KÜRESELLEŞMENİN SON AYAĞI:E-BİLET(3)



Normal
0




false
false
false

EN-CA
X-NONE
X-NONE






































































































































































onur resimE-bilet uygulamasını tek başına sonuçlarıyla değerlendirmenin yetersiz olacağı varsayımından yola çıkarak geçen yazıda altında yatan nedenleri kısaca açıklamaya çalışmıştım. Her sistem gibi endüstriyel futbolun da kendini yeniden üretmesi gerektiğinden bu yeniden üretici araçların belki de en önemlisi olan medyayı ele almak gerektiğini düşünüyorum.

Milliyetçiliğin, ulus-devletin ortaya çıkış sürecinde kendisini ulus-devleti meşrulaştırmak için dayatan bir ideoloji olduğunu ileri sürebiliriz. Dolayısıyla, milliyetçilik değişen şartlarla değişmek durumunda olan bir ideoloji oluyor. İktisadi ve idari zafiyetleri yüzünden uluslar arası arenada itibarını yitiren ulus-devlet kabahati “vatan hainlerinde” bulmakta oldukça ustalaşmış durumdadır. Bu aşamada da milliyetçilik ırkçılık olarak tezahür eder. Türkiye’den örnek vermek gerekirse, özellikle uluslar arası arenada oynanan maçlarda medyanın umarsızca kullandığı şiddet dili bazen iki insanın ölümüne sevinmeye kadar (Galatasaray-Leeds Utd maçı sonrası Star gazetesi) gidebiliyor.

Türkiye’de medyanın şiddetin yeniden üretilmesinde ikili bir rolü var. Hem önce şiddeti körükleyen bir dil kullanarak (manşetler, köşe yazarları, yöneticilerin açıklamalarının abartılarak verilmesi gibi) şiddetin tırmandırılmasına önayak oluyor, hem de aynı medya stadlardaki şiddet sorununa dikkat çekerek bir tür korkuya dayalı heyecan yaratıyor. Durum yönetilemez hal alınca da e-bilet uygulaması aynı medya tarafından şiddeti engellemek için savunulur hale geliyor. Oldukça alçakça ve iki yüzlü bir tutum içerisinde bulunan medya aslında stadlardaki şiddetin baş körükleyicisi ve baş düşmanı olarak farklı rolleri oynayan tek karakter gibi davranmakta herhangi bir sakınca görmüyor.

Yazının başında bahsettiğim milliyetçilik biraz havada kalmış gibi görünebilir. Fakat aslında şiddetin tam da ortasında bulunuyor. Bursaspor – Diyarbakırspor maçında Diyarbakırspor oyuncuları nezdinde koca bir şehre açıkça terörist muamelesi yapılmasının Türkiye medyasında nasıl yer aldığını bu noktada hatırlatmak isterim. Maçtan sonra “Türkiye’de ırkçılık yok” diye pişkin pişkin yazılarına devam eden köşe yazarları mı ararsınız, yapılanın şiddet olmadığını savunanları mı?

Bu işler maalesef böyle. Önce milliyetçilik, yetmediği yerde ırkçılık, ateşin sürekli yanar durumda olması için körük rolündeki bir medya ve tüm bu olanlardan kendisini oldukça masum, sanki hiçbir şeyden haberi yokmuş gibi sıyıran bir medya.

Son yazıda e-bilet uygulamasının detaylarına gireceğiz.

onur.ilimsever@abcspor.com