Larisa Savchenko-Neiland: Letonya Tenisinin Unutulan Şampiyonu
Letonya tenisi dendiğinde, kadınlarda Jeļena Ostapenko, erkeklerde ise Ernests Gulbis kuşkusuz ilk akla gelen isimler.
Ostapenko’nun Roland Garros zaferi, Gulbis’in ise erkeklerde dünya 10 numarasına kadar yükselmesi, Letonya tenisinin modern dönemdeki en büyük başarıları olarak öne çıkıyor. Ancak modern dönemden çıkıp tarihin tamamına baktığımızda, karşımızda çok daha farklı bir şampiyon daha var: Larisa Savchenko-Neiland.
Burada baştan önemli bir ayrım yapmak gerekiyor.
Larisa Savchenko, 21 Temmuz 1966’da bugünkü Ukrayna’nın Lviv kentinde, o dönemde Sovyetler Birliği sınırları içerisinde dünyaya geldi. Dolayısıyla onu teknik olarak “Letonya doğumlu Sovyet tenisçi” şeklinde tanımlamak doğru değil.
Savchenko, Sovyet döneminin sonlarında Letonya’ya yerleşti; 1989’da Letonyalı tenis antrenörü Aleksandrs Neiland ile evlendi ve Letonya’ya taşındı. Letonya’nın bağımsızlığını yeniden kazanmasının ardından da Letonya vatandaşı olarak ülkeyi temsil etmeye başladı.
Yani Savchenko-Neiland’ın hikayesi, bir anlamda SSCB’den bağımsız Letonya’ya uzanan iki farklı tenis çağının hikayesi.
İkinci sınıfta başlayan hikaye
Kısa bir kronolojiyle, çocukluğundan başlayalım.
Savchenko, henüz ikinci sınıftayken doğduğu Lviv’deki tenis bölümüne gitmeye başladı. Babasını küçük yaşta kaybetmişti ve annesi Margarita, kızının sporla ilgilenmesini istiyordu. Çok geçmeden yeteneği fark edildi ve Sovyetler Birliği’nin genç tenis sisteminde yükselmeye başladı.
Çocuk yaşta başladığı bu yolculuk, onu kısa süre içerisinde Sovyetler Birliği’nin en önemli genç tenisçilerinden biri haline getirecekti. Ve belki de kariyerinin en çarpıcı tarafı, bu hikayenin aslında hiç yaşanmayabilecek olması.
Bir tenisçi olmaktan son anda vazgeçebilirdi
Savchenko’nun çocukluk yıllarında ailesinin ekonomik şartları tenis kariyerini sürdürmesini zorlaştırıyordu. Bir noktada tenisi bırakıp okul korosuna geçmeyi bile düşünüyordu.
Ama teniste kaldı. Ve devamında dünya 1 numarası olacak, altı Grand Slam kazanacak ve çiftlerde 65 WTA şampiyonluğuna ulaşacaktı.
Sovyetler Birliği’nin genç yıldızından dünya şampiyonuna
1983 yılında profesyonel kariyerine başlayan Savchenko, daha 17 yaşındayken Wimbledon’da kadınlar çiftlerde çeyrek finale yükseldi.
Aynı dönemde Sovyetler Birliği şampiyonlukları gelmeye başladı. 1984’te Ukrayna SSC takımıyla Sovyetler Birliği Kupası’nı kazandı; 1986’da ise Sovyetler Birliği Halkları Spartakiadı’nda mutlak şampiyon oldu.
1987’de Wimbledon çiftlerde yarı final gördü.
Bir yıl sonra ise kariyerinin en önemli erken dönem başarılarından birini elde etti.
1988 Seul: Sovyetler Birliği adına Olimpiyat çeyrek finali
1988 Seul Olimpiyatları’nda SSCB adına yarışan Savchenko, hem kadınlar teklerde hem de çiftlerde çeyrek finale yükseldi.
Teklerde turnuvaya 11 numaralı seribaşı olarak katıldı ve çeyrek finalde dönemin dünya 1 numarası Steffi Graf’a üç sette kaybetti.
Çiftlerde ise Natasha Zvereva ile birlikte yine çeyrek finale ulaştı. Her iki branşta da Olimpiyatları 5–8. sırada tamamladı.
Asıl uzmanlık alanı: Çiftler
Savchenko’nun teklerde de küçümsenmeyecek bir kariyeri vardı.
Dünya sıralamasında 13 numaraya kadar yükseldi. 1988 US Open ve 1994 Wimbledon’da teklerde çeyrek final oynadı. Ayrıca kariyerinde iki WTA tekler şampiyonluğu kazandı: 1991’de St. Petersburg ve 1993’te Schenectady.
Fakat onun gerçek uzmanlık alanı çiftlerdi.
Ve burada ortaya gerçekten olağanüstü bir kariyer çıkıyor.
27 Ocak 1992’de dünya çiftler sıralamasında 1 numaraya yükseldi.
Toplamda 65 WTA çiftler şampiyonluğu kazandı. 766 galibiyet ve 258 mağlubiyetlik çiftler kariyeri…
Natasha Zvereva ile gelen Grand Slam zaferleri
Savchenko’nun kariyerindeki en önemli partnerlerden biri Belaruslu Natasha Zvereva’ydı.
1989’da Roland Garros, iki yıl sonra ise 1991 Wimbledon’da zirveye çıktılar.
Üstelik Wimbledon finalinde Gigi Fernández ve Jana Novotná gibi dönemin en güçlü çiftlerinden oluşan, turnuvanın 1 numaralı seribaşı ekibini mağlup ettiler.
Savchenko’nun kadınlar çiftlerindeki Grand Slam şampiyonlukları böylece ikiye ulaştı.
Fakat Grand Slam hikayesi bununla bitmedi.
Dört Grand Slam daha: Karışık çiftlerde de zirve
Savchenko’nun altı Grand Slam şampiyonluğunun dördü karışık çiftlerde geldi.
Üstelik bu dört şampiyonluk üç farklı partnerle kazanıldı:
1992 Wimbledon — Kirill Suk
1994 Australian Open — Andrei Olhovskiy
1995 Roland Garros — Mark Woodforde
1996 Australian Open — Mark Woodforde
** Dolayısıyla Savchenko-Neiland’ı yalnızca “Wimbledon ve Roland Garros çiftler şampiyonu” olarak tanımlamak, kariyerinin önemli bir bölümünü eksik bırakmak olur!.
Peki Savchenko Sovyet mi, Letonyalı mı?
İşte hikayenin belki de en ilginç kısmı burada.
Kronoloji aslında her şeyi anlatıyor:
1966: Lviv’de, Sovyetler Birliği’nde doğuyor.
1983: Profesyonel kariyerine başlıyor.
1988: Seul Olimpiyatları’nda SSCB adına yarışıyor ve hem tekler hem çiftlerde çeyrek finale çıkıyor.
1989: Letonyalı tenis antrenörü Aleksandrs Neiland ile evleniyor ve Letonya’ya taşınıyor.
1991: Henüz SSCB adına yarışırken Natasha Zvereva ile Wimbledon kadınlar çiftler şampiyonluğunu kazanıyor. Wimbledon kayıtlarında ikili turnuvanın şampiyonu olarak açıkça SSCB adına yer alıyor.
1992: Artık bağımsız Letonya adına yarışıyor.
Ancak burada önemli bir düzeltme yapmak gerekiyor: Savchenko’nun Olimpiyatlardaki büyük başarısı 1988 Seul’deki SSCB dönemi.
Bu da onu spor tarihi açısından son derece ilginç bir figür haline getiriyor: Aynı tenisçi, dört yıl arayla iki farklı siyasi dönemin temsilcisi olarak Olimpiyat sahnesine çıkıyor.
Korttan sonra da tenis dünyasında kaldı
Savchenko-Neiland’ın kariyeri kortları bırakmasıyla sona ermedi.
Antrenör olarak da tenis dünyasında kalmaya devam etti. En dikkat çekici başarılarından biri, Svetlana Kuznetsova’nın 2009 Roland Garros şampiyonluğu sırasında antrenörlüğünü yapan ekipteydi.
Ve belki de en güzel ayrıntı…
Biyografisinde Savchenko-Neiland hakkında çok hoş bir ayrıntı var ki bahsetmezsek olmaz; Jurmala’daki tenis kulübünde genç oyunculara destek olmak amacıyla kullandığı raketlerini, kıyafetlerini ve ayakkabılarını kulübe bağışlıyor. Dahası, kulüpte bir tenis şöhretler köşesi oluşturulmasına da katkıda bulunuyor.
Son söz
Bugün; Ostapenko, Letonya tenisinin modern çağdaki en görünür yıldızı, Gulbis de erkeklerde ülkenin ulaştığı en yüksek seviyenin sahibi olabilir.
Ama Savchenko-Neiland, Letonya tenis tarihinin çok daha eski, çok daha karmaşık ve özellikle çiftlerde çok daha görkemli bir bölümünün bayrak taşıyıcısı.
Belki de bu yüzden onun hikayesi, Letonya tenisinin en az bilinen ama en fazla anlatılmayı hak eden hikayelerinden biri.
