https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

ARJANTİN 1978: DÜNYA KUPASININ IŞIĞI VE GÖLGESİ

Okunması Gerekenler

1978 Dünya Kupası: Arjantin’in İlk Zaferi, Gölgesinde Kalan Tartışmalar

Arjantin’in bugüne kadar kazandığı üç Dünya Kupası’nın ilkine, 1978 yılına gidiyoruz.

Ev sahibi Arjantin’in şampiyon olduğu bu turnuva, futbol tarihinin en çok tartışılan Dünya Kupaları arasında yer aldı. Özellikle Arjantin – Peru maçı ve turnuvanın oynandığı dönemin siyasi atmosferi, yıllar boyunca çeşitli şaibe iddialarının merkezinde oldu.

Arjantin’in finale kalabilmesi için ikinci grup aşamasındaki son maçında Peru’yu en az dört farklı yenmesi gerekiyordu. Karşılaşma ise beklenenden çok rahat bir şekilde ilerledi, sonuçlandı ve Arjantin sahadan 6-0 galip ayrıldı. Bu sonuç, Brezilya’yı averajla geride bırakıp finale yükselmelerini sağladı!.

Peru’nun o dönemdeki seviyesine göre alınan bu ağır yenilgi, doğal olarak büyük tartışmalar doğurdu. Yıllar boyunca Peru oyuncularına baskı yapıldığı, siyasi müdahaleler olduğu veya farklı anlaşmalar yapıldığı yönünde iddialar ortaya atıldı. Ancak bu iddialar hiçbir zaman kesin biçimde kanıtlanmadı.

21 Haziran’da Rosario’da oynanan maçta; Peru kalecisi Ramón Quiroga’nın Arjantin doğumlu olması ve Peru’nun o karşılaşmaya kadar oynadığı 5 maçta toplam 6 gol yemişken, tek bir maçta 6 gol birden kalesinde görmesi, şaibe iddialarını güçlendiren başlıca unsurlar arasında yer alıyordu.

Buna rağmen bazı eski Peru futbolcularının yıllar sonra yaptığı açıklamalar tartışmaları yeniden alevlendirdi. Örneğin orta saha oyuncusu José Velásquez, takım arkadaşlarından bazılarının maçı sattığını ileri sürerek büyük yankı uyandıran açıklamalarda bulundu.

Diktatörlük Gölgesinde Bir Dünya Kupası

1978 Dünya Kupası, Arjantin’in askeri cunta yönetimi altında olduğu bir dönemde düzenlendi. 1976’da gerçekleşen darbenin ardından General Jorge Rafael Videla yönetimi ülkenin başındaydı.

Askeri yönetim, Dünya Kupası’nı ülkenin uluslararası imajını güçlendirmek ve propaganda amacıyla kullanmak istiyordu. Bu nedenle turnuva boyunca yaşanan bazı gelişmeler, ev sahibi avantajının ve alınan kararların daha fazla sorgulanmasına neden oldu.

1970’ler Siyasi Askeri Darbeler 

1970’lerin Güney Amerika’sında askeri darbeler ve siyasi baskılar bölgenin önemli gerçeklerinden biriydi. Boiivya’da General Hugo Banzer Suárez, Şili’de General Augusto Pinochet yönetimleri, Arjantin’de ise Videla rejimi, ülkelerinde sert baskı politikaları uyguluyordu (hatta Uruguay ve Ekvador da buraya eklenebilir).

Bu CIA destekli darbelerin beyin takımından ABD’nin ünlü dışişleri bakanı Henry Kissinger’in maç öncesi Videla ile özel olarak görüşüp, sonra ikilinin Peru soyunma odasına inerek oyunculara özel bir konuşma yapması da unutulmamalı!.

** Peru’da da 1968’da darbe olmuş ama Velasco’nun sağlık sorunları ve ekonomik problemlerin artması üzerine General Francisco Morales Bermúdez, 29 Ağustos 1975’te bir iç askeri darbeyle yönetimi devralmıştı.

Bu arada bu darbe, Latin Amerika’daki askeri müdahaleler arasında alışılmadık bir örnektir; çünkü darbeyi yapan ordu, klasik sağcı-anti-komünist askeri rejimlerden farklı olarak milliyetçi, devletçi ve reformcu bir program uyguladı.

Bir Tarafta Futbol, Bir Tarafta Kanlı Sokaklar

Bu nedenle 1978 Arjantin’i büyük bir çelişki yaşıyordu: Bir tarafta milli takımın başarısıyla sokaklara dökülen milyonlarca insan, bayraklar, kutlamalar ve futbol coşkusu vardı. Diğer tarafta ise tutuklanan, kaybedilen veya öldürülen siyasi muhalifler, sansür altındaki basın ve korku ortamı!.

Futbol Tarafı: Gerçekten Güçlü Bir Takım

Tüm tartışmalara rağmen Arjantin’in çok güçlü bir kadroya sahip olduğu da bir gerçekti.

Teknik direktör César Luis Menotti yönetimindeki şampiyon kadroda:

Kalede Ubaldo Fillol, savunmada kaptan Daniel Passarella, orta sahada Osvaldo Ardiles, hücumda ise turnuvanın yıldızı Mario Kempes bulunuyordu.

Özellikle Kempes, ikinci tur ve final aşamasında gösterdiği performansla turnuvanın en önemli oyuncusu oldu. Gol kralı olan Kempes (6 golle), finalde de iki gol atarak Arjantin’in Hollanda’yı uzatmalar sonunda 3-1 yenip Dünya Kupası’nı kazanmasında başrol oynadı.

Cruyff’un Yokluğu

Bu finalin en çok konuşulan konularından biri de Johan Cruyff’un Hollanda kadrosunda yer almamasıydı.

Cruyff’un 1978 Dünya Kupası’na katılmama nedeni yıllarca farklı yorumlandı. Bazıları bunu Arjantin’deki askeri diktatörlüğe karşı bir protesto olarak gördü, bazıları ise sponsorluk anlaşmazlıklarıyla ilişkilendirdi.

Ancak Cruyff yıllar sonra 2008’de yaptığı açıklamalarda asıl nedenin ailesinin yaşadığı korkunç olay olduğunu anlattı. 1977’de Barcelona’daki evinde silahlı kişiler tarafından ailesiyle birlikte tehdit edilmiş, yaşanan kaçırılma girişimi sonrasında ailesinin güvenliği konusunda büyük endişe yaşamıştı.

Bu olay Cruyff’u derinden etkiledi ve ailesinin güvenliği nedeniyle 1978 Dünya Kupası’nda forma giymeme kararı aldı. Eğer Cruyff o turnuvada oynasaydı, Hollanda’nın zaten güçlü olan kadrosunun finalde çok daha farklı bir seviyeye ulaşabileceği düşünülür. Bu nedenle 1978 finali, Hollanda’nın altın jenerasyonunun kaçırdığı ikinci büyük Dünya Kupası fırsatı olarak da hatırlanır.

1978 Dünya Kupası, böylece tarihe iki farklı yüzüyle geçti: Bir tarafta Arjantin’in ilk Dünya Kupası zaferi ve futbol tarihine geçen yıldızları; diğer tarafta ise siyasi baskılar, tartışmalar ve hiç bitmeyen şaibe iddiaları…

Son Haberler

BİR ŞEHRİN YARIM KALAN ASIRLIK RÜYASI: TARANTO FC 1927

Taranto: Serie A'yı Hiç Göremeyen Ama İtalya'nın Kalbinde Taht Kuran Kulüp Bir futbol kulübü düşünün.. Seneye 1 asrı devirecek ama...

Benzer Konular