Belçika futbolu denildiğinde akla ilk gelen kulüplerden biri hiç şüphesiz RSC Anderlecht olur. Mor-beyazlı ekip, yıllar boyunca sadece Belçika’nın değil, Avrupa futbolunun da saygı duyulan kulüplerinden biri olmayı başardı.
34 lig şampiyonluğu ve Avrupa arenasındaki 5 büyük kupa zaferiyle ülke futbolunun en başarılı temsilcisi haline gelen Anderlecht, uzun süre Belçika futbolunun tartışmasız lideriydi.
Ancak futbol tarihinde birçok büyük kulübün yaşadığı gibi Anderlecht de son yıllarda ciddi bir düşüş sürecine girdi. Özellikle 2017’de kazanılan son lig şampiyonluğunun ardından başlayan bu kabus, bugün hâlâ devam ediyor. Bir dönem şampiyonlukların doğal favorisi olan kulüp, artık eski ihtişamını arayan bir yapıya dönüştü.
Bu gerilemenin arkasında ise birçok önemli neden bulunuyor. İlk ve belki de en kritik sebep yönetim istikrarsızlığı oldu. 2018 yılında iş insanı Marc Coucke kulübü satın aldığında taraftarlar yeni bir başlangıç hayal etmişti. Fakat beklenen yeniden yapılanma bir türlü gerçekleşmedi. Yönetim kadrolarında sık değişiklikler yaşandı, teknik direktör koltuğu sürekli el değiştirdi ve kulüp uzun vadeli bir futbol planı oluşturmayı başaramadı.
Bunun yanında transfer politikaları da Anderlecht’in düşüşünü hızlandırdı. Kulüp, geçmişte başarı getiren akılcı scouting sisteminden uzaklaşarak yüksek maaşlı fakat beklentileri karşılayamayan oyunculara yöneldi. Yapılan pahalı transferler sportif başarı getirmediği gibi kulübün mali yapısını da ciddi şekilde zorladı. Yanlış planlama sonucunda Anderlecht, hem saha içinde hem de ekonomik anlamda büyük bir yükün altına girdi.
Bir diğer önemli kırılma noktası ise altyapı kültüründen uzaklaşılmasıydı. Anderlecht yıllar boyunca Avrupa’ya yıldız oyuncular kazandıran bir futbol fabrikası gibiydi. Youri Tielemans ve Leander Dendoncker gibi isimler bu sistemin en başarılı örnekleri arasında yer alıyordu. Kulüp, genç yeteneklere yatırım yaparak hem sportif başarı elde ediyor hem de ekonomik olarak ayakta kalabiliyordu. Ancak son yıllarda günü kurtarmaya yönelik transfer politikaları nedeniyle bu gelenekten uzaklaşıldı ve bunun bedeli ağır oldu!.
Öte yandan Belçika futbolundaki rekabet dengesi de tamamen değişti. Özellikle Club Brugge KV istikrarlı yapısıyla zirveyi ele geçirirken, uzun yıllar gölgede kalan Royale Union Saint-Gilloise da son 5 senede yeniden sert bir yükselişe geçti. Anderlecht ise bu değişime ayak uydurmakta zorlandı ve eski gücünü rakiplerine kaptırdı.
Bugün Anderlecht hâlâ büyük bir taraftar kitlesine, köklü bir tarihe ve güçlü bir marka değerine sahip. Ancak kulübün yeniden eski günlerine dönebilmesi için kısa vadeli çözümler yerine sağlam bir futbol aklına, istikrarlı yönetime ve özüne dönüşe ihtiyacı var. Çünkü Anderlecht’i Anderlecht yapan şey sadece kupalar değil; yıllarca Avrupa’ya örnek gösterilen futbol kültürüydü.
Ve yazıyı çarpıcı bir gerçekle bitirelim: Belçika futbolunun en büyük kulübü olarak görülen Anderlecht, son resmi kupasını Temmuz 2017’de kazanabildi. O günden bu yana mor-beyazlılar için hasret ve hayal kırıklığı hâkim.
