1977 doğumlu Amerikalı jimnastikçi Kerri Strug bugünkü yazı konumuz.
Ne bireysel bir rekoru var ne de olimpiyat, dünya şampiyonluğu ama O’nu özel yapan şey başka; ayakta alkışlanan savaşçı ruhu.
“Magnificent 7” adıyla bilinen ABD Kadın Jimnastik Takımı’nın en alfa ismi de o değildi ama bugün için en popüleri, en çok hatırlananı o oldu.
Olay 96 Atlanta Olimpiyatları’nda geçiyor.
Düşünün ki, kendi ülkenizde ve her anlamdaki en büyük rakibiniz Sovyetlerin ezici üstünlüğüyle geçen bir branşta (Doğu Bloku’nun boykot ettiği 1984 Los Angeles Olimpiyatı hariç- 1952’dan beri hep onlar kazanmış). Georgia Dome’da 32 bin, tv karşısında milyonlar soluğunu tutmuş seni izliyor.
Atlama beygirindeki ilk atlayışında, Strug çok kötü bir şekilde sırt üstü düşüp, bileğini incitiyor. Tam olarak; inişte yaşadığı denge kaybı sonucu sağ ayağı kaymış, tüm ağırlık sol bileğine binmiş. Önce kimse ne olduğunu tam olarak anlayamıyor, taa ki ayağa kalkıp selam verdikten sonra sekmesine dek ve tüm tribünlerde ölüm sessizliği!..
Takımının yanı ülkesinin altın madalyayı garantileyebilmesi için ise tekrar beygire çıkması gerekiyor (aslında ilk denemede düşmesine rağmen aldığı puan, Rus takımını geçip altın madalyayı kazanmalarına yetecek ama o an bundan habersiz). İkinci atlayışına seke seke gelen sporcu, atlayış sonrası yere çift ayakla iniyor ve hemen sağlam ayağının üzerine geçip, tek ayak üzerinde jüriyi selamlayıp, akabinde ise ağlayarak acı içinde yere kapaklanıyor.
Hastaneye gitme yönündeki telkinleri şiddetle reddedip, madalya töreninde “Magnificent 7” takımıyla kürsüde olmak istiyor. Sol ayağına yapılan bandajla, Nadia Comaneci’yi de yetiştiren efsane coach Bela Karolyi’nin kucağında büyük bir acı, ama “acısından çok daha büyük bir gururla” podyuma geliyor.
Kerri Strug’un bu meşhur hikayesi sadece sporla ilgili değil, aynı zamanda azim, pes etmemek, inanç ve ülkesi, takım arkadaşları için kendini feda etmek hakkında da bir hikayedir.
Çeyrek asır geçmiş o meşhur ikonik 96 performansı üzerinden.
Yazımızı da, tarihi günden tam 16 sene sonra 2012’de kendi ağzından çıkan sözlerle bitirelim; “O gün kendime ve hayallerime inanmayı öğrendim, korkularıma değil.”
