https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

BORÇ!

Okunması Gerekenler

Borç!

İyi kötü (neresi iyiyse!) bir Dünya Kupası Elemelerini daha bitirdik. Artık play-off maçları ve turnuvaya gidecek son takımların belli olacağı Kasım ayını bekler duruma geldik. Kanaatimce son maçlara damgayı ülkesini tarihi bir hezimetten kurtaran Messi vurdu.

 

Dünya Kupası kazanamama gerçeği, tepesinde Demokles’in kılıcı gibi sallanan Leo Messi, 16 yıldır kazanamadıkları Ekvador deplasmanında hat trick yaparak Demokles’e karşı savaş açtığını cümle aleme ilan etti.

 

2018 Haziran ayında 31 yaşında olacak ve müzesindeki tek eksik, Dünya Kupası için Moskova’ya gidecek olan Messi, geçmiş kupalara göre nispeten daha zayıf addedilen bir Arjantin takımı ile bunu başarmaya çalışacak. Fakat burada göz ardı edilmemesi gereken husus ilk defa bu kadar iyi bir taktisyen hoca ile çalışacak olmalarıdır.

 

Jorge Sampaoli, Şili ile yaptıklarından sonra 2015 yılında dünyanın en iyi milli takım hocası seçildi ve akabinde Sevilla ile de rüştünü ispatlayarak Arjantin’in başına geçip kariyerinde önemli bir adım attı. Kuşkusuz onun için de Rusya macerası çok önemlidir çünkü kariyer zirvesini burada yapabilir.

 

Sampaoli, Ekvator maçından sonra verdiği demeçte maç sonrası soyunma odasında verdiği mesajı açıklarken aslında bir nevi Haziran ayındaki olası başarının anahtarını da anlatıyordu.

 

Şöyle diyordu Sampaoli: ” Messi Arjantin’e Dünya Kupası borçlu değil, futbol Messi’ye bir Dünya Kupası borçlu…”

 

Bu mesajın derinliklerine indiğinizde asıl mesajın Arjantin halkına, takım arkadaşlarına ve kupayı tarafsız gözle izleyecek futbolseverlere verildiği çok nettir. 2006 yılından beri gelen üç Dünya Kupası’nda da Büyük Messi hayali kuran futbol dünyası onu hep Barcelona performansı ile hayal etmeye çalıştı ama hayaller sükuta uğradı. Fakat günümüz futbolunda bir kişinin bir maçı alıp bir taraftan diğerine getirmesi fiziksel ve taktiksel çerçevede çok ender görülen bir durumdur ama pek çok insan bunu görmek istemez.

 

Sistemin çarklarının işleyişini ne kadar mükemmelleştirirsek yıldızları o kadar parlatırız. Romantik futbolseverler olarak hala Pele, Cruyff, Maradona modeline öykünenler az değildir ve Messi’den de beklenti bu yöndedir. Ama unutulmaması gereken gerçek, daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi uluslararası maç takviminin artık milli maçları ikinci plana atacak şekile doğru evriliyor olmasıdır.

 

Bahsi geçen eski yıldızlar uluslararası arenaya haziran ayında çıktıkları için tüm fiziki ve mental motivasyonlarını bu turnuvalara kanalize edebiliyorlardı. Günümüzde ise maç takviminin durumu aşikardır. Üst seviye futbolcular yılda 60 maç oynandıktan sonra milli takım turnuvalarına vücutlarında kalan kırıntılarla çıkmak durumunda kalıyorlar. İşte bu sebepten milli maçlara olan ilgi azalıyor. (Bu konuyu Avrupa Uluslar Ligi özelinde başka bir yazıda anlatacağım).

 

Hepinizsiniz tekim ya da ver Messi’ye gerisini unut mentalitesi bahsettiğin kişi Messi bile olsa bu tüketici takvimde artık geçerli bir düşünce değildir. Bunun en büyük örneğini de Barcelona’da görmekteyiz. Barça makinesinin çarklarının işlediği dönemler Messi’nin performansını artırmış ve çift gerektirir mantıkta yükselen Messi de Barça sistemini daha yenilmez hale getirmiştir.

 

Tabiki kimse altın tepsi içinde Dünya Kupası’nı Messi’ye ikram etmeyecektir. Hele ki benzer problemler yaşayan CR7 ve Neymar da Messi kadar isteyecektir bu kupayı ama burada kilidi açacak olan Messi’nin takım arkadaşları olacaktır.

 

2015’te Şenol Güneş öncesi adı BJK ile anılan Sampaoli’nin sisteminin oturması için yeterli süre hazirana kadar vardır, yeterki takım arkadaşları kendi performanslarını Messi seviyesine çekebilsinler. Kabul etmek gerekir ki bu sefer hücum hattı dışında, eskiye göre, pek kuvvetli bir Arjantin yok ama bu, Dybala, Aguero, Higuain, Icardi, Di Maria ve Banega gibi adamların da değerini düşürmüyor. Hala bir çok takımdan daha üretken olabilirler yeterki istekleri ve motivasyonları Messi kadar olsun.

 

Bu jenerasyonun bilmesi gereken en önemli nokta Messi gibi bir efsane ile oynama şansı ile doğmuş olmalarıdır aynı kendilerinden öncesi 3 jenerasyonun değerini bilemediği gibi ve bunu kullandıklarında kupanın Buenos Aires’e gelmesinin kaçınılmaz olduğudur.

 

Haziran ayı çok şeye gebe gibi gözüküyor. Yıllar sonra Gabriel Jesus takviyesi ile 2002’ye dönmeye çalışan Brezilya, makine gibi çalışan Almanya, altın jenerasyon Fransa ve Belçika, CR7’li Portekiz ve bunların karşısında futboldan bir Dünya Kupası “alacağı” olan Messi ve arkadaşları…

 

Sıcak bir yaz olacak…

 

Herkese sıhhat, akıl, huzur ve spor dolu bir hafta diliyorum.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: osman.cetin@abcspor.com

twitter: @msdoc78

Son Haberler

YAZ KIZIM

Bazen kaybettim sanırsın ama çok şey kazanmışsındır. Bazen gömüldüm sanırsın ama ekilmişsindir, yeniden filizleneceksindir. Bazen kazandım sanırsın ama kaybetmişsindir. 10 kişiyle kazanılan...

Benzer Konular