https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

FİLENİN EFELERİNİN YÜKSELİŞİNİN PERDE ARKASI

Okunması Gerekenler

Filenin Efeleri’nin Yükselişinin Perde Arkası

Kadın voleybolu uzun yıllardır ülkemizin gururu. Milli takımımızın ve kulüplerimizin son 20 yılda elde ettiği başarılar sayesinde Türkiye, dünyanın voleybol ülkelerinden biri haline geldi.

Ancak bugün biraz da yıllarca kadınların gölgesinde kalan Filenin Efeleri’ni konuşalım.

Türkiye erkek milli voleybol takımı tarihinde ilk kez Voleybol Milletler Ligi (VNL) finallerine kalmayı başardı. Üstelik kadın ve erkek milli takımlarıyla aynı dönemde VNL finallerine katılabilen ülke sayısı oldukça sınırlı (sadece 4). Bu başarı tesadüf değil; uzun yıllara yayılan doğru yatırımların doğal sonucu.

Peki erkek voleybolunda son yıllarda yaşanan bu büyük yükselişin sebepleri neler?

Kulüplerin Profesyonelleşmesi ve Artan Yatırımlar

Eskiden erkek voleybolu; futbolun, basketbolun ve hatta kadın voleybolunun gölgesinde kalıyordu. Bugün ise tablo tamamen değişti. Artık yalnızca bir iki değil, aynı anda dört-beş kulüp ciddi yatırımlar yapıyor.

Özellikle;

Halkbank ve Ziraat Bankkart başta
Fenerbahçe ve Galatasaray hem güçlü kadrolar kuruyor hem de Avrupa kupalarında iddialı mücadele ediyor. Hatta buraya Spor Toto da eklenebilir.

Bir ligin seviyesi ancak iç rekabetle yükselir. Her hafta zorlu maçlara çıkan oyuncular doğal olarak gelişiyor. “Çevrendeki beş kişinin ortalamasısındır.” sözü spor için de geçerli. Rekabet arttıkça kalite de artıyor.

Altyapının Güçlenmesi

Eskisine göre çok daha bilinçli bir altyapı sistemi oluştu.

Artık genç oyuncular;

fiziksel gelişim programları,
bireysel teknik eğitim,
modern performans analizleri,
uluslararası turnuva deneyimi ile yetişiyor.

Bunun sonucunda 18-22 yaşındaki oyuncular A Milli Takım seviyesine çok daha hazır geliyor. Üstelik son yıllarda gerçekten kaliteli bir jenerasyon yakaladık.

Milli Takım Kültürünün Oluşması

Uzun yıllar boyunca erkek milli takımımız kadınların başarılarının gölgesinde kaldı.

Ancak son dönemde Avrupa seviyesinde oynayan oyuncuların artması ve milli takım organizasyonunun daha istikrarlı hale gelmesi önemli bir özgüven oluşturdu.

Artık oyuncular sahaya “Acaba kazanabilir miyiz?” düşüncesiyle değil, “Neden biz kazanmayalım?” anlayışıyla çıkıyor.

Bu zihniyet değişimi bazen teknik gelişim kadar önemlidir!.

Kaliteli Yabancı Oyuncular ve Antrenörler

Türkiye Ligi’nin seviyesini yükselten önemli faktörlerden biri de kaliteli yabancı oyuncular oldu.

Dünya yıldızlarıyla aynı takımda antrenman yapmak;

blok zamanlamasını,
hücum çeşitliliğini,
servis kalitesini,
maç temposunu doğrudan yukarı taşıyor.

Bunun yanında Filenin Efeleri’nin başantrenörü Slobodan Kovač gibi uluslararası kariyeri kanıtlanmış isimlerin bilgi birikimi de oyuncuların gelişimine büyük katkı sağlıyor.

Fiziksel Potansiyelin Daha Doğru Kullanılması

Modern erkek voleybolunda başarı büyük ölçüde şu dört özelliğe bağlı: güçlü servis, yüksek blok, patlayıcı sıçrama, hızlı hücum organizasyonu.

Türkiye’de artık sporcu taraması daha bilinçli ve kapsamlı yapılıyor. Uzun boylu, atletik ve koordinasyonu yüksek gençler erken yaşlarda keşfedilip doğru eğitimle geliştiriliyor.

Eskiden tesadüflere bırakılan birçok yetenek bugün sistemli şekilde kazanılıyor.

Avrupa Kupaları Deneyimi

Türk kulüplerinin Avrupa kupalarında daha fazla boy göstermesi oyuncuların gelişiminde önemli rol oynadı. Mesela Avrupa Kupalarına erkeklerde bu sezon 6 takımla katıldık ve 50’ye yakın maç yapmış oldu temsilcilerimiz.

Çünkü Avrupa’da oynanan her maç; daha yüksek tempo, daha fazla baskı, daha kaliteli rakip anlamına geliyor. Üstelik Türkiye Ligi’ndeki yabancı oyuncu kuralı sayesinde yerli oyuncular da önemli süreler alabiliyor.

Sonuçta teori başka, partik-maç oynamak bambaşka… Bir oyuncu ancak ve ancal sahada oynarak gelişebilir.

Yeni Nesil Oyuncular ve Başarılı Scouting

Belki de en sevindirici gelişme burada yaşandı.

Artık elimizde uzun yıllar milli takımı taşıyabilecek genç bir jenerasyon var.

Örneğin;

Efe Bayram (2002)
Ramazan Efe Mandıracı (2002)
Bedirhan Bülbül (1999)
Ahmet Tümer (2001)
Berk Dilmenler (2004)
Gökçen Yüksel (2004)

Henüz neredeyse kariyerlerinin başındalar. Önlerinde en az dört-beş yıllık gelişim süreci bulunuyor.

Bunun yanında Bosna-Hersek kökenli Adis ve Mirza Lagumdzija kardeşlerin milli takım havuzuna kazandırılması da Türk voleybolu adına önemli bir scouting başarısı olarak görülebilir.

Ve Belki de En Önemli Etken: Avrupa’ya Giden Oyuncularımız

Aslında yükselişin en önemli motorlarından biri bu.

Artık oyuncularımız yalnızca Türkiye’de değil; İtalya, Polonya, Fransa gibi dünyanın en kaliteli liglerinde forma giyiyor. Adis ve Mirza Lagumdzija kardeşler, Efe Bayram ve Ramazan Efe Mandıracı bunun en güzel örnekleri.

Bu liglerde her hafta olimpiyat, dünya şampiyonası veya Şampiyonlar Ligi seviyesinde oyunculara karşı mücadele ediyorsunuz. Bunun oyuncuya kazandırdığı şey yalnızca teknik gelişim değil.

Aynı zamanda;

hata yapınca oyunda kalabilmek,
kritik sayılarda doğru karar verebilmek,
büyük atmosferlerden etkilenmemek,
baskıyı yönetebilmek
gibi üst düzey sporculuğun temel özellikleri gelişiyor.

Milli takıma döndüklerinde de bu deneyim doğrudan takıma yansıyor.

Üstelik Avrupa’da forma giyen her oyuncu, arkadan gelen gençlere de yeni bir hedef gösteriyor. Eskiden Avrupa’nın büyük liglerinde oynamak istisnaydı. Bugün ise ulaşılabilir bir kariyer planı haline geldi.

Sonuçta bunlar profesyonel sporcular. Avrupa’ya gitmek sadece maddi bir tercih değil, aynı zamanda kariyer yatırımı. Döviz kurlarındaki değişimler de büyük bir kayıp yaşatmıyor (euro x50’lere geldi) ve üst düzey liglerde kazanilan deneyim ve gelişim uzun vadede çok daha değerli bir kazanım sağlıyor.

En kötü ihtimalle, dünyanın en iyi şirketlerinden birinde staj yapmış gibi; kendilerini geliştiriyor, farklı bir kültür öğreniyor, yeni bir bakış açısı kazanıyor ve geri dönüyorlar.

Başarı Bir Zincirin Sonucu

Bugün geldiğimiz noktayı tek bir nedene bağlamak mümkün değil.

Aslında süreç şöyle işledi:

Güçlenen kulüpler → daha rekabetçi lig → Avrupa kupaları → Avrupa liglerinde oynayan Türk oyuncular → daha güçlü milli takım → gençlerin voleybola yönelmesi → daha kaliteli altyapı.

Bu zincirin her halkası bir sonrakini besledi diyebiliriz.

Sonuç olarak;

Türkiye erkek voleybolu artık eski Türkiye değil.

Henüz İtalya, Polonya ya da Fransa gibi her turnuvanın doğal favorileri arasında değiliz. Ancak artık Avrupa’nın saygı duyduğu, büyük takımların ciddiye aldığı ve her geçen yıl gelişen bir voleybol ülkesiyiz.

En güzel tarafı ise şu:

Bu başarı, yaşını doldurmuş bir jenerasyona değil; önünde uzun yıllar bulunan genç bir kadroya ait.

Yani Filenin Efeleri’nin hikayesi henüz yeni başlıyor!.

** Bugün için en büyük kara delik 3 hatta 2 büyük şehre sıkışmak gibi gözüküyor. Belki de önümüzdeki dönemde çözülmesi gereken en büyük konu bu. Anadolu’dan yeni voleybol merkezleri çıkarabilir, birkaç güçlü şehir takımını daha bu yarışın içine katabilirsek, sadece seyirci ilgisini değil, ligin rekabet gücünü de yukarı taşıyabiliriz. Çünkü gerçek gelişim, daha fazla takımın birbirini zorladığı ortamlarda gelir.

Yukarıda da söylediğimiz gibi; “Çevrendeki beş kişinin ortalamasısındır”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

PALIO DI SIENA: 90 SANİYELİK YARIŞ, 800 SENELIK GELENEK

Bugün dünyanın en ünlü at yarışları denildiğinde akla ilk olarak Kentucky Derby, Royal Ascot ya da Prix de l'Arc...

Benzer Konular