https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

44 KM/S SAATTEN SONRA NE VAR? İNSAN VÜCUDUNUN HIZ SINIRI

Okunması Gerekenler

44 km/saatten Sonra Ne Var?
İnsan Vücudunun Hız Sınırı

Usain Bolt 2009’da 100 metreyi 9.58 saniyede koştuğunda aslında sadece bir dünya rekoru kırmadı. İnsan hızının ne kadar ileri gidebileceği konusunda da yeni bir tartışma başlattı.

Bolt, Berlin’deki o yarışta yaklaşık 44.4 km/saat maksimum hıza ulaştı. Aradan 17 yıl geçti. 9.58 hala dünya rekoru.

Peki soru şu: İnsan bundan daha hızlı koşabilir mi?

Yoksa 44 km/saat civarı, insan vücudunun ulaşabileceği sınırın artık çok yakınında olduğumuz anlamına mı geliyor? Bunun cevabı aslında düşündüğümüzden daha karmaşık. Sprint sadece güçlü olmakla ilgili değil

100 metreyi dışarıdan izlediğimizde olay oldukça basit görünüyor. Koşuyorsun, hızlanıyorsun ve mümkün olduğunca hızlı bitiriyorsun. Ama elit seviyede farkı yaratan şey, atletin ürettiği kuvveti ne kadar hızlı ve verimli şekilde ileri doğru hıza çevirebildiği.

Bunun içinde kas gücü kadar sinir sistemi, tendonlar, yere temas süresi, adım uzunluğu ve adım frekansı da devreye giriyor. Özellikle maksimum hız bölümünde iki değişken çok önemli: Ne kadar uzun adım atıyorsun? Ve Bu adımları ne kadar hızlı tekrarlıyorsun?

Aslında denklem oldukça basit: Hız = adım uzunluğu × adım frekansı.

Fakat işin zor kısmı şu: Bu iki değeri aynı anda sonsuza kadar artırmak mümkün değil. Adımı uzatmaya çalıştığınızda frekans düşebiliyor. Frekansı artırdığınızda ise adım uzunluğu kısalabiliyor. Araştırmalar da maksimum sprint hızında bu iki değişken arasında ciddi bir biyomekanik denge olduğunu gösteriyor.

Peki en hızlı hayvan hangisi hiç düşündünüz mü ?

Dünyanın en hızlı hayvanı denince cevap genellikle Gökdoğan olur.

Gökdoğan: Dalış sırasında 320 km/s’nin üzerine, bazı ölçümlerde 380 km/s civarına çıkabilir. Bu, dünyadaki en yüksek doğrulanmış hayvan hızıdır.

** Diğer çok hızlı hayvanlar ise;

Çita: Karada en hızlı hayvan. Kısa süreli olarak yaklaşık 100–120 km/s hiza ulaşabilir.

Ayı da (özellikle boz ayılar) 50-60 km /s hiza ulaşabilen bir hayvan.

Özetle:
Genel hız rekoru: Gökdoğan (dalışta)
Karada: Çita

Bolt’u Bolt yapan şey neydi?

Bolt’un 9.58’lik yarışındaki en dikkat çekici detaylardan biri, diğer finalistlere kıyasla daha az adımla 100 metreyi tamamlamasıydı.

Bolt yarış boyunca 41 adım attı. Ortalama adım uzunluğu yaklaşık 2.45 metreydi ve 60–70 metre arasındaki bir bölümde 2.87 metreye kadar çıkan adımlar kaydedildi.

Ama mesele sadece uzun bacakları değildi. Çünkü uzun adım atmak tek başına hızlı olmak anlamına gelmiyor. Asıl mesele, yere bastığınız anda ne kadar kuvvet ürettiğiniz ve bu kuvveti ne kadar kısa sürede tekrar ileriye yönlendirebildiğiniz.

İşte burada kaslar kadar tendonlar da devreye giriyor. Koşu sırasında tendonlar bir çeşit yay gibi davranıyor. Yere temas sırasında enerji depoluyor, ardından bu enerjinin bir bölümünü geri veriyorlar.

Bu sistem ne kadar verimli çalışırsa, atlet her adımda o kadar az enerji kaybediyor.

Peki neden daha hızlı koşamıyoruz?

Çünkü hız arttıkça vücudun karşılaştığı problemler de büyüyor. Daha hızlı koşmak için daha kısa sürede daha fazla kuvvet üretmeniz gerekiyor.

Ayağınız yere çok kısa bir süre temas ediyor. Bu sırada vücudunuzu dengede tutmanız, frenleme kuvvetlerini azaltmanız ve aynı anda ileri doğru itiş üretmeniz gerekiyor.

Üstelik sinir sisteminin de bütün bu hareketleri inanılmaz bir hızda koordine etmesi gerekiyor.

Yani mesele sadece “daha güçlü kaslar” değil. Kas + tendon + sinir sistemi + teknik + vücut yapısı. Hepsinin aynı anda kusursuza yakın çalışması gerekiyor.

Peki 9.50 mümkün mü?

İşte burada bilim biraz daha temkinli.

Bugün “insanın 100 metre sınırı kesin olarak 9.50’dir” diyebileceğimiz bir veri yok. Hatta 9.50’nin altına inmenin fiziksel olarak imkânsız olduğunu söylemek de mümkün değil.

Çünkü gelecekte çok farklı fiziksel özelliklere sahip bir atlet ortaya çıkabilir.

Daha iyi bir hızlanma…Daha yüksek maksimum hız… Daha verimli adım mekaniği… Daha iyi kuvvet üretimi…

Bunların küçük bir kombinasyonu bile 100 metrede birkaç yüzde saniyelik fark yaratabilir.

Ancak burada önemli bir detay var: Rekor geliştikçe her yeni yüzde saniye daha pahalı hale geliyor.

9.58’den 9.50’ye inmek sadece 0.08 saniye. Ama bu 0.08 saniyeyi bulmak için atletin yarışın tamamında çok küçük avantajları bir araya getirmesi gerekiyor.

Teknoloji ne kadar yardımcı olabilir?

Bugün sprint performansını yalnızca atletin vücuduyla değerlendirmek de eksik kalıyor.

Pistler, Antrenman yöntemleri, Hareket analiz sistemleri, Ayakkabılar gelişiyor.

Atletlerin beslenmesi, toparlanması ve yük yönetimi konusunda elimizde çok daha fazla veri var. Ama teknoloji insan vücudunun yerine geçemiyor.

İyi bir ayakkabı, kötü bir sprint mekaniğini mucizevi şekilde düzeltemez. Asıl farkı hala atlet yaratıyor.

Teknoloji ise onun ürettiği enerjiyi biraz daha verimli kullanmasına yardımcı oluyor.

44 km/saatten sonra ne var?

Belki 45. Belki 46. Belki de daha fazlası.

Bunu bugün kesin olarak bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir şey var: 44 km/saat civarındaki hız, insan vücudunun normal sınırlarının çok ötesinde bir performans.

Bolt’un 9.58’i hala bize aynı şeyi hatırlatıyor: İnsan hızının sınırı henüz yazılmış bir sayı değil.

Ve belki de asıl soru şu: İnsan gerçekten ne kadar hızlı koşabilir?

Şimdilik cevabımız hala: Usain Bolt’un 44 km/saatine biraz daha yakınız!

Son Haberler

FUTBOLCULAR NEDEN 99 NUMARA GİYEBİLİR AMA 100 GİYEMEZ?

Futbolcular Neden 99 Numara Giyebilir Ama 100 Giyemez? Futbolda forma numaraları ilk bakışta basit görünür. 1, 5, 7, 9, 10, 11… Bazıları...

Benzer Konular