https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

SERVİSLER, ENERJİ VE AURA; AMERİKAN TENİSİNİN YENİ YÜZÜ: BEN SHELTON

Okunması Gerekenler

Amerikan erkek tenisi (Agassi-Sampras-Roddick) uzun süredir küresel çapta ses getiren büyük bir yıldız yetiştirmekte zorlanıyordu. Ben Shelton, tam da bu makus yazgıyı kırmaya aday bir profil çiziyor. Patlayıcı oyun tarzı ve ezber bozan kariyer yolculuğuyla, özellikle Avustralya Açık sonrasında modern tenisin en çok merak edilen figürlerinden birine dönüştü.

Frances Tiafoe ve Taylor Fritz gibi isimler de Amerikan tenisinin yükselen değerleri arasında yer alıyor; ancak Ben Shelton, hem sahada hem de saha dışında sahip olduğu tınıyla diğer vatandaşlarından ayrılıyor gibi sanki..

Gelin, bu etkileyici hikayenin kökenlerine kısa bir yolculuk yapalım.

Tenisten Önceki Tutkusu: Amerikan Futbolu ve Quarterback Geçmişi

Shelton, çocukluk yıllarında ve erken ilkokul/ortaokul döneminde tamamen Amerikan futboluna odaklanmıştı. Oyun kurucu (quarterback) olarak oynuyordu.

Ancak ortaokul sonuna doğru etrafındaki çocukların fiziksel olarak çok hızlı büyümesi ve kendisinin sürekli sert fiziksel darbelere maruz kalması onu tenise yönlendirdi.

ABD Dışına İlk Çıkışı ve Pasaport Hikayesi

Ben Shelton, bu sene yani kariyerinin ilk dönemlerinde uluslararası turnuvalara katılabilmek için hayatında ilk kez pasaport çıkarttı ve ilk yurt dışı deneyimini bu sene Ocak ayında Avustralya’da (Adelaide ve ardından Australian Open için) yaşadı.

İlk uluslararası seyahatlerinden birinde Grand Slam çeyrek finali görmek kariyerinin ne kadar hızlı ivme kazandığının kanıtı diyebilirz.

Aile Genetiği ve “Tenis Hanedanı” Soy Ağacı

Shelton’ın başarısı tamamen genetik bir miras.

Babası Bryan Shelton, eski bir profesyonel tenisçi ve günümüzde ana koçudur. Annesi Lisa Witsken Shelton, dönemin en önemli genç tenisçilerinden biriydi.

Dayısı Todd Witsken, profesyonel düzeyde kariyer yapmış eski bir tenisçiydi. Kız kardeşi Emma da Florida Üniversitesi’nde kolej tenisi oynadı.

Kolej Tenisinden Zirveye (NCAA Dönemi)

Günümüzdeki pek çok genç oyuncu erken yaşta bireysel eğitime odaklanıp turnuvalara koşarken, Shelton Florida Üniversitesi’nde (Florida Gators) kolejde oynadı. Hatta 2021’de takımına okul tarihinin ilk ulusal şampiyonluğunu getiren maçı kazandı.

2022’de ise NCAA Tekler Şampiyonu olarak profesyonelliğe adım attı. Finans bölümünde okuyan Shelton, daha sonra eğitimine bir süre çevrim içi olarak devam etmek zorunda kaldı.

Kort İçindeki Karakteri ve Yıkıcı Servis Gücü

Solak olmasının da verdiği avantajla erkekler tenis turundaki en sert servis atan oyunculardan biridir. Servis hızları düzenli olarak saatte 230 km sınırını aşmakta ki, sadece sert vuran bir “servis makinesi” olmanın ötesinde, fiziksel dayanıklılığını öne çıkaran atletik bir kurgusu da var.

“Aniden Parlama” Grafiği

Shelton, profesyonelliğe geçiş yaptıktan sonra turnuva seçkisinde çok agresif bir strateji izledi. Klasik genç oyuncular gibi uzun süre Challenger turnuvalarında debelenmek yerine doğrudan büyük sahnelere çıktı.

2023 Avustralya Açık’ta henüz kariyerinin başındayken çeyrek final oynaması, onu modern teniste Open Era döneminde bu aşamaya gelen en genç Amerikalılardan biri yaptı.

Daha birkaç ay öncesine kadar Florida Üniversitesi’nde kampüs koridorlarında yürüyen, ABD sınırlarının dışına bile çıkmamış 20 yaşındaki bir çocuğun, hayatında ilk kez eline pasaport alıp Melbourne Park’ın kortlarına ayak basışı ve ardından aniden çeyrek final turuna adını yazdırması adeta “bir kolej çocuğunun Melbourne’de yarattığı şok dalgası” diye ara başlık bile atabiliriz!.

Bağıra Bağıra Geliyordu

Belki bazı tenisseverler onu ilk yurt dışı seyahatinde, Avustralya’da tanıdı; ancak Kuzey Amerika’dan onu benim gibi takip edenler için bu yükseliş çığ gibi büyürek geliyordu.

2022’de kazandığı NCAA Tekler Şampiyonluğu ve özellikle Kasım ayından sonra tavan yapan grafiği bunun en net kanıtıydı. Üstelik Charlottesville, Knoxville ve Champaign-Urbana turnuvalarında art arda şampiyonluklar yaşayarak çıktığı 15 maçta yalnızca 6 set vermişti. Bu muazzam seri, ona “arka arkaya 3 Challenger turnuvası kazanan en genç oyuncu” unvanını da getirdi.

Ünik Servis Stili

Sadece servislerinin kalitesiyle değil, benzersiz stiliyle de tüm spot ışıklarını üzerine topluyor.

Aşırı esnek sırt yayı, bacaklarından aktardığı patlayıcı güç, solaklığın sunduğu doğal açı avantajı ve kusursuz bir akıcılıktaki ‘trophy position’ (kupa pozisyonu), onun tenis dünyasındaki kalıcı imzası olmaya aday (estetik duruyor).

Roland Garros Olmaz ama Aus veya US Open Muhakkak!

Karakteristik yapısının toprak korta yabancılığı göz önüne alındığında, bir gün Paris’te kupa kaldırdığını hayal etmek epey ütopik duruyor (bence Wimbledon de zor).

Ancak sert kort alametifarikası ve şimdiden iddia ediyorum ki; Shelton’ın ilk Major finali kesinlikle Avustralya’nın veya Amerika’nın sert zeminine yazılacak!.

Fakat kaderin cilvesi mi demeli, yoksa talihsizlik mi; Shelton da maalesef pek şanslı bir döneme denk gelmedi. Andy Murray’nin tosladığı “Üç Silahşörler” (Roger, Rafa, Novak) efsanesi gibi, o da şimdi Alcaraz ve Sinner gibi neredeyse aşılmaz iki duvarı geçmek zorunda.

Üstelik bu denkleme, benim büyük bir hayranlıkla takip ettiğim ama bir türlü Major zaferine uzanamayan high class Alexander Zverev gerçeğini de eklemek lazım.

Shelton henüz çok genç (9 Ekim 2002) ve önünde uzun yıllar var; fakat hazırı açılmışken söyleyeyim: Eğer Zverev bir Slam finali bile kazanamadan raket bırakırsa, tenis üzerine yapıp da en çok yanıldığım gençlik analizi olarak tarihe geçecektir!.

Eksik Halkalar

Tabii ki daha yolun başında; ancak bugün itibarıyla oyununda dikkat çeken net bir savunma açığı bulunuyor. Oyun tarzı bazen fazla “vahşi” bir karakter sergileyebiliyor. Her topu doğrudan öldürücü bir winner ile bitirme arzusu, özellikle akıllı ve savunma duvarı sağlam oyunculara karşı yüksek oranla basit hata (unforced error) olarak geri dönebilir.

Zayıf kalan backhand kanadı ve henüz gelişim aşamasında olan return kalitesi de bu tablonun diğer negatif detayları. Elbette devasa ve yıkıcı bir servis silahına sahip; fakat bu muazzam güce taktiksel disiplin, daha stabil bir backhand ve sabırlı bir puan inşası da ekleyebilirse, zirvedeki o iki “Goliath” seviyesine çıkması işten bile değil.

Fazla uzatmadan; Alcaraz ve Sinner’in ördüğü o asılmaz duvar yetmezmiş gibi, hala umutla “bu kez olacak” diye beklediğim, kendimce Zverev gerçekliğini de hesaba katarsak, bu zorlu jenerasyonda işi hiç kolay değil !

** Özetle; Shelton tam anlamıyla doğuştan bir yıldız. Bir zamanlar sadece Amerikan futbolu sahalarında hırpalanan bir oyun kurucuyken, bugün raketini adeta bir mızrak gibi kullanan modern bir şovmene dönüşecek vibe’í veriyor.

Genç yaşı, yakışıklılığı, yaydığı inanılmaz elektrik ve tabii ki arkasından gelen o kudretli Amerikan medya makinesinin gücüyle, modern tenisin yeni yüzü olmaya en büyük adaylardan biri bence…

Bu 1-2 seneyi ısınma turu olarak düşünelim, ama 2025-26 ile beraber (zaten TOP10 içine yerleşeceği bence garanti) rating-magazinsel anlamda da zirveye çıkacaktır.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail: burak.belgen@abcspor.com

twitter: @BurakBelgen

 

Son Haberler

BİR ZAMANLAR KÜBA BOKSU: ÜLKEDEN BİR BİR KAYBOLAN ALTIN ELDİVENLER

Küba boks ekolünün zirveden sarsıntıya giden bu büyüleyici hikayesi, tıpkı İsveç tenisi örneğinde olduğu gibi bir spor ekolünün nasıl...

Benzer Konular