https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

BREZİLYA ÜST ÜSTE 6.KEZ, SAMBACILAR NEDEN ELENDİ ?

Okunması Gerekenler

Ve Brezilya Bir Kez Daha Tünelin Sonunu Göremeden Dünya Kupası’na Veda Etti!

Futbol tarihinin en büyük yetenek havuzlarından birine sahip olan (belki de ilki), beş kez dünya şampiyonu olmuş Selecao, Norveç karşısında aldığı mağlubiyetle turnuvaya son 16 turunda veda etti!.

Peki, hemen herkes tarafından dünyanın en fazla futbol yeteneği üreten ülkesi olarak görülen Brezilya bu kez neleri yanlış yaptı?

Gelin, maddeler halinde değerlendirelim beraberce;

1. Kadro Seçimi

Brezilya denildiğinde akla her zaman dünya futboluna damga vurmuş santrforlar gelir.

Sadece yakın devirde bile Romário, Bebeto, Ronaldo, Adriano… Liste uzayıp gider.

Peki bugün?

Matheus Cunha ya da Igor Thiago gerçekten bu isimlerle aynı seviyede mi?

Bize göre asla değil!.

Üstelik ülkenin bu sene en formda 9 numaralarından João Pedro’nun kadroya alınmaması da büyük bir tartışma konusu oldu. Buna, kulüp kariyerinde zor dönemler geçirse de milli takım formasını yıllardır başarıyla taşıyan Richarlison’un kadro dışında bırakılmasını da eklemek gerekiyor.

Ve tabii ki Neymar kararı… İki ucu keskin bir bıçaktı.

Dünya futbolunun en büyük yıldızlarından biri kadroya alındı ancak kronikleşen sakatlıkları, ilerleyen yaşı ve Dünya Kupası’ndan hemen önce yaşadığı baldır sakatlığı nedeniyle fiziksel olarak hazır değildi.

Turnuvaya gerçek Neymar’ın belki de 4’de biri ile geldi.

İlk iki grup maçını kaçırdı, İskoçya karşısında ise yalnızca yaklaşık 15 dakika forma giyebildi. Böylesine önemli bir kontenjanın tam hazır olmayan bir oyuncuya ayrılması, doğal olarak eleştirilerin odağı oldu.

2. Yaşlanan Orta Saha

Kâğıt üzerinde kaliteli bir orta saha vardı.

Casemiro, Lucas Paquetá, Fabinho ve Bruno Guimaraes ile olan ana rotasyon.

Ancak kalite her zaman yeterli olmuyor.

Casemiro ve Fabinho artık kariyerlerinin son dönemlerine yaklaşmış isimlerdi. Tempo, dinamizm ve pres gücü konusunda eski seviyelerinde değillerdi.

Tabii ki bizim işimiz en kolayı, herşey bittikten sonra yazıyoruz ama.. Carlo Ancelotti’nin en çok eleştirildiği konulardan biri de genç ve formda oyuncuları yeterince kullanmamasıydı.

Manchester United’a transfer olmaya hazırlanan ve Serie A’da sezonun en istikrarlı orta sahalarından biri olan Atalantalı Ederson, Brezilya’nın özellikle orta sahada tempo kaybettiği, fiziksel mücadelede zorlandığı anlarda, bitmek bilmeyen enerjisi, pres gücü ve iki yönlü oyunuyla fark yaratabilirdi.

Bruno Guimarães ise turnuva boyunca enerjisiyle orta sahanın en iyilerinden biri oldu. Fakat Norveç karşısında skor 0-0 iken kaçırdığı penaltı, belki de işin acısı Brezilya’nın kader anı oldu.

3. Turnuva Öncesi ve Turnuva İçindeki Sakatlıklar

Brezilya turnuvaya tam kadro gelemedi.

Rodrygo ve Willian gibi önemli isimler Dünya Kupası başlamadan sakatlandı.

Turnuva sırasında ise Raphinha ve Lucas Paquetá da fiziksel problemler yaşadı.

Neymar zaten tam anlamıyla hazır değildi.

Bu kadar çok kilit oyuncunun fiziksel olarak eksik olması, Brezilya’nın rotasyonunu ciddi şekilde daralttı.

4. Brezilya Genlerine Aykırı Oyun Planı

Belki de en büyük tartışma buydu.

Brezilya denildiğinde akla;

hücum futbolu,
bireysel yetenek,
estetik,
cesaret,
doğaçlama oyun gelir.

Carlo Ancelotti ise daha kontrollü, geçiş oyununa dayalı ve savunma güvenliğini ön planda tutan bir sistem tercih etti.

Elbette bu anlayış kulüp futbolunda büyük başarılar getirdi. Ancak Brezilya Milli Takımı’nın futbol kültürüne ne kadar uyduğu tartışılır!.

Bunun en çarpıcı göstergesi ise istatistiklerdi.

Opta verilerine göre Brezilya, Norveç karşısında ilk yarıyı yalnızca %35 topa sahip olma oranıyla tamamladı. 1966’dan bu yana alınan Dünya Kupası verilerinde Brezilya’nın ulaştığı en düşük ilk yarı topa sahip olma oranı…

Brezilya gibi bir ülke futbolu adına bundan daha ağır bir tablo düşünmek zor, hakaret bu!.

5. Yıldız Eksikliği

Bir dönem Brezilya’nın kadrosuna bakmak bile rakipler için psikolojik baskı oluşturuyordu.

2002 Dünya Kupası, son şampiyonu kadroyu hatırlayın.

Ronaldo, Rivaldo, Ronaldinho, Cafu, Roberto Carlos, Lucio… say say bitmez.

Her biri kendi mevkisinin dünyanın en iyileri arasındaydı.

Bugünkü kadroya baktığımızda ise Vinícius Júnior dışında rakipleri maç başlamadan korkutacak seviyede bir süper yıldız görmek zor.

Neymar artık yarı emekli, kariyerinin son bölümünde.

Yeni jenerasyon ise henüz o psikolojik üstünlüğü kurabilecek seviyeye ulaşabilmiş kalitede değil.

6. Avrupa Duvarı Yine Aşılamadı

Belki de en acı istatistiklerden biri…

Brezilya, 2002’deki son Dünya Kupası şampiyonluğundan sonra eleme turlarında Avrupa temsilcilerine karşı oynadığı maçlarda üst üste altıncı kez mağlup oldu.

Artık bunun tesadüf olduğunu söylemek zor. Modern Avrupa futbolunun fiziksel gücü, organizasyonu ve taktik disiplini karşısında Brezilya yıllardır aynı sorunları yaşamaya devam ediyor.

7. Kimliğini Kaybetmek

Aslında bütün maddelerin özeti burada yatıyor.

Brezilya demek her zaman hücum demek, estetik demek, güzel futbol demek. Ama Ancelotti’nin geçiş futbolu kurgusu bu ülke genlerine uyuyor mu tartışılır!. Diyeceksiniz ki; 1982 Dünya Kupasında o meşhur Socrates’li, Zico’lu kadro öyleydi de ne oldu ama Norveç karşısında sanki, sadece bir futbol maçı kaybedilmedi. Brezilya, yıllardır adım adım uzaklaştığı futbol kimliğini de bir kez daha sorgulamak zorunda kaldı.

Eskiden dünyanın her yerinde rakipler Brezilya ile eşleşmek istemezdi.

Çünkü sadece kaliteli değillerdi. Korkutucuydular.

Bugün ise topun arkasında bekleyen, risk almaktan çekinen, rakibine göre oynayan bir Brezilya izliyoruz.

Belki disiplin kazandılar. Belki daha dengeli oldular. Ama karşılığında onları “Brezilya” yapan ruhun önemli bir kısmını kaybettiler.

Son Söz Olarak;

Brezilya elendi.

İlk kez olmuyor, muhtemelen son kez de olmayacak.

Ancak Norveç karşısındaki yenilgi yalnızca bir Dünya Kupası vedası değildi.

Bu maç, beş kez dünya şampiyonu olmuş bir futbol devinin yıllardır süren kimlik arayışının yeni bir halkasıydı.

Belki de Brezilya’nın yeniden zirveye çıkabilmesi için ihtiyaç duyduğu şey, yalnızca yeni yıldızlar değil; geçmişte tüm dünyayı kendisine hayran bırakan futbol anlayışını yeniden hatırlaması; Çünkü Brezilya’yı Brezilya yapan sadece kazandığı kupalar değil, o kupalara giderken oynadığı futboldu!.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

KUZEY DENİZİNİN RÜZGARI, LİNKS GOLFÜ’NÜN ZİRVESİ: 2026 SCOTTISH OPEN BAŞLIYOR!.

2026 Genesis Scottish Open, 9-12 Temmuz 2026 tarihleri arasında North Berwick'teki The Renaissance Club'da düzenleniyor. Bu yıl 9 milyon dolarlık...

Benzer Konular