DÜNYA KUPASINDA İYİ Kİ YOKUZ!

Okunması Gerekenler

*MİA SAN HÖNESS

18 yaşındaki Uli Höness 1970 yılında doğduğu şehrin takımı 1846 Ulm'dan Bayern Münih' e transfer olur. Bir temmuz sabahı,...

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS”

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS” Çocukluğumda ilgi ile takip ettiğim bir takım idi Glasgow Rangers. Şimdiki adı ile “Rangers”. Tugay...

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı...

Serter İnceArkadaş ne maçlar oluyor yahu! Aşk, cinayet, heyecan, şehvet, her şey var.

İlk golü atıp öne geçen rakibinin canını çıkaran mı istersin, dünya şampiyonu olarak gelip de daha ilk maçta rezil olan mı istersin, her bir şeyler var.

Bosna’dan Japonya’ya, Kosta Rika’dan Hırvatistan’a, şimdiye kadar oynayan tüm takımlar dünya kupasına yakışır şekilde mücadele ettiler (İspanya hariç, Allahsız tosbağalar, yatırdılar caanım kuponu)

Hatta her turnuvanın bir numaralı hayal kırıklığı adayı İngiltere’yi bile, İtalya’ya yenilmiş olmalarına rağmen beğendim.

Ancak güzel futbola ilave olarak benim daha da çok önemsediğim iki mevzu var.

1-      Sprey:

Hakemler yıllardır pat pat pat adım sayıp barajın duracağı yeri gösterir. Ancak o barajın içindeki terbiyesiz evladı topçular, parmak ucuna kalkıp, bir balerin edasıyla pıt pıt yaklaşır serbest vuruşun yapılacağı noktaya. 9 metre 15 santimlik mesafe olur sana 7 metre. Serbest vurusu kullanan oyuncunun, tribündeki taraftarın itirazlarını görmezden gelir hakem. Eliyle “oyna oyna” yapar da küfür kafir yağar herkes sahaya. Şimdi bu bitti.

Hakem kıç cebinde uzun marlboro gibi taşıdığı spreyi zart diye sıkıveriyor barajın önüne. Geçen olursa öttürecek düdüğü “geri bas len” diyecek belli. Barajda duran kurnaz da önünde çizgi varken totom totom ilerleyemeyecek artık.

Çok tebrikler ediyorum FIFA’yı. Canlarım benim.

 

2-      Gol Çizgisi Teknolojisi:

Ahmet Çakar’ın yönettiği, 1991 yılında FB Stadyumu’nda oynanan ve 2-2 sona eren Besiktaş-Fenerbahçe derbisi geldi hemen aklıma. Mehmet Özdilek ve Semih Yuvakuran’ın kahramaları olduğu o pozisyon halen tartışılır gol müydü değil miydi diye.

Şimdi bu iş kısmetse bitecek artık. Fransa-Honduras maçında bu yöntemle hakem golü Fransa’ya verdi.

Ancak ben maçı yabancı kanaldan izlediğim için TRT spikerinin bu esnada, “yav eskiden ne güzeldi be hacı, saatlerce tartışırdık gol mü değil mi diye. Futbol bi hatalar oyunu neticede” mealindeki konuşmasını sonradan duydum. Has…binallah!

Yav, elbette futbol hatalar oyunu ama o hatayı yapması gereken kişi oyuncu. Tuttuğu adamı kaçıracak, ıska geçecek, topu tepikleyeyim derken rakibin kaval kemiğini çökertecek falan.

Ama sen televizyonda “aaabi bak burdan bakınca net gol gibi”, “valla bilmemkimcim, bu golse, taksimde donsuz gezerim” tarzında eşek muhabbeti yapabilmek için bu ilerlemeye karşı çıkarsan, “nahhaaa sana” der ve avuç içimle alnına tokadı basarım. Hakemler zaten tonla hata yapmaya devam ediyor, edecek. Bu teknoloji sayesinde, futbolcunun emeği bir nebze de olsa korunmuş olacak. Ne demeye karşı çıkıyorsun.

 

Arada kaptırıp gidince başlığı unuttum sanmayın.

Şimdi efendim,  ben bizim takımın dünya kupasına gitmemiş olmasına hiç üzülmedim.

 

Düşünün, Fatih Terim’in garip garip mimikler yapmadığı, triplere girmediği, oyuncuların “Türk Milleti’nin duaları..” diye başlayan beyanatlarının duyulmadığı, tv’deki spiker, yanındaki yorumcu ve saha içindeki röportaj ekibinin, Osmanlı’nın Viyana kuşatmasını anlatıyormuşçasına galeyana gelmediği bir dünya kupası izliyoruz. Sakin sakin, yumuşak yumuşak, gerilmeden, kızmadan…

 

Sadece Futbol var…

 

Ekranlarda, senin benim paramla maça giden devlet büyükleri, eşleri, federasyon yöneticileri, delegeleri, onların eşleri ve vıcık vıcık halleri olmadan sadece futboldan zevk alıyoruz.

 

Her şeye maydanoz olan insanların sıfatlarını görmeden mutlu mesut yaşıyoruz.

 

İçi dışına çıkmış gündemden uzaklaşıp, dünyanın geri kalanıyla beraber güzel bir olaya tanık oluyoruz.

 

Keyfini çıkarın, düşmanlık yapmadan, kamplara bölünmeden, itişip kakışmadan…

 

İyi ki yokuz orda!

serter.ince@abcspor.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

*MİA SAN HÖNESS

18 yaşındaki Uli Höness 1970 yılında doğduğu şehrin takımı 1846 Ulm'dan Bayern Münih' e transfer olur. Bir temmuz sabahı,...

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS”

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS” Çocukluğumda ilgi ile takip ettiğim bir takım idi Glasgow Rangers. Şimdiki adı ile “Rangers”. Tugay Kerimoğlu transfer olunca daha da...

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı Jailson, Gustavo ve Ozan ile...

ERROR BULUT

ERROR BULUT Yüz güzelliği mi iç güzelliği mi meselesiyle uzaktan- yakından bir alakası yok ama "boyu mu, işlevi mi" meselesini çok andıran bir sorunsal daha...

AYAN, PİNHAN VESAİRE

AYAN, PİNHAN VESAİRE “Reklam, talep yaratma sanatıdır.” American Marketing Association (AMA) reklamı bu sözlerle tanımlar. Reklam ve genel olarak pazarlamayı ele aldığınızda en kısa ve en efektif...

Benzer Konular