https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

MISIR’IN SQUASH İMPARATORLUĞU

Okunması Gerekenler

Mısır Squash’ta Neden Bir Dünya Süper Gücü? Başarının 100 Yıllık Hikayesi

Bugün squash denildiğinde akla gelen ilk ülkelerden biri hiç şüphesiz Mısır.

Özellikle son 15-20 yılda Mısır, bu sporda sadece başarılı bir ülke değil; adeta bir süper güç haline geldi. Dünya sıralamalarının zirvesi, büyük turnuvaların finalleri ve hatta gençler kategorilerindeki başarılar incelendiğinde ortaya çıkan tablo oldukça net:

Squash dünyasının merkezi artık büyük ölçüde Kahire ve İskenderiye.

Peki Mısır bunu nasıl başardı?

Bu başarı birkaç yılda oluşan bir tesadüf değil. Arkasında yaklaşık bir asırlık bir kültür, doğru kurulmuş bir sistem ve nesilden nesile aktarılan bir şampiyonluk mirası bulunuyor.

İlk kıvılcım: Mısırlı squash öncüleri

Squash, Mısır’a 1930’lu yılların başında İngiliz askerleri tarafından getirildi. İlk kortlar Kahire’de inşa edildi ve spor zamanla özellikle elit kulüpler arasında yayılmaya başladı.

Ancak Mısır’ın squash tarihindeki ilk büyük isim bir diplomat oldu: Amr Bey

1933 yılında British Open’ı kazanarak bu turnuvayı kazanan ilk İngiliz olmayan oyuncu oldu. O dönem British Open, fiilen dünya şampiyonası kabul ediliyordu.

Amr Bey kariyeri boyunca tam altı British Open şampiyonluğu kazandı ve Profesyonel Squash Birliği (PSA) tarafından “tarihin ilk gerçekten dominant squash oyuncularından biri” olarak kabul edildi.

Onun açtığı yoldan Mahmoud El Karim, Abou Taleb ve Ibrahim Amin gibi yıldızlar geldi. Bu oyuncular, Mısır’ın squash dünyasında kalıcı bir güç olmasının temelini attı.

Bu sürekli başarı, ülkede squash sporunun popülerliğinde büyük bir patlamaya yol açtı. Hükümetin ülke genelindeki squash tesislerine yaptığı önemli yatırımlar sayesinde spor daha fazla Mısırlı için erişilebilir hale geldi.

25 yıl önce, 22 Eylül 1999’da Kahire’de Mısır ilk Dünya Erkekler Takım Şampiyonluğu’nu kazandı. Ve Ahmed Barada dönemi başladı. Barada, 1996 yılında düzenlenen ilk Al-Ahram International turnuvasının finaline, büyük Jansher Khan karşısında wildcard oyuncusu olarak ulaşarak squash dünyasının dikkatini çekti.

Yani Mısır’ın başarısı bir anda ortaya çıkmadı. Amr Bey’in taşıdığı bayrak, sonraki kuşaklar tarafından hiç yere düşürülmeden taşındı.

İngiliz mirasından Mısır sistemine

Squash’ın doğduğu ülke İngiltere’ydi. Ancak Mısır, bu sporu sadece benimsemekle kalmadı; zaman içerisinde kendine ait bir üretim sistemi oluşturdu.

Özellikle Kahire ve İskenderiye’deki kulüpler squash kültürünün merkezleri haline geldi.

Mısır’ın en büyük farklarından biri burada ortaya çıktı: sporcular sadece yetişmedi, bir sistem içinde yetiştirildi.

Kulüpler, akademiler ve gençlik programları sayesinde çocuklar küçük yaşta squash ile tanıştı. Yeteneği olan oyuncular ise profesyonel seviyeye kadar takip edildi.

Kulüp sistemi: Başarının gizli motoru

Mısır squashının en önemli yapı taşlarından biri güçlü kulüp kültürü. Ülkedeki birçok elit oyuncu birkaç büyük kulüp çevresinde yetişiyor.

Özellikle Kahire ve İskenderiye’deki kulüpler: çocuk yaş gruplarına eğitim veriyor, profesyonel oyuncularla aynı ortamı sağlıyor ve deneyimli antrenörlerle çalışma fırsatı sunuyor.

Bu sistemin en büyük avantajı şu: Yakınlık ve süreklilik

Mısır’da elit oyuncuların büyük bölümü Kahire ve İskenderiye’deki sınırlı sayıdaki kulüp çevresinde yetişiyor.

Bu durum benzersiz bir avantaj yaratıyor: Genç sporcular her gün dünya şampiyonlarıyla aynı ortamda bulunuyor.

Onların antrenmanlarını görüyor. Aynı antrenörlerden eğitim alıyor. Aynı kültürün içinde büyüyor.

Kısacası:Mısırlı çocuklar sadece squash öğrenmiyor; şampiyonların arasında yetişiyor.

Kahire: Dünyanın en büyük squash yetenek merkezlerinden biri

Kahire’nin nüfusu, spor kültürü ve kulüp altyapısı Mısır’ın en büyük avantajlarından biri oldu. Bir ülkede binlerce çocuk aynı spora yöneldiğinde, dünya seviyesinde yetenek çıkarma ihtimali doğal olarak yükseliyor.

Üstelik squash’ın önemli bir avantajı var. Büyük stadyumlara ihtiyaç duymaz.
Çok geniş oyuncu kadroları gerektirmez. Kapalı alanlarda oynanabilir.

Bu nedenle doğru organizasyonla küçük yaşta çok sayıda oyuncu yetiştirmek mümkündür.

Teknik üstünlük: Mısırlılar neden farklı oynuyor?

Mısır’ın başarısı sadece fiziksel yetenekle açıklanamaz.

Modern Mısırlı oyuncuların en büyük farkları: top kontrolü, oyun zekası, rakip okuma becerisi, sabır, yaratıcı vuruş çeşitliliği.

Squash sadece hız ve güç sporu değildir. Bir bakıma kort üzerinde oynanan bir satranç gibidir.

Mısırlı oyuncular özellikle son yıllarda daha agresif, yaratıcı ve tahmin edilmesi zor bir oyun tarzı geliştirdi.

Beklenmedik drop shot’lar, ani hız değişimleri ve bilek kullanımı rakipleri sürekli baskı altında tutuyor.

Dünya squashında Mısır hakimiyeti

Bugün dünya sıralamalarına bakıldığında Mısır’ın üstünlüğü açık şekilde görülüyor.

Erkeklerde son yıllarda dünya şampiyonluklarının büyük bölümü Mısırlı oyunculara gitti.

Bu dönemin öne çıkan isimleri:

Ali Farag

Dünya 1 numarası olan Ali Farag, modern squash’ın en komple oyuncularından biri olarak kabul ediliyor. Teknik kapasitesi, oyun görüşü ve mental dayanıklılığı onu çağının en önemli sporcularından biri yaptı.

Mostafa Asal

Yeni neslin en büyük yeteneklerinden biri olarak gösterilen Asal, agresif oyun tarzı ve olağanüstü atletizmiyle geleceğin dominant isimlerinden biri olarak görülüyor.

Ramy Ashour ve Amr Shabana mirası

Mısır’ın modern yükselişinde Ramy Ashour ve Amr Shabana’nın etkisi çok büyük.

Bu oyuncular sadece şampiyon olmadı; yeni nesle “dünyanın en iyisi olabiliriz” inancını verdi.

Kadın squashında Mısır devrimi

Mısır kadın squashı ise belki de tarihin en etkileyici spor başarı hikayelerinden biri.

2015 sonrası kadınlar dünya şampiyonalarında Mısırlı oyuncular büyük bir hakimiyet kurdu.

Bu dönemin lideri: Nour El Sherbini “Savaşçı Prenses” lakaplı sporcu, genç yaşta dünya sahnesine çıktı. 13 yaşında dünya gençler şampiyonu oldu.

20 yaşında kadınlar dünya şampiyonluğunu kazanarak tarihin en genç dünya şampiyonu unvanını aldı. Kariyerinde 8 dünya şampiyonluğu bulunan El Sherbini, kadın squash tarihinin en başarılı oyuncularından biri olarak kabul ediliyor.

Onun yanında: Nouran Gohar, Hania El Hammamy, Amina Orfi gibi isimler Mısır’ın yeni altın neslini oluşturuyor.

Özellikle Amina Orfi, genç yaşına rağmen geleceğin büyük yıldızlarından biri olarak gösteriliyor.

Gelecek neden hala Mısır diyor?

Mısır’ın başarısının en korkutucu tarafı şu: Sadece bugünü değil, geleceği de kazanıyorlar.

British Junior Open gibi dünyanın en prestijli gençler turnuvalarında birçok yaş kategorisinde Mısırlı oyuncuların şampiyon olması bunun göstergesi.

Yani Ali Farag ve Nour El Sherbini dönemi bittiğinde yerlerini dolduracak yeni nesil zaten hazır.

LA 2028: Mısır’ın olimpiyat hayali

Squash’ın 2028 Los Angeles Olimpiyatları’nda ilk kez yer alacak olması, Mısır için tarihi bir fırsat anlamına geliyor.

Ülkenin bugüne kadar kazandığı olimpiyat altınlarının önemli bölümü halter gibi branşlardan geldi.

Ancak squash’ın olimpiyat programına girmesiyle Mısır, madalya koleksiyonuna yeni bir alan ekleyebilir. Belki de en büyük mücadele rakip ülkelerle değil, kendi içlerinde olacak.

Çünkü Mısır’da olimpiyat takımına girebilmek bile başlı başına büyük bir başarı haline gelebilir.

Sonuç: Bir spor başarısından fazlası

Mısır’ın squash hikayesi sadece kupalar ve şampiyonluklardan ibaret değil.

Bu; doğru altyapının, kulüp kültürünün, rol modellerin ve nesiller boyunca aktarılan spor anlayışının hikayesi.

İngilizlerden gelen bir spor, zaman içinde Mısır’ın kendi kimliğinin parçası haline geldi.

Bugün squash dünyasının tahtında Mısır oturuyor. Ve görünen o ki, o tahtı bırakmaya da hiç niyetleri yok!

Son Haberler

CLARA SERRAJORDI: SAF BARCA DNA’SI

Dünyanın en iyi kadın futbol takımı Barcelona, birçoklarınca en iyi oyuncusu olan Alexia Putellas başta, 3 diğer yıldız; Mapi...

Benzer Konular