk ve çok çok büyük olasılıkla son; Emil Zatopek!

5.000 ve 10.000 metrelerde dünya rekorunun sahibi Etiyopyalı Keninisa Bekele’yi düşünün, ona daha bu sene Viyana’da tarihte ilk kez 2 saat altına inebilen efsane maratoncu Eliud Kipchoge’yi ekleyin, işte size Çek lokomotifi efsane…

1952 Helsinki Olimpiyatları’nda üçünde birden altın madalya kazanarak inanılmazı başaran Çek atlet, 19 Eylül 1922’de Koprivnice’de dünyaya geliyor.

Oldukça yoksul ve 6 çocuklu bir ailede başlıyor ölümsüz atletin hayat hikayesi…
Yaşamak için para kazanmak zorunda ve 16 yaş̧ında babasının zoruyla ayakkabı fabrikasında çalışmaya başlıyor. Fabrikanın spor koçu Zatopek ve 3 arkadaşının bir koşu yarışı yapmalarını istiyor hatta buna zorluyor. Zatopek koşmak için zayıf ve güçsüz olduğunu söylüyor ama doktor da onay verince, bir nevi emrivaki ile katılıp, ikincilikle bitirdiği bu yarış sonrası hayatı değişiyor. Koşmanın tadını alan hatta bir nevi bağımlılık kazanan genç çocuk, artık sabahları işe giden, akşamları ise evde uyuyup, dinleneceğine, durmaksızın kendi başına antreman yapan birine evriliyor.

Zatopek 1942 yılında askere alınıyor. Askerdeyken görece daha rahat ve spor için vakti, imkanı daha fazla.. Orada sergilediği başarılar ile spora tamamen geçiş ve 4 sene içerisinde ülkesinde 2.000, 3.000 ve 5.000 metre rekorlarının tek sahibi. 1946 yılında ülkesinin milli takımında ve Avrupa Şampiyonası’nda madalya kazanamıyor ama 5.000 metrede beşinci olmasına rağmen kendisine ait Çekoslovakya rekorunu 25 saniye geliştirerek 14:25:8 koşuyor.

Ve 1948 Londra Olimpiyatları ilk büyük durağı… 10 bin metre koşusunda yarışın kazananı Çek atlet. Uçarcasına bir performans ve en yakın rakibine 300 metre fark. 5 bin metrede ise, gerilerden gelip attığı inanılmaz depara rağmen çok küçük farkla (1 metre) 3.sırada bitiyor yarışı. Seyreden atletizm otoritelerince, depara çok değil sadece bi 5-10 metre önce başlasa bile 5000’de de altın gelecek.

1948-1952 arasında 5 ve 10 binde girdiği 72 yarış̧ı kazanıp, dünya rekorları kırıyor. Hatta 1948’den 1954’e kadar 10.000 metrede üst üste 38 birincilik kazanıp, tarihe 29 dakikanın, 20km’yi de 1 saat altında koşan ilk atlet olarak geçiyor. Yarış kalitesi kadar dikkat çeken hatta efsaneleşen bir diğer yönü de yüzünde eksik olmayan acısı ile koşu stili.

Hatta bu estetikten yoksun ifadesi hakkında sorulan sorulara verdiği iki cevap (biri faal sporcu iken, diğeri emeklilik yıllarında) dereceleri gibi tarihe geçiyor; “atletizm buz pateni değildir” ve “hem koşup hem gülümseyecek kadar yetenekli değildim.”

1950 Brüksel Avrupa Şampiyonası’nda da 5.000-10.000 dublesi ve geçelim onu efsane yapan 1952 Helsinki’ye..

Olimpiyatlara bronşit olarak gelmiştir ama ilk olarak, 20 Temmuz’daki 10 bin metre yarış̧ını en yakın rakibine 100 metre farkla kazanır. Akabinde, 24 Temmuz’da 5 bin metrede de bu kez hata yapmaz ve 5 metre farkla altın madalyanın sahibi olur.

Bu arada ilginçtir ki; tarihi dublesinden yaklaşık 1 saat önce eşi Dana Zatopkova da ciritde altın almıştır. Eşi ile ilgili bir ilginç not daha; ikisinin de doğumu 19 Eylül ve evlilik tarihleri de…

Ve 27 Temmuz… 2 uzun mesafe geçirdiği şampiyonada, ilk kez koşacağı maraton yarışında doğal olarak favori atletler arasında yer almaz ama insan genini reddedercesine yorulduğu anda daha hızlı koşan adam, en yakın rakibinin üç dakika önünde stadyuma girmeyi başararak spor tarihindeki en büyük uzun mesafe üçlemesine imza atmıştır. Ve kazanmakla kalmayıp üçünde de Olimpiyat rekoru kırarak!..

Koşarken en ekşi limonu yemişcesine kendine has mimikleri kadar, benzersiz stiliyle de nam salmış ünlü atlet, antrenmanlarını her türlü hava koşulunda aksatmadan yapar ve koşu ayakkabısı yerine ağır botlar giyerdi.

Ona göre; koşucuların yaptığı genel hatalardan birisi koşarken omuz ve boyun bölgesini kasmaktır ve bu gereksiz enerji kaybına sebep olur. Zatopek bunu önlemek için koşucuya koşu esnasında baş parmak ve orta parmak uçlarını belli belirsiz değdirmenin öneminden bahseder.

Uzun mesafe koşucusu olmasına rağmen her gün; 100’e yakın kez yapıp, artık vücuden otomatiğe bağladığı tempolu koşu, sprint karışımı 400 metreler.. Bu sayede, dayanıklılığının yanına patlayıcı ataklar da ekler. Acı çekmek onun freni değil tersine en büyük kamçısı, ona organik doping katkısı veren motivasyon kaynağı idi.

1954 Bern Avrupa Şampiyonası’nda da kazanan yine odur. 1955 yılında da 25.000m dünya rekorunu kırmıştı ve bu onun son rekoru oldu. 1956 yılında Melbourne Olimpiyatları’nda sakatlığının da etkisi ile (6 hafta öncesinde fıtık ameliyatı geçirmişti) istediği sonuçları elde edemiyor (maratonu 6.bitiriyor) ve profesyonel spor hayatını noktalamaya karar veriyordu.

Sonrası ise biraz acıklı… Çekoslavakya devleti tarafından verilen “general” ünvanıyla, suya sabuna dokunmadan ferah bir hayat geçirme şansı olmasına rağmen, toplumsal olaylara karşı üst seviyede duyarlı davranışlar sergileyerek, halkının yanında yer alıyor ve Alexander Dubcek hükümetiyle başlayan (Prag Baharı) demokratik reformları destekliyor.

Sovyet işgali gerçekleşince ise halka direniş için destek verip, hatta önderlik edince de cezalandırılıp, önce yeni yönetim tarafından rütbesi elinden alınıyor, sonrasında da çöpçülükten, uranyum madenlerinde işçiliğe uzanan ülke içi sürgün dönemi başlıyor.

Bir karavanın içinde, ev, ailesi ve sevdiklerinden uzak bir yaşam, taaa 1989 sonlarına doğru gerçekleşen (Çekoslovakya’da meydana gelen öğrenci ve halk ayaklanması sonucunda “komünist” yönetim düşürülmüş ve Çekoslavakya Çek Cumhuriyeti ve Slovakya diye ikiye ayrılmıştı) Kadife Devrimi’ne kadar.

Kariyeri boyunca tam 18 dünya rekoruna imza atan efsane atletin, tarihe geçmiş yarışları gibi, bir o kadar da güzel sözleri var ki;

Yazımızı da onlardan 5 tanesi ile bitirelim;

*** bir koşucu her zaman kalbindeki umut ve kafasındaki hayalleri ile birlikte koşmalıdır, ceplerindeki parayla değil” – An athlete cannot run with money in his pockets. He must run with hope in his heart and dream in his head.

*** Koşmak istiyorsanız çıkıp 1 mil koşun. Farklı bir deneyim yaşamak istiyorsanız, maraton koşun.” – If you want to run, run a mile. If you want to experience a different life, run a marathon

*** Erkekleri (adamlar) çocuklardan ayıran şey, acıya ve ızdıraba dayanma sınırıdır. – It’s at the borders of pain and suffering that the men are separated from the boys.

*** Beyler, bugün biraz öleceğiz – Men, today we die a little.

*** Günümüzün sporcusu tek başına değildir. Bir takımın merkezindedir; doktorların, bilim insanlarının, antrenörlerin, menajerlerin vb. – The athlete of today is not an athlete alone. He’s the center of a team – doctors, scientists, coaches, agents and so on.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz