Jorginho: Şampiyon Chelsea’nin Gölgedeki Beyni
Chelsea, 2020-21 sezonunda Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırdığında, bu hikayenin sezon başında yazılacağını çok az kişi tahmin ediyordu!.
Sezon, kulüp efsanesi Frank Lampard yönetiminde başlamıştı. Ancak işler beklendiği gibi gitmedi. Chelsea, özellikle 2020’nin sonlarına doğru istikrarsız sonuçlar almaya başlayınca Lampard ile yollar ayrıldı. Ocak 2021’de takımın başına Thomas Tuchel getirildi.
Ve sonrası…
Adeta küllerinden doğan bir Chelsea.
Tuchel’in gelişiyle birlikte takımın kimliği tamamen değişti. Savunmada disiplin, orta sahada denge ve hücumda daha kontrollü bir yapı ortaya çıktı. Chelsea kısa süre içerisinde Avrupa’nın en zor yenilen takımlarından birine dönüştü.
Ve bu dönüşüm, 29 Mayıs 2021 gecesi Porto’daki Estádio do Dragão’da taçlandı.
Finalde karşılarında Pep Guardiola’nın Manchester City’si vardı. Chelsea, Kai Havertz’in ilk yarıda attığı golle rakibini 1-0 mağlup etti ve tarihindeki ikinci Şampiyonlar Ligi kupasını kaldırdı.
O takımda kimler yoktu ki?
Sezonun en dikkat çeken oyuncularından Mason Mount…
Sahada adeta iki ciğerle oynayan N’Golo Kanté…
Kalede güven veren, duvar Édouard Mendy…
Savunmanın lideri Thiago Silva…
Rüdiger’in fiziksel gücü ve agresifliği…
Finalde kupayı getiren golü atan Kai Havertz…
Ve bütün bu yıldızların arasında, belki de en fazla gözden kaçan isim: Jorginho!
Herkes yıldızları konuştu, Jorginho oyunu yönetti
Chelsea’nin 2021 zaferi konuşulurken otoritelerin ve futbolseverlerin aklına ilk gelen isimler genellikle Mount, Kanté, Havertz, Mendy veya Thiago Silva oldu.
Bu anlaşılabilir bir durum. Çünkü futbolun doğası gereği, görünür olan daha kolay hatırlanıyor.
Kanté’nin rakip orta sahayı tek başına bozan presleri göz önündeydi.
Havertz’in finalde attığı gol tarihe geçti.
Mount’ın yaratıcılığı ve enerjisi Chelsea’nin hücumunda önemli rol oynadı.
Thiago Silva savunmanın lideriydi.
Mendy kalesinde ahtapot gibiydi.
Peki ya Jorginho?
Jorginho’nun yaptığı şey biraz daha farklıydı.
O, çoğu zaman maçın özet görüntülerinde yer alan oyuncu değildi. Büyük kurtarışlar yapmadı, finalde gol atmadı, rakipleri peşine takarak çalımlar atmadı.
Ama Chelsea’nin oyununun ritmini belirledi.
Top Chelsea’ye geçtiğinde ilk bağlantı noktalarından biri oldu. Savunma ile hücum arasındaki geçişi organize etti. Oyunun yönünü değiştirdi. Takımın ne zaman hızlanacağını, ne zaman sakinleşeceğini belirleyen oyunculardan biri oldu.
Kısacası, Jorginho oyunun kendisinden çok oyunun akışını kontrol etti.
Kanté’nin yanında tamamlayıcı parça
Jorginho’nun Chelsea’deki önemini anlamanın belki de en iyi yolu, onu N’Golo Kanté ile birlikte düşünmek.
İki oyuncu birbirinden tamamen farklı özelliklere sahipti.
Kanté, fiziksel gücü, presi, top kazanma becerisi ve inanılmaz çalışma kapasitesiyle rakibin oyununu bozuyordu. Jorginho ise top Chelsea’ye geçtiğinde devreye giriyordu.
Pas seçeneklerini oluşturuyor, oyunun yönünü değiştiriyor ve takımın topa sahipken kontrolü kaybetmemesini sağlıyordu.
Biri rakibin oyununu bozuyordu Diğeri Chelsea’nin kendi oyununu kuruyordu.
İşte bu yüzden Kanté’nin olağanüstü fiziksel performansının yanında Jorginho’nun oyun zekası, pozisyon bilgisi ve pas kalitesi, Chelsea’nin orta saha dengesinin temel unsurlarından biriydi.
Jorginho neden gölgede kaldı?
Aslında bunun cevabı oldukça basit. Çünkü Jorginho’nun yaptığı iş, futbolun en kolay fark edilen kısmı değildi.
Bir kalecinin yaptığı kurtarış, bir stoperin yaptığı kritik müdahale, bir orta sahanın attığı gol veya bir forvetin yaptığı asist hemen hatırlanır.
Fakat doğru pozisyon almak… Oyunun temposunu ayarlamak… Savunmadan topu doğru şekilde çıkarmak…
Rakibin baskısı altında doğru pası seçmek… Bunlar çoğu zaman maç bittikten sonra konuşulmaz.
Jorginho’nun değeri biraz da burada yatıyordu.
Onun öne çıkan özelliği belki de tek bir kelimeyle açıklanabilirdi: Kontrol.
Şampiyonluğun sessiz mimarlarından biri
Chelsea’nin 2021 Şampiyonlar Ligi zaferi elbette tek bir oyuncunun hikayesi değildi.
Bu, Tuchel’in dokunuşunun, Kanté’nin enerjisinin, Mount’ın yaratıcılığının, Thiago Silva’nın liderliğinin, Rüdiger’in savunmadaki sertliğinin, Mendy’nin güveninin ve Havertz’in finaldeki golünün birleşimiydi.
Ama bütün bu parçaların birbirine bağlanmasında Jorginho’nun rolü küçümsenmemeli.
Çünkü bazı futbolcular maçı kazanır. Bazıları golü atar.
Bazıları son müdahaleyi yapar. Bazıları ise bütün bunların gerçekleşebileceği düzeni kurar.
Jorginho, 2021 Chelsea’sinde tam olarak bu futbolculardan biri belki de ilkiydi!.
Bir yıldızdan fazlası: Oyunun beyni
Bugün 2021 Chelsea’si hatırlandığında, insanların aklına önce Havertz’in final golü veya Kanté’nin olağanüstü performansları gelebilir.
Ancak o takımın nasıl bu kadar dengeli, kontrollü ve disiplinli bir yapıya dönüştüğünü anlamak istiyorsanız, Jorginho’ya da bakmanız gerekir.
Çünkü o Chelsea’nin en yüksek sesle konuşan oyuncusu değildi.
En fazla gol atanı da değildi. En fazla çalım atanı hiç değildi.
Ama top ayağına geldiğinde oyunun yönünü değiştirebiliyordu.
Ve belki de tam olarak bu yüzden, Jorginho o Chelsea’nin yıldızı değil ama oyunun beyniydi.
Bazen sahnenin ortasında olmakla ilgili değildir. Bazen sahnedeki herkesin doğru yerde olmasını sağlamakla ilgilidir. Jorginho, 2021 Chelsea’sinde ikinci gruba aitti.
Gölgedeydi.
Ama o gölge, aslında Chelsea’nin şampiyonluk hikayesinin en önemli, kilit parçalarından biriydi!.
** Ama UEFA tarafından Ağustos 2021’de verilen UEFA Men’s Player of the Year ödülünde 175 puanla Kevin De Bruyne’yi (167) ve takım arkadaşı N’Golo Kanté’yi (160) geride bıraktı. .
O sezon sadece Chelsea ile Şampiyonlar Ligi’ni değil, İtalya ile de EURO 2020’yi kazandı.
Jorginho gerçekten gölgede miydi?
Uluslararası ödüller açısından hayır.
Ama algı açısından evet, kısmen.
Çünkü Şampiyonlar Ligi özelinde UEFA’nın sezon ödüllerinde Kanté, “Midfielder of the Season” seçildi. Jorginho ise aynı kategoride üçüncü oldu.
Daha da ilginci, Şampiyonlar Ligi finalinin Maçın Oyuncusu ödülü de Kanté’ye gitti.
Yani şöyle bir paradoks var: “Jorginho, Chelsea’nin şampiyonluk hikâyeşinde gölgede kaldığını düşündüğümüz ama sezon sonunda Avrupa’nın en iyi oyuncusu seçilen futbolcuydu.”
“Herkes Kanté’yi Konuştu, Avrupa Jorginho’yu Seçti”
