Kaynayan Bir Tutku Kazanı: “O Animal” Edmundo’nun Yükselişi, Çöküşü ve Bitmeyen Trajedisi
Onun efsanesi, Brezilya futbolunun diğer pek çok efsanesi gibi Rio de Janeiro’nun acımasız gecekondularında (favelalarında) başladı. Teixeira de Freitas Caddesi, Ipanema’ya sadece 30 kilometre uzaklıkta olabilir; ancak Niterói’nin ezilmiş sakinleri için bu mesafe 3.000 kilometre kadar uzaktır!.
Favelalardan Büyük Sahneye: Dinho’nun Doğuşu
Maracanã Körfezi’nin karşı kıyısında ailesini geçindirmeye çalışan bir berberin oğlu olan Edmundo, akademik konulara hiçbir ilgi göstermezdi. Ailesi ve arkadaşları tarafından “Dinho” olarak bilinen genç adamın dünyasında tek bir şey vardı: Futbol.
Plajdaki mahalle maçlarında sivrilen minyon ve çalımlı yeteneği, öfkesinin keskinliğiyle birebir yarışıyordu. Ne var ki, yeteneği kadar hırçın mizacı da erken yaşlarda kendini gösterdi. Botafogo altyapısına seçildikten kısa süre sonra, kulüp tesislerinde çıplak gezdiği için altyapıdan ihraç edilmesi, onun kendi kendini yok etme eğiliminin ilk işaretiydi.
Ancak sahadaki büyüleyici ayakları kapıları hep açık tuttu. Vasco da Gama ve ardından kariyerinin en golcü dönemlerini geçireceği Palmeiras formasıyla Brezilya’yı salladı. Teknik direktör Vanderlei Luxemburgo’nun ellerinde kurulan dev kadronun en parıltılı yıldızı oldu ve takımını üst üste Brasileirão şampiyonluklarına taşıdı. O dönem ünü tüm ülkeye yayıldı ve efsanevi yorumcu Osmar Santos ona unutulmaz lakabını taktı: “O Animal” (Hayvan).
Sahada ve Sokakta Kırmızı Kartlar, Yumruklar ve Pişmanlıklar
Edmundo için zafer ile ihanet hep ikiz kardeş gibiydi. Sahadaki yeteneği ne kadar parlaksa, öfke kontrolü de o kadar karanlıktı:
** São Paulo Derbisi Kaosu (1994): Sahada rakip oyunculara yumruk ve tokatlar savurduğu, altı oyuncunun kırmızı kart gördüğü o dev kavgada takımının iki golünü de atmıştı ama kimse golleri değil, çıkardığı savaşı hatırlıyordu.
** Uluslararası Krizler: 1995 yılında Copa Libertadores’te kaçırdığı penaltının ardından yerel bir kameramana tekme attığı için Ekvador’da gözaltına alındı ve ülkesinden ancak Brezilya hükümetinin diplomatik müdahalesiyle dönebildi.
** Kardinal Sin: Rio’daki Ölümcül Kaza: 2 Aralık 1995 gecesi, karnaval eğlencesi sonrası alkollü bir şekilde Jeep Cherokee’siyle hız sınırını aşarak bir Fiat Uno’ya çarptı. Araçtaki üç kişi hayatını kaybetti. Taksirle adam öldürmekten yargılanan Edmundo sadece kariyerinin en büyük travmasını yaşamakla kalmadı; futbol ona bir süreliğine tamamen kapandı.
1998 Fransa Dünya Kupası ve Romario ile “Tarihi Savaş”
29 golle Brezilya gol rekorunu kırıp 1998 Dünya Kupası kadrosuna girdiğinde, halk onun Ronaldo’nun yerine ilk 11’de oynamasını istiyordu. Ancak teknik direktör Mário Zagallo, takımın huzurunu bozacağı gerekçesiyle onu yedek bıraktı. Edmundo ise dayanamayıp bir Rio radyo istasyonunu arayarak kadro tercihlerini açıkça eleştirdi.
Avrupa’da Fiorentina macerasında Batistuta ile yakaladığı harika uyumu, Rio karnavalına katılmak için sözleşmesindeki maddeyi kullanıp takımı yüz üstü bırakarak harcadı. Ülkesine dönüp Vasco’ya katıldığında ise futbol tarihinin en garip ego savaşlarından birinin öznesi oldu: Romario ile olan küslüğü.
Daha önceden çok yakın arkadaş olan ikilinin arası, Romario’nun plaj barındaki tuvalet kabinlerine Edmundo’nun alaycı bir karikatürünü çizdirmesiyle açıldı. Kulüpte yeniden buluştuklarında bu düşmanlık medyada dev bir sirk yarattı.
Ancak tüm bu gerilime rağmen, Ocak 2000’de Manchester United’a karşı sahada sergiledikleri futbol ve Edmundo’nun Silvestre’yi çalımlayıp Bosnich’e attığı o muazzam gol, onların sahadaki uyumsuz dehasının en saf kanıtıydı!.
Ebedi Pişmanlık
2002 yılında erkek kardeşinin cesedinin bir arabanın bagajında çürümüş halde bulunmasıyla hayatı bir kez daha yıkıldı. 2011 yılında mahkemenin trafik kazasındaki zaman aşımı kararını vermesiyle yasal olarak özgürlüğüne kavuştu ama o günün acısı içinden hiç silinmedi: “Ben ebedi bir pişmanım. Bu üzüntü geçmiyor.”
Edmundo, Brezilya futbolunun en kusurlu ama en büyüleyici yeteneklerinden biriydi. Saha içindeki zapt edilemez enerjisi ve sahadışı dramalarıyla o, kutsal bir ayak yeteneği ile lanetli bir mizacın hikayesiydi.
Edmundo’nun şiddet içeren uygunsuzlukları ve skandal manşetleriyle dolu kariyerinin pek de hoş bir tablo çizmediği şüphe götürmez.
Peki kendisi, bir Brezilyalı gazetecinin ifadesiyle gerçekten “insanlık için bir tehdit” miydi, yoksa sadece kutsal bir yetenekle lanetli bir mizacı uzlaştırmakta zorlanan, derin kusurları olan bir insan mıydı? Bu, basit bir cevabı olmayan bir soru. Ancak basit olan şu ki Edmundo Alves de Souza Neto, ülkesinin yetiştirdiği en büyük yeteneklerden biri olarak kalmaya devam eden, en azından saha içinde, tartışmasız bir efsanedir!.
