Joe Frazier ile Muhammad Ali… Boks tarihinin en büyük efsanelerinden ikisi..
Ama bu ringdeki rekabet işin en hafif yanı, adeta kan davasına dönen bir düşmanlık vardı aralarında diyebiliriz!.
Aslında başlangıçta birbirlerine karşı tamamen düşman değillerdi ama maçların tanıtımı sırasında Ali, Frazier’e sürekli “goril”, “çirkin” ve “Uncle Tom” gibi ağır ve aşağılayıcı ifadeler kullanmasını, Ali bunların psikolojik savaşın bir parçası olduğunu söylese de Frazier kişisel olarak aldı ve hiç affetmedi.
Üstüne de Ali, askerliği reddettiği için lisansı iptal edilip bokstan uzaklaştırıldığında, Frazier ona maddi destek sağladı ve yeniden lisans alabilmesi için etkili kişilerle görüştü. Buna rağmen Ali’nin kendisine hakaret etmeye devam etmesi Frazier’i derinden kırdı ve ilişkilerini dönülemez noktaya getirdi.
Ali de zaten kendisi siyahların kahramanına dönüşmüşken, Frazier’in beyazların, düzenin adamı olduğunu söyleyerek, adeta senelerce nefret kustu Frazier’a…
Medyanın rekabeti büyütmesi de işi katlanarak alevlendirdi. Özellikle 1971’deki “Fight of the Century”, ardından 1974’teki rövanş ve 1975’teki “Thrilla in Manila” öncesinde medya iki boksörü adeta kişisel düşman gibi gösterdi. Bu durum gerçek hayattaki kırgınlığı daha da artırdı.
Özellikle “Thrilla in Manila”, yani bu üçüncü maç o kadar sert geçti ki iki sporcu da fiziksel olarak sınırlarını geçip, bir nevi ölüm dövüşü yaşayıp yaşatmışlardı izleyenlere…
Sonra spor bitti, rekabetin harareti günden günde azaldı. Ama perde kapanmadı; Ali vs Frazier savaşı (maç demek hafif kaçar), seneler sonra bu kez kızlarıyla sahne alacaktı!.
Laila Ali ve Jacqui Frazier-Lyde, ringde karşı karşıya gelerek boks tarihinin en ilginç hikayelerinden birini yazıp, belki de kadın boksunu arsa çıkartan isimler oldular.
Babaları, iki büyük efsane, 1971 ile 1975 arasında üç defa karşılaşmış ve bu maçlar boks tarihinin en unutulmaz rekabetlerinden biri olmuştu. 2001’de çocukları (kızları) kapışacaktı bu kez!
Laila Ali, profesyonel kariyerine fırtına gibi başlamıştı. Babasının hızı ve özgüvenini taşıdığı söyleniyordu. Jacqui Frazier-Lyde ise avukatlık yaparken boksa başlamış, babasının mücadeleci ruhunu ringe taşımıştı. Kariyerinin başında hiç yenilmeden 9 galibiyet alan Laila, aynı şekilde 7 zafer kazanan Jackie’ye karşıydı.
8 Haziran yapılan mücadele basında çok büyük ilgi görmüş ve sekiz raund sonunda hakemlerin çoğunluk kararıyla Laila Ali galip gelmişti. Turning Stone Resort Casino, Verona, New York’da “Tribute to the Fathers,” ismiyle sahnedeydiler.
Kadın boks tarihi için bir dönüm noktası olan bu etkinlikte; tribünlerde 7000 seyirci, tam 125 bin kişi de pay-per-view (öde-izle) sistemi üzerinden satın alarak ekran başından takip etti!.
Ali, mükemmel başlayan kariyerini 24-0’lik bir istatistik ile bitirdi ve ardından aşçılık kitabı yazan, kozmetik ürünler çıkaran, televizyon programlarına katılan başarılı bir iş kadını oldu. Jackie Frazier-Lyde ise Laıla dışında kimseye yenilmedi ve kariyerini 13 zaferle noktaladı. Hukuk fakültesi mezunu Jackie ise önce avukattı ve artık yargıç olarak hayatını sürdürüyor.
Ama onlar iş hayatındaki başarılı-örnek kariyerlerinden çok Dördüncü Ali-Frazier maçı yani “Ali–Frazier IV” olarak biliniyor dersek abartmış olmayız!.
Hatta o dönemde rövanş yapılması sıkça konuşuldu. Ancak çeşitli nedenlerle ikinci maç hiçbir zaman gerçekleşmedi dye de belirtip yazımızı bitirelim.
