https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

MOR MENEKŞELERİN ÇÖKÜŞÜ: ŞAMPİYONLAR LİGİ HAYALİNDEN SERIE B KORKUSUNA

Okunması Gerekenler

Fiorentina’da 3 Ayda Ne Değişti?

Fiorentina, geçtiğimiz sezonu ligde 65 puanla tamamladı. Teknik direktör Raffaele Palladino yönetimindeki takım, Serie A’yı kadro kalitesine göre hiç de kötü olmayacak şekilde 6. sırada bitirmiş ve 2025/26 sezonuna büyük umutlarla girmişti.

La Viola, Konferans Ligi bileti de almış, Moise Kean sezon boyunca müthiş bir performans sergilemiş, takımın geri kalanı da onun etrafında oldukça iyi bir görüntü vermişti.

Peki her şey nasıl oldu da sadece 3 ay içinde tamamen dağıldı?

Teknik Direktör Kaosu: Palladino İstifa Etti, Pioli Başaramadı, Vanoli Havanın Değiştiremedi

Fiorentina son üç yılda iki önemli teknik adamla çalıştı:

Şu anda Bologna’yı çalıştıran Vincenzo Italiano
Şu anda Atalanta’nın başında bulunan Raffaele Palladino

İkisi de Fiorentina gibi bir kulüp için oldukça değerli teknik adamlardı ve sahip oldukları kadrolarla beklentilerin üzerinde işler yaptılar.

Ancak sportif direktör Daniele Pradè yeni teknik direktörü seçmek zorunda kaldığında asıl kriz başladı.

Başarılı İlk Sezonun Ardından Palladino Şoku

Her şey 30 Mayıs’ta başladı. Raffaele Palladino sürpriz bir şekilde istifa etti.

Dışarıdan bakıldığında sezon boyunca Başkan Rocco Commisso, sportif direktör Pradè ve Palladino arasında her şey yolunda görünüyordu.

Ancak gerçek durum farklıydı. İddiaya göre Palladino, Pradè’nin sürekli eleştirilerinden ve her mağlubiyet sonrası sorumluluğu kendisine yüklemesinden rahatsızdı.

Daha da şaşırtıcı olan nokta ise şuydu: Palladino, kulüpteki ilk başarılı sezonunun ardından daha yeni iki yıllık yeni sözleşme imzalamıştı.

Yani teknik adam, yaklaşık 2 milyon euroluk sözleşmesini imzaladıktan sadece bir ay sonra bırakarak kulüpten ayrıldı. Taraftarlar tepki gösterdi ancak eski Monza teknik direktörü kararından dönmedi.

Fiorentina yeni bir hoca bulmak zorundaydı. Yaz döneminde Juventus ve Napoli dışında neredeyse bütün büyük kulüpler de teknik direktör değişikliğine gitmişti.

Bu nedenle: Allegri, Sarri, Gasperini gibi üst düzey adaylar erken şekilde başka kulüplerle anlaşmıştı. Conte, Italiano ve Fabregas gibi isimler ise Fiorentina için gerçekçi hedefler değildi.

Pradè, elit seviyenin dışındaki alternatiflere yönelmek zorunda kaldı.

Stefano Pioli: Beklentilerin Fazla Yükseldiği Nokta

Son karar Stefano Pioli oldu. 2017-2019 yılları arasında daha önce Fiorentina’yı çalıştırmış olan ve Milan ile Serie A şampiyonluğu yaşamış Pioli, Suudi Arabistan macerasının ardından yeniden İtalya’ya dönmüştü.

Başlangıçta bu tercih büyük heyecan yarattı. Ancak Pioli’nin yaptığı bazı açıklamalar beklentileri fazlasıyla yükseltti. Beklentiler yükselince sezonun ilk maçlarındaki beraberlikler bile büyük tepkiye dönüştü.

Takım: Napoli’ye, Como’ya kendi sahasında yenildi.

İlk iki iç saha maçında taraftarlar takımı ve teknik heyeti ıslıklayarak uğurladı.

Artemio Franchi Stadı’ndaki atmosfer kısa sürede zehirli bir hale geldi.

Pioli hiçbir zaman: taraftarla, soyunma odasıyla, hatta medya ile gerçek bir bağ kuramadı.

Pioli ve Pradè Ayrıldı: Fiorentina Krizin İçinde Kaldı

O noktadan sonra Fiorentina adeta çöktü. Bazı küçük olumlu anlar dışında takım bir türlü toparlanamadı.

Sportif direktör Daniele Pradè 1 Kasım’da görevinden ayrıldı. Ancak sonuçlar değişmedi.

Pioli, ligde 10 maç üst üste galibiyet alamayınca görevden gönderildi.

Yerine geçici olarak Paolo Vanoli getirildi. Fakat o da tabloyu değiştiremedi.

Fiorentina: 15 maç sonunda, bir kez bile kazanamadan sadece 6 puanda kaldı, Serie A’nın son sırasında yer aldı,
17. sıranın tam 8 puan gerisine düştü!.

Ve sezonun bitimine daha çok zaman olmasına rağmen küme düşme ihtimali ciddi şekilde konuşulmaya başlandı. Bu sadece kötü bir başlangıç değildi. Bu, kulüp tarihinin en kötü sezon başlangıcıydı.

Bundan Sonra Ne Olur?

Geçen sezon Avrupa hedefleyen, Konferans Ligi oynayan bir takım birkaç ay içinde: “Şampiyonlar Ligi hayalinden Serie B korkusu”na nasıl düştü cidden tez konusu…

Üstelik tablo bu kadar kötü olmasına rağmen kadroya baktığınızda karşınıza bambaşka bir gerçek çıkıyor.

Sezonun ilk 15 haftasını galibiyetsiz geçiren Fiorentina’nın kadrosunda:

David de Gea gibi dünya çapında deneyime sahip bir kaleci,
Moise Kean gibi fizik gücü ve gol sezgisi yüksek bir hücum oyuncusu,
Marin Pongracic gibi kaliteli bir stoper,
Albert Gudmundsson gibi yaratıcı bir kanat oyuncusu,
Rolando Mandragora gibi çok yönlü bir orta saha,
Dodo gibi modern futbolun ihtiyaçlarına uygun bir bek bulunuyor.

Bu kadro, kağıt üzerinde kesinlikle küme düşme mücadelesi verecek bir takım görüntüsü vermiyor!. Hatta doğru yapı, konsantrasyon ve özgüvenle Fiorentina’nın Konferans Ligi’nde ilerleyebilecek, çeyrek final hatta yarı final görebilecek kaliteye sahip olduğunu söylemek bile mümkün.

Fakat futbol bazen sadece oyuncu kalitesiyle açıklanamıyor!.

Filmin sonunu biz de merakla bekliyoruz.

Son Haberler

YERÇEKİMİNE KARŞI 33 YILLIK SAVAŞ: 2.50 METRE MÜMKÜN MÜ?

2.50 Metre Neden Geçilemiyor? Yüksek Atlamanın 33 Yıllık Gizemi Duplantis'te “Rekor nereye kadar gider?” diye sorarken, yüksek atlamada bambaşka bir...

Benzer Konular