https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

TYRESE HALIBURTON HAKKINDA MUHTEMELEN BİLMEDİĞİNİZ 10 ŞEY

Okunması Gerekenler

Tyrese Haliburton Hakkında Muhtemelen Bilmediğiniz 10 Şey

NBA’de bazı oyuncular vardır; onları yalnızca parkede yaptıklarıyla tanırsınız.

Tyrese Haliburton ise biraz farklı.

Indiana Pacers’ın oyun kurucusu, pasları, son saniye kararları ve sahadaki sakinliğiyle NBA’in en dikkat çekici guardlarından biri haline geldi. Fakat onun hikayesi, NBA’e geldiği noktadan çok daha önce başladı.

29 Şubat’ta doğan bir çocuktan, lise yıllarında yeterince ciddiye alınmayan bir yeteneğe; üniversitede yedek başlamasından NBA All-Star’lığına, Paris’te Olimpiyat altını kazanmasından NBA Finalleri’nin 7. maçında yaşadığı ağır sakatlığa kadar oldukça sıra dışı bir yolculuk söz konusu.

** İşte Tyrese Haliburton hakkında muhtemelen bilmediğiniz 10 şey.

1. Dört yılda bir gerçek doğum günü var!

Evet, gerçekten.

Tyrese Haliburton 29 Şubat 2000’de doğdu.

Yani artık 26 yaşında olmasına rağmen, takvim üzerinde gerçek doğum günü yalnızca dört yılda bir ortaya çıkıyor.

Bir basketbolcu için bile oldukça sıra dışı bir doğum tarihi. Üstelik bu ayrıntı onun NBA profilinde de resmi olarak yer alıyor.

Kısacası Haliburton’un doğum günü kutlaması için dört yıl beklemesi gerekiyor.

Gerçi 29 Şubat olmayan yıllarda da kutlama yapabilir.

Ama… O günün kendisi yok!

2. Basketbola daha üç yaşındayken başladı

Haliburton’un basketbolla ilişkisi sonradan kurulmuş bir ilişki değil.

Basketbolun içine adeta doğdu. Babası John Haliburton, basketbol hakemliği yapmış ve kız basketbol takımlarında antrenörlük görevlerinde bulunmuştu.

Tyrese henüz küçük bir çocukken babasının çalıştırdığı takımların antrenmanlarına gidiyordu. Yani diğer çocuklar oyuncaklarla oynarken Haliburton’un çocukluğu salonlarda geçti.

Bugün NBA’de gördüğümüz oyun görüşünün ve basketbola olan doğal ilgisinin temelleri de aslında çok erken yaşlarda atıldı.

3. Küçükken oyun kurucu değil, pivot oynuyordu

Bugün NBA’de 6’5” boyundaki Haliburton’u oyun kurucu olarak izliyoruz.

Ama çocukluğunda durum tam tersiydi. Boyu yaşıtlarına göre uzun olduğu için küçük yaşlarda sürekli uzun oyuncu olarak kullanıldı.

Dördüncü sınıfta neredeyse tam anlamıyla pivot görevi üstleniyordu. Bu durum aslında onun basketbol gelişiminde büyük rol oynadı. Çünkü pota altında oynarken oyunu farklı bir açıdan okumayı öğrendi.

Sonrasında guard pozisyonuna geçtiğinde ise hem topu yönlendirebilen hem de sahayı görebilen bir oyuncuya dönüştü.

Bugün onu özel yapan özelliklerden biri olan oyun görüşünün temellerinde bu geçmişin de payı var.

4. Lise döneminde büyük bir yıldız adayı değildi

Bugün NBA All-Star’ı. Olimpiyat şampiyonu.

NBA Finalleri’nde takımını taşıyan bir yıldız. Fakat lise yıllarında geleceğin süper yıldızı olarak görülmüyordu.

Haliburton, lise son sınıfta üç yıldızlı bir oyuncu olarak değerlendiriliyordu.

Yani ülkenin en gözde genç oyuncularından biri değildi.

Ulusal sıralamalarda da ilk sıralarda yer almıyordu. Ancak Wisconsin’de oynadığı basketbolla dikkat çekmeyi başardı ve sonunda eyalet düzeyinde yılın oyuncusu seçildi.

Başka bir ifadeyle: NBA’e giden yolunun başında kimse “Bu çocuk ileride All-Star olacak” diye bağırmıyordu.

5. Iowa State’te bile başlangıçta yıldız değildi

Üniversite kariyerine Iowa State’te başladığında Haliburton’un önünde başka guardlar vardı.

İlk plan, onu doğrudan takımın ana yıldızı yapmak değildi. Fakat takımın diğer guardlarından biri sakatlanınca Haliburton daha fazla sorumluluk almaya başladı.

Ve sahaya girdikten sonra bir daha geri dönmedi.

Oyun kurdu. Pas dağıttı. Savunma yaptı. Takım arkadaşlarını besledi.

Ve kısa süre içerisinde takımın en önemli oyuncularından biri haline geldi.

Yani NBA hikâyesindeki “sonradan yükseliş” aslında üniversitede başlamıştı.

6. NBA Draftı’nda 12. sıraya kadar düştü

2020 NBA Draftı’nda Sacramento Kings, Haliburton’u 12. sıradan seçti.

Bugünden geriye baktığımızda bu sıra oldukça düşük görünüyor. Çünkü 12. sıradan seçilen oyuncu bugün NBA’in en önemli oyun kurucularından biri.

Üstelik Haliburton’un Sacramento’dan Indiana’ya uzanan hikayesi de NBA’in klasik “yanlış değerlendirme” tartışmalarından birine dönüştü.

Kings’teki ikinci sezonunun ardından Indiana Pacers’a gönderildi. Ve Indiana’da gerçek anlamda patlama yaptı.

Bazen bir oyuncunun kariyerindeki en önemli şey draft edildiği takım değil…

Doğru takımın onu bulmasıdır!.

7. Üniversitede sezonunu sakatlık nedeniyle erken bitirdi

Haliburton’un yükselişi tamamen düz bir çizgide olmadı. 2020’de Kansas State karşısında sol bileğini kırdı ve sezonun geri kalanını kaçırdı.

O sırada Iowa State formasıyla yalnızca 22 maç oynayabilmişti. Buna rağmen sezonu 15,2 sayı, 5,9 ribaund, 6,5 asist ve 2,5 top çalma ortalamalarıyla tamamladı.

Ve Big 12’nin ikinci takımına seçildi.

Yani NBA Draftı’na girdiğinde bile sakatlık nedeniyle sezonunun yarısını oynayamamış bir oyuncuydu.

8. Olimpiyat altını kazandı ama neredeyse oynamadı!

Bu, Haliburton’un kendi kendisiyle dalga geçebilecek kadar rahat olduğunun da en güzel örneklerinden biri.

2024 Paris Olimpiyatları’nda LeBron James, Stephen Curry, Kevin Durant, Anthony Edwards gibi süper yıldızlarla birlikte Team USA kadrosunda yer aldı.

Ve ABD altın madalyayı kazandı. Fakat Haliburton’un turnuvadaki rolü oldukça sınırlıydı.

Yalnızca üç maçta oynadı ve ortalama 2,7 sayı, 0,7 asist üretti.

Haliburton ise buna alınmak yerine Twitter/X’te kendisiyle dalga geçti.

Altın madalyasıyla verdiği mesaj kabaca şuydu: “Grup çalışmasında hiçbir şey yapmayıp yine de A almak.”

Bu, Haliburton’un karakterini anlatan müthiş bir ayrıntı.

NBA’de yıldız olmuş bir oyuncu, Olimpiyat altını kazanıyor ama turnuvadaki rolü küçük olduğu için bununla kendisi dalga geçebiliyor.

9. Sonra bir yıl içinde Olimpiyat yedeğinden NBA Finali kahramanına dönüştü

İşte hikayenin en çarpıcı kısmı burada.

2024 Olimpiyatları’nda fazla süre alamayan Haliburton, bir yıl sonra bambaşka bir seviyeye çıktı. 2025 NBA Playoffları’nda Indiana Pacers’ın NBA Finalleri’ne ulaşmasında başrol oynadı.

Playoff boyunca kritik anlarda yaptığı atışlar ve kararlar nedeniyle NBA’in en dikkat çekici oyuncularından biri haline geldi.

Bir yıl önce: “Olimpiyatlarda oynamıyor ama neden kadroda” denirken, bir yıl sonra: “Bu adam NBA Finalleri’ni kazandırabilir mi?” diye konuşuluyordu.

Haliburton’un yükselişi o kadar hızlıydı ki, 2024 Olimpiyatları’ndaki sınırlı rolüyle 2025 NBA Finalleri’ndeki liderliği arasındaki fark neredeyse inanılmazdı.

10. NBA Finali’nin 7. maçında Aşil tendonunu kopardı

Ve bu hikayenin en acı bölümü…

2025 NBA Finalleri.

Indiana Pacers ile Oklahoma City Thunder, şampiyonluk için 7. maça çıkmıştı.

Haliburton daha önce baldırındaki sakatlığa rağmen oynuyordu. Ve final maçının ilk çeyreğinde…

Sağ Aşil tendonunu kopardı. Indiana maçı kaybetti. Oklahoma City şampiyon oldu. Haliburton ise sezonu kapattı.

Indiana, onun 2025-26 sezonunun tamamını kaçıracağını açıkladı.

Daha da ironik olanı, Haliburton’un sakatlığına rağmen takımını o noktaya kadar taşımış olmasıydı. 2025 NBA Finalleri’nin son maçında sahayı terk etti.

Bir yıl sonra ise dönüşü için geri sayıma başladı.

Nisan 2026’da 5’e 5 çalışmalara döndüğünü açıkladı. Ve Ağustos 2026 itibarıyla geri dönüşünün 2026-27 sezonunun açılışında gerçekleşmesi bekleniyor.

** Haliburton’un hikayesi yalnızca “12. sıradan seçilip All-Star olan oyuncu” hikayesi değil.

Bu, çocukken pivot oynatılan, lise döneminde yeterince önemsenmeyen, üniversitede sakatlık yaşayan, draftta 12. sıraya kalan, Olimpiyatlarda kenarda oturan ve yalnızca bir yıl sonra NBA Finalleri’ne liderlik eden bir oyuncunun hikayesi.

Ve şimdi önünde yeni bir bölüm var.

Aşil sakatlığından dönüş.

26 yaşında. NBA’in en iyi oyun kurucularından biri. Ve belki de kariyerinin en önemli sınavının başında.

Çünkü Tyrese Haliburton’un hikayesinde şimdiye kadar gördüğümüz en önemli şey şu: Onu ne zaman küçümseseniz, bir sonraki bölümde daha büyük bir hikayeyle geri dönüyor!.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

BRİTANYALILAR NEDEN TRİATLONDA ÇOK İYİ ?

Dün bir soru aldık "Britanyalılar Neden Triatlonda Çok İyi" diye.. Öncelikle doğru bir saptama.. Evet öyleler! Büyük Britanya’nın hem olimpik düzeyde...

Benzer Konular