https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

FUTBOLUN GELECEĞİNİ 1940’LARDA GÖREN ADAM: BORIS ARKADIEV

Okunması Gerekenler

Sovyet futbolu dendiğinde akla ilk gelen isim tabii ki Valeriy Lobanovskyi. Ancak onun yarattığı devrimin kökleri, Lobanovskyi’den çok daha öncesine uzanıyor.

Sovyet coğrafyasında, modern futbolun en büyük fikir adamlarından, 4-4-2’nin ve modern pres anlayışının öncülerinden Viktor Maslov, 1960’ların sonu ve 1970’lerin başında bu devrimin bayrağını taşırken, bugün hikayeyi biraz daha geriye saracağız.

Çünkü Maslov’dan da önce, bu topraklarda futbolun geleceğini hayal eden bir başka büyük deha vardı: Boris Arkadiev!

1930’lar–40’larda Sovyet futbolunda “organizasyonlu futbol” fikrini ciddi biçimde ileri taşıyan bu teknik adamın en tarihe geçen özelliği, oyuncuların sabit pozisyonlara bağlı kalmak yerine topun ve oyunun durumuna göre yer değiştirmesiydi.

Özellikle “organize disorder / организованный беспорядок” olarak anılan fikirle nam salan: oyuncuların sürekli hareket ederek rakibin markaj düzenini bozması…

Düşünün ki 15-20 sene değil, neredeyse 1 asır öncesinden bahsediyoruz!.

Viktor Maslov ise sonraki büyük sıçramayı yaptı. Arkadiev’in hareket ve pozisyon esnekliği fikrini, Maslov döneminde daha kolektif bir savunma ve pres anlayışıyla birleştiren Sovyet futbol geleneğinin önemli halkalarından biri olarak düşünebilirsiniz.

Boris Arkadiev: Futbolun Unuttuğu Sovyet Dehası

Bugün futbol denince “alan değiştirme”, “üçüncü adam”, “oyuncuların pozisyon değiştirmesi”, “oyunsuz hareket” veya “kolektif pres” gibi kavramlar bize son derece tanıdık geliyor.

Ama 1940’larda bunların önemli bir kısmını sistematik biçimde düşünmeye çalışan bir teknik adam vardı: tam ismiyle Boris Andreyevic Arkadiev.

Bugün Valeriy Lobanovskyi, Rinüs Michels veya Johan Cruyff konuşulduğunda onun adı nadiren geçiyor. Oysa Sovyet futbolunun taktik tarihinde Arkadiev, Lobanovskyi’ne giden yolun en önemli taşlarından biriydi.

Hatta futbol tarihçilerinin hemen hepsi onu ilk büyük Sovyet futbol teorisyeni olarak tanımlıyor.

1940: Futbolun “organize düzensizliği”

Arkadiev’in en meşhur deneylerinden biri 1940 yılında başladı.

Dinamo Moskova’nın başına geçtiğinde, futbolun büyük bölümü hala oldukça katı pozisyon anlayışına dayanıyordu. Rakip savunmacılar çoğu zaman belirli hücumcuları takip ediyor, yani adam adama markaj kullanıyordu.

Arkadiev’in sorusu basitti: Eğer rakibin savunmacısı seni takip etmek zorundaysa, neden sürekli yer değiştirmeyesin?

Ve bunu sadece bir oyuncuyla değil, hücum hattının tamamıyla denedi!.

Kanat oyuncuları merkeze geliyor, santrfor kanada açılıyor, iç oyuncular farklı bölgelere hareket ediyor ve oyuncular birbirlerinin pozisyonlarını sürekli değiştiriyordu (bugün dünyanın 1 numarası olarak kabul edilen Guardiola’nın yaptığı gibi).

Kağıt üzerinde hala klasik WM sistemi vardı. Fakat sahada bambaşka bir şey ortaya çıkıyordu.

Gazeteler bu sistemi “organize düzensizlik” olarak adlandırdı.

Düzensizlik aslında düzensizlik değildi. Tam tersine, oyuncuların ne zaman ve neden hareket edeceğini bilen kolektif bir düzen vardı.

Rakibin markajını kendi silahına çevirdi. Arkadiev’in fikrinin güzelliği burada yatıyordu. Rakip seni adam adama takip ediyorsa, rakibin savunmacısını da istediğin yere götürebilirsin.

Bir savunmacı sol kanadı takip ederse merkezde boşluk oluşuyordu.

Santrfor onu takip ederse kanatta boşluk oluşuyordu.

Yani Arkadiev savunmayı doğrudan geçmeye çalışmıyordu: Savunmanın kendisini hareket ettiriyordu!.

Bu, modern futboldaki pozisyonel manipülasyon fikrinin çok erken bir örneği olarak görülebilir.

Fakat başlangıç hiç de mükemmel değildi

İlginç olan şu: Arkadiev’in sistemi ilk maçlardan itibaren çalışmadı.

1940 sezonunun başlangıcında Dynamo Moskova ilk üç maçında galibiyet alamadı.

İki beraberlik ve bir mağlubiyet geldi. Ama Arkadiev ise geri adım atmadı!.

Oyuncularından kendi performanslarını ve takım arkadaşlarının oyununu analiz etmelerini istedi. Bu da onun yalnızca taktik değil, oyuncunun oyunu düşünmesini sağlayan bir eğitim anlayışına sahip olduğunu gösteriyordu.

Sonrasında Dynamo’nun sezonu olağanüstü şekilde değişti. 1940’ta Sovyetler Birliği şampiyonluğunu kazandılar.

Arkadiev’in asıl devrimi: Topsuz oyun

Bugün “topsuz hareket” modern futbolun temel kavramlarından biri.

Arkadiev bunun üzerinde özellikle duruyordu. Oyuncunun görevi yalnızca topu aldığında ne yapacağı değildi.

Top onda değilken nereye gideceği de taktiğin parçasıydı. Antrenmanlarında küçük alan oyunları kullandığı, oyunculara boş alan bulmayı ve sürekli hareket ederek pas opsiyonu oluşturmayı öğrettiği aktarılıyor. “Karede oyun” olarak bilinen çalışmalarında küçük alanlarda sayısal üstünlük ve hızlı paslaşma üzerinden hareket alışkanlığı geliştiriyordu.

Bu nedenle Arkadiev’in futbolunu yalnızca “oyuncular yer değiştiriyordu” şeklinde anlatmak eksik kalır.

Onun derdi: hareket + pas + boş alan + takım arkadaşının hareketini okuma kombinasyonuydu.

Bir başka unutulmuş fikir: Tek dokunuş

Arkadiev’in futbol anlayışında hızlı paslaşma da önemliydi.

Onun adına atfedilen antrenman yöntemleri arasında tek dokunuşlu pas çalışmalarının yanı sıra, oyuncuların birbirlerinin hareketlerini sürekli okuyabilmesini sağlayan küçük alan egzersizleri bulunuyordu.

Bugün Barcelona’nın veya Ajax’in pas oyununu izlerken gördüğümüz bazı prensiplerin 1940’larda Sovyet futbolunda çok daha ilkel ama şaşırtıcı derecede benzer biçimlerde ortaya çıktığını görmek bu yüzden ilginç.

Elbette Arkadiev = Cruyff demek doğru değildir.

Aradaki onlarca yıllık futbol gelişimini yok sayamayız. Ama fikirlerin bazı temel noktaları gerçekten dikkat çekici biçimde kesişiyor.

Ayrıca futbol üzerine kitaplar yazdı.

En önemlilerinden biri “Futbol Oyununun Taktiği” idi. Kitabın ilk baskısı 1948’de yayımlandı ve sonraki yıllarda yeniden basıldı.

Bu ayrıntı önemli. Çünkü Arkadiev yalnızca saha kenarında fikir üreten bir antrenör değildi.

Futbolu teorileştirmeye çalışan bir düşünürdü.

İlginç bir ayrıntı: Futboldan önce eğitimciydi

Arkadiev’in entelektüel tarafı tesadüf değildi. Futbolculuk kariyerinin yanında fiziksel eğitim alanında çalıştı ve Frunze Askeri Akademisi’nde ders verdi. Aynı zamanda ikiz kardeşi Vitaliy de önemli bir eskrim antrenörüydü.

Bu yüzden Arkadiev’in futbolu yalnızca “iyi oyuncular topu daha iyi kullansın” seviyesinde değildi. O, hareketi, koordinasyonu, disiplini ve takım organizasyonunu bir bütün olarak ele alıyordu.

Belki de onu dönemindeki birçok teknik direktörden ayıran şey buydu.

Arkadiev: oyuncu hareketleri / markajı bozma

Maslov: kolektif hareket + alan savunması + pres

Lobanovskyi: sistem + bilimsel yaklaşım + veri + kolektif pres + matematiksel modelleme

Dolayısıyla “Rus/Sovyet futbolunun ilk büyük taktik dehası kimdi?” diye tek isim seçmek gerekirse, Maslov, hatta ondan da önce Boris Arkadiev’e bakmak gerekir.

Arkadiev’in fikirlerinin taa 1930’larda modern futbola ürkütücü derecede benzediğini görmek mümkün!.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

CHARLES REEP: ESKİ BİR DEFTER, KURŞUN KALEM VE FUTBOL

Futbolun İlk Bilim İnsanı: Charles Reep ve İstatistiklerle Değişen Oyun Futbol uzun yıllar boyunca sezgilerin oyunuydu. Bir teknik direktör oyuncusuna baktığında...

Benzer Konular