https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

ALEXANDER WURZ: 19. SIRADAN PODYUMA

Okunması Gerekenler

Formula 1 dendiğinde hepimizin aklına takımların büyük isimleri, podyumda gördüğümüz yıldız pilotlar ve onların kıyasıya mücadelesi gelir. Peki ya kameraların kadrajına pek giremeyen, takımın asıl iki pilotunun gölgesinde kalan üçüncü pilotlar?

** Onların hikayelerini hiç merak ettiniz mi?

Marc Gené — Ferrari
Pedro de la Rosa — McLaren
Anthony Davidson — BAR/Honda/McLaren gibi pilotlar ilk aklımıza gelenler, ama bugünkü yazımızın kahramanı Alexandr Wurz!

F1’e geldiğinde podyuma çıkması sadece üç yarış sürdü

Avusturyalı Wurz, Formula 1 kariyerine 1997’de Benetton ile başladı. Ve daha üçüncü Grand Prix’sinde, Silverstone’da podyuma çıktı.

Üstelik bu sıradan bir sonuç değildi. Wurz yarışı üçüncü bitirerek kariyerinin henüz üçüncü F1 startında podyum görmüştü.

O günün ardından doğal olarak beklenti yükseldi.

Yeni bir yıldız mı doğuyordu? Belki. Fakat Formula 1 bazen yetenekten çok daha acımasız bir şey sorar: Doğru zamanda doğru koltukta mısın?

Wurz’un kariyeri bu sorunun ne kadar önemli olduğunu gösterecekti.

Bir anda yarışçıdan test pilotuna

1998 ve 1999 sezonlarında Benetton ile yarışmaya devam etti. Ancak 2000 sezonunun ardından F1 yarış koltuğundan uzaklaştı.

Ve ardından oldukça sıra dışı bir dönem başladı: McLaren test pilotluğu.

Mika Häkkinen ve David Coulthard gibi isimlerin bulunduğu dönemde, Wurz’un görevi artık podyuma çıkmak değil; aracın daha hızlı hale gelmesine yardım etmekti.

Bunun ne kadar uzun sürdüğünü anlamak için tek bir rakam yeterli: 71 yarış!

Wurz, 2000 Malezya Grand Prix’sinden 2005 San Marino Grand Prix’sine kadar tam 71 yarış boyunca F1 yarışına çıkmadı. Bu, dönemin en uzun kokpit aralarından biriydi.

Düşünün: Bir Formula 1 pilotusunuz. Bir zamanlar podyuma çıkmışsınız.

Ama dört yıldan fazla süre boyunca yarışıyorsunuz değil, başkalarının yarışacağı otomobili geliştiriyorsunuz. Her hafta sonu pisttesiniz. Ama start alanında değilsiniz!.

Ve sonra beklenmedik bir geri dönüş

2005’te McLaren’in test pilotu olarak San Marino Grand Prix’sinde yarışma fırsatı geldi.

Juan Pablo Montoya’nın sakatlığı nedeniyle direksiyona geçen Wurz, yedinci sıradan başlayıp üçüncü oldu. Beş yıl sonra yeniden podyumdaydı.

Bir başka ilginç detay ise şu: Wurz’un F1 kariyerindeki üç podyumunun tamamı farklı takımlarla geldi.

1997’de Benetton. 2005’te McLaren. 2007’de Williams: Üç podyum, üç farklı takım, üç kez üçüncülük. Bu bile başlı başına ilginç bir F1 istatistiği!

Ama Wurz’un hikayesinin en güzel bölümü henüz gelmemişti.

2007: Üçüncü pilot koltuğundan yarış koltuğuna
2006’da Williams’ın test ve yedek pilotu olan Wurz, cuma antrenmanlarında takımın üçüncü otomobiliyle piste çıkıyordu.

Bir başka deyişle: Yine üçüncü pilottu. Ancak bu kez bekleyiş uzun sürmedi.

Williams, 2007 sezonu için Wurz’u Mark Webber’in yerine Nico Rosberg’in takım arkadaşı olarak yarış koltuğuna geçirdi. Bu, onun 2000’den beri ilk tam sezonluk yarış koltuğuydu. 34 yaşına yaklaşan bir pilot için Formula 1’de ikinci bir başlangıç gibiydi.

Ve sezonun ilk yarışları kolay geçmedi. Avustralya’da kaza. İspanya’da kaza. Bazı yarışlarda puan yok.

Wurz’un kariyerinin son bölümüne gelmişti.

Sonra Kanada geldi.

19. sıradan başlayan çılgın yarış
10 Haziran 2007. Montreal. Kanada Grand Prix’si.

Wurz, Williams-Toyota’sıyla sıralama turlarını ancak 19. sırada tamamlayabildi.

Önünde 18 otomobil vardı. Normal şartlarda podyum hayali kurmak bir yana, puan almak bile oldukça uzak görünüyordu.

Ama Kanada Grand Prix’si normal bir yarış olmadı. Safety Car tam dört kez piste çıktı.

Robert Kubica’nın ağır kazası yarışın seyrini değiştirdi. Felipe Massa ve Giancarlo Fisichella pit çıkışındaki kırmızı ışık ihlali nedeniyle diskalifiye edildi.

Stratejiler değişti. Rakipler elendi. Ve Wurz sakin kaldı.
Birer birer yükseldi. Ve damalı bayrak geldiğinde tabelada inanması güç bir rakam vardı: 3.

Alexander Wurz, 19. sıradan başladığı yarışı üçüncü bitirmişti!.

Arkasında onlarca araç, önünde yalnızca Lewis Hamilton ve Nick Heidfeld vardı.

Bu sonuç, 2007 sezonunda Ferrari ve McLaren’in podyum hakimiyetini kıran ilk yarışlardan biri olması açısından da dikkat çekiciydi.

Fakat Wurz’un asıl bilinmeyen hikayesi F1’in dışında
Buraya kadar bile güzel bir F1 hikayesi.

Wurz, 24 Hours of Le Mans yarışını iki kez kazandı. İlki, daha 22 yaşındayken geldi.

1996’da Joest Racing ile Le Mans’a katılan Wurz, daha önce yarışa kayıtlı olması bile beklenmezken sürpriz şekilde zaferin parçası oldu.

2009’da ise bu kez Peugeot 908 HDi ile Le Mans’ın genel klasmanını kazandı.

Yani Wurz’un kariyerine yalnızca Formula 1 istatistikleriyle bakarsanız çok şey kaçırıyorsunuz.

69 F1 yarışı. 3 podyum. 0 galibiyet.

İlk bakışta sıradan görünen bir F1 kariyeri.

Ama bunun yanında: 2 Le Mans zaferi.

Bir de BMX şampiyonluğu var
İşte pek bilinmeyenlerden biri daha.

Wurz, motor sporlarına yalnızca karting üzerinden gelmedi.

Gençliğinde BMX ile de ilgilendi ve 1990’da BMX Dünya Şampiyonası’nda şampiyon oldu.

Yani bugün Formula 1 pilotu olarak hatırladığımız bu adamın geçmişinde, dört tekerlekten önce iki tekerlekli bir dünya şampiyonluğu da bulunuyor.

Bu ayrıntı onun karakterini de biraz anlatıyor.

Çünkü Wurz hiçbir zaman yalnızca tek bir disipline sıkışmış bir sporcu olmadı.

F1. Le Mans. BMX. Test pilotluğu.

Ve sonrasında motorsporlarının yönetim tarafı.

Peki gerçekten “üçüncü pilot” muydu?

Aslında Wurz’un hikayesinin en güzel tarafı burada. Çünkü onu yalnızca “üçüncü pilot” olarak tanımlamak biraz haksızlık.

O, üçüncü pilotluğun ne anlama geldiğini değiştiren adamlardan biriydi.

Test pilotluğu yaptı. Geliştirme çalışmalarında yer aldı.

Yarış koltuğunu kaybetti. 71 yarış boyunca F1 startı alamadı.

Sonra yeniden döndü. Podyuma çıktı.

Belki Formula 1’de hiçbir zaman dünya şampiyonu olmadı, hatta hiç yarış bile kazanamadı.

Ama kariyerinin özeti, yalnızca bu rakamlardan ibaret değil.

Çünkü bazı yarışçıların hikayesi kazandıkları yarışlarla anlatılır. Bazılarınınki ise kaç kez geri döndükleriyle.

Belki de üçüncü pilotların en büyük özelliği budur: Kamera onları görmediğinde bile hazır kalabilmek!

Son Haberler

SAHADAKİ 26’DAN MASADAKİ 40’A: MLB KADRO MÜHENDİSLİĞİ

Sahadaki 26’dan Masadaki 40’a: MLB’de Kadro Mühendisliği ve Sınırların Anlamı Geçen gün NFL kadrolarının maksimum 53 kişi olabileceğini incelediğimiz yazı...

Benzer Konular