https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

EERO MANTYRANTA: KANINDA DOĞAL DOPİNG TAŞIYAN ADAM

Okunması Gerekenler

Spor dünyasında başarı; antrenman disiplini, zihinsel dayanıklılık ve taktiksel zekanın bir bileşimi olarak tanımlanır. Ancak bazı hikayeler vardır ki, insan vücudunun sınırlarını çizen asıl unsurun genetik piyango olduğunu kanıtlar.

1960’lı yıllara damga vuran Finlandiyalı efsanevi kayaklı koşucu Eero Mäntyranta, sporda genetik avantajın ve “doğal dopingin” tıp tarihindeki en somut sembolüdür!.

Kar Üstünde İmkansız Fark

Kayaklı koşu (Cross-Country Skiing), insan vücudunun VO_2 Max (maksimum oksijen tüketim kapasitesi) sınırlarını en çok zorlayan disiplindir.

Saliselerin dahi devasa önem taşıdığı bu sporda Mäntyranta, 1964 Innsbruck Kış Olimpiyatları’ndaki 15 km yarışını en yakın rakibine 40 saniye gibi tarihi bir fark atarak kazandı.

Bu fark, o seviyedeki bir organizasyon için neredeyse tur bindirmekle eşdeğerdi.

Oyunları 2 altın ve 1 gümüş madalyayla tamamlarken arkasında büyük bir şüphe bulutu bıraktı: Rakipleri kan ter içinde bitiş çizgisine yığılırken, bir insan tırmanışlarda kasları hiç kilitlenmeden nasıl bu kadar efor-suz kalabilirdi?

Şüphe Yılları ve Tıbbi Aklanma

Mäntyranta, 1960’lar ve 70’ler boyunca rakipleri tarafından “kan dopingi yapmakla” suçlandı. Gerçek ise o sporu bıraktıktan çok sonra, 1990’lı yıllarda Finlandiyalı bilim insanlarının Mäntyranta ailesinin soy ağacını kapsayan geniş çaplı DNA araştırmasıyla ortaya çıktı.

EPOR Gen Mutasyonu

Mäntyranta ailesinin 200 yılı aşkın süredir taşıdığı nadir bir genetik mutasyon tespit edildi. Bu durum, vücudunun eritropoietin (EPO) hormonuna aşırı duyarlı olmasını sağlıyordu: %50 Fazla Alyuvar!

Bu mutasyon sayesinde Mäntyranta’nın kemik iliği, ortalama bir insandan %25 ila %50 daha fazla alyuvar (kırmızı kan hücresi) üretiyordu.

Taktiksel Üstünlük

Kanda taşıdığı ekstra oksijen deposu sayesinde rampa yukarı tırmanışlarda kaslarında laktik asit birikmiyor, ritmini hiç bozmadan yoluna devam edebiliyordu.

Kendi Vücudunun Ürettiği Doping ile Eero Mäntyranta, sporda hile yapmadan, tamamen genetik mutasyon sayesinde biyolojik olarak kan dopingi etkisine sahip olduğu kanıtlanan ilk ve en meşhur atlet olarak tıp ve spor literatürüne girdi.

Genetik Tavan ve Çalışma Azmi

Bir atlet ne kadar antrenman yaparsa yapsın, vücudunun alyuvar üretim kapasitesi genetik kodlarıyla sınırlandırılmıştır; Mäntyranta ise bu tavanı doğuştan kırarak piste çıkmıştı.

Ancak unutulmaması gereken temel bir detay var: Genetik mutasyon ona harika bir altyapı sağladı; fakat Kuzey Kutup Dairesi’nin dondurucu soğuğunda yapılan binlerce kilometrelik antrenmanlar olmasaydı, bu alyuvarlar tek başına altın madalya getiremezdi.

Mäntyranta, doğanın seçilmiş geni ile insanoğlunun çalışma azminin birleştiği en unutulmaz spor ikonu olarak, aradan geçen 62 seneye rağmen tarihteki yerini koruyor!.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

CHELSEA-MONACO-EVERTON ÜÇGENİNDE AKILALMAZ DOMİNO ETKİSİ

Transfer son gününün (Deadline Day) en karmaşık draması Chelsea, Everton ve AS Monaco üçgeninde yaşandı. Londra, Merseyside ve Monako...

Benzer Konular