Bugün dünyanın en büyük koşu ve spor markalarından biri olan ASICS’in hikayesi, aslında sadece ayakkabılardan değil; savaş sonrası küllerinden doğan bir ülkenin gençliğine umut olma çabasından geçiyor.
Her Şey Bir Ahtapot Salatasıyla Başladı (1949)
Markanın kurucusu Kihachiro Onitsuka, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Japon gençlerinin moralini ve sağlığını düzeltmek için spor ayakkabıları üretmeye karar verdi. Ancak basketbol ayakkabısı üretmek o dönem için inanılmaz zordu çünkü oyuncuların ani duruş ve dönüşlerine uygun bir taban yapılamıyordu.Onitsuka bir akşam yemekte ahtapot salatası yerken, tabağına yapışan bir ahtapot vantuzunu fark etti. “Eğer tabanı bu vantuzlar gibi tasarlarsam, oyuncuların kaymasını engelleyebilirim” diye düşündü.
Bu parlak fikir, 1950’lerin efsanevi Onitsuka Tiger basketbol ayakkabılarının doğmasını sağladı.
Nike’ın Doğuşundaki Gizli Kahraman
Pek çok insan Nike’ın tamamen bağımsız bir Amerikan fikri olduğunu düşünür ancak Nike, varlığını aslında ASICS’e (o dönemki adıyla Onitsuka Tiger’a) borçludur. Nike’ın kurucuları Phil Knight ve Bill Bowerman, şirketlerini kurmadan önce Japonya’ya giderek Onitsuka ile görüştüler. Onitsuka Tiger ayakkabılarının kalitesine hayran kalan ikili, Blue Ribbon Sports adlı şirketlerini kurarak bu ayakkabıları Amerika’da satmaya başladılar.
Yani ilk satılan “Nike” ürünleri aslında Amerika’ya ithal edilen Onitsuka Tiger modelleriydi! Daha sonra yollar ayrıldı ve Blue Ribbon Sports kendi üretimine geçerek Nike adını aldı.
ASICS İsminin Arkasındaki Gizli Latince Şifre
“ASICS” kelimesi rastgele seçilmiş bir isim ya da kurucuların soyadlarının birleşimi değildir. Şirket 1977 yılında adını (diğer iki Japon şirketiyle GTO ve Jelenk ile birleşerek) ASICS olarak değiştirdiğinde, bu kelimeyi Latince ünlü bir deyişin baş harflerinden oluşturdu: Anima Sana In Corpore Sano (Sağlam Kafa Sağlam Vücutta Bulunur)
Bu felsefe, kurucu Onitsuka’nın savaştan çıkan gençliğe spor yoluyla akıl ve beden sağlığı aşılama misyonunun doğrudan bir yansımasıydı.
İkonik Çizgiler Aslında Estetik İçin Çizilmedi
Bugün ASICS ve Onitsuka Tiger ayakkabılarının yan tarafında gördüğümüz o ikonik “Tiger Stripes” (Kaplan Çizgileri), ilk olarak 1966 yılında Mexico 66 modeliyle tanıtıldı.
Bu çizgilerin tasarımı sadece göze güzel gelsin diye yapılmadı; dikey ve yatay çizgiler ayakkabının derisini yapısal olarak desteklemek, ayağı daha iyi sarmak ve ayakkabının ömrünü uzatmak amacıyla yerleştirilen işlevsel birer destek mekanizmasıydı.
Su Kabarcıklarını Engelleyen “Araba Radyatörü”
Teknolojisi1950’lerin sonlarında maraton koşucularının en büyük problemi ayaklarında oluşan devasa su toplama kabarcıklarıydı.
Onitsuka, uzun mesafe koşucusu Kenji Kimihara ile çalışırken arabaların motorunu soğutan radyatör sisteminden ilham aldı. Ayakkabının ön ve yan kısımlarına küçük hava delikleri açarak, ayağın her adımda nefes almasını ve içerideki sıcak havanın dışarı pompalanmasını sağladı.
Bu sayede koşucuların ayaklarının su toplaması tamamen engellendi ve maraton dünyasında bir devrim yaşandı.
Yumurta Akı Kıvamındaki Uzay Teknolojisi: GEL Devrimi (1986)
ASICS denince akla gelen ilk şey şüphesiz GEL, yastıklama teknolojisidir. Ancak bu jelin arkasındaki test hikayesi oldukça çılgınca.
ASICS mühendisleri, yarı akışkan bu silikon jelin darbe emiş gücünü kanıtlamak için laboratuvarda tarihi bir deney yaptılar: 6. kattan (yaklaşık 18 metre yükseklikten) aşağıya, sadece 30 mm kalınlığındaki bir GEL yüzeyin üzerine çiğ bir yumurta bıraktılar.
Yumurta kırılmadı, hatta çatlamadı bile. Bu teknoloji, uzay roketlerinde hassas cihazları korumak için kullanılan sistemlerden ilham alınarak geliştirilmişti!.
Çıplak Ayaklı Şampiyonu Ayakkabı Giymeye İkna Eden Tek Marka
1960 Roma Olimpiyatları’nda maratonu çıplak ayakla koşup dünya rekoru kırarak altın madalya kazanan efsanevi Etiyopyalı atlet Abebe Bikila’yı duymuşsundur. Bikila, hayatı boyunca ayakkabıyla koşmaktan nefret ediyordu.
Kihachiro Onitsuka, 1961’de Bikila’nın kaldığı otel odasına kadar giderek onu ikna etmeye çalıştı. Ona, “Senin çıplak ayakların harika ama Japonya’nın yolları cam kırıkları ve taşlarla dolu, sana zarar verecek” dedi ve onun için özel, tüy gibi hafif bir ayakkabı üretti.
Bikila o yıl Mainichi Maratonu’nu Onitsuka Tiger ayakkabılarıyla koştu ve kazandı. Bu, markanın spor dünyasındaki güvenilirliğini arşa çıkardı.
Bruce Lee ve Kill Bill: Sinema Dünyasındaki Sarı Miras
ASICS’in alt markası olan Onitsuka Tiger’ın sarı-siyah renkli Tai Chi modeli, popüler kültürün en büyük ikonlarından biridir.
Bruce Lee, 1978 yapımı Game of Death (Ölüm Oyunu) filmindeki o meşhur sarı tulumunun altına bu sarı-siyah Onitsuka Tiger ayakkabılarını giymişti.
Yıllar sonra (2003) Quentin Tarantino, Kill Bill filminde Uma Thurman’ın canlandırdığı “The Bride” karakterine Bruce Lee’ye saygı duruşu olarak tam olarak aynı kombini giydirdi. Hatta ayakkabının tabanında çok ince bir detay olarak “Fuck U” yazıyordu!.
Cortez Vakası
Onitsuka Tiger tarafından ABD pazarı için üretilen efsanevi koşu ayakkabısı Cortez, büyük bir başarı yakaladı. Ancak ilişkiler bozulduğunda ve Nike kendi markasını kurmaya karar verdiğinde, taraflar bu modelin tasarımı konusunda davalık oldu.
Mahkeme sonucunda tasarım her iki markaya da verildi; Nike modeli Cortez adıyla satmaya devam ederken, Japon şirket bu tasarımı Corsair olarak adlandırdı.
Gizli Laboratuvar: Spor Bilimleri Enstitüsü (ISS)
ASICS, ayakkabılarını sadece tasarım masasında üretmiyor. Japonya’nın Kobe kentinde bulunan ASICS Institute of Sport Science (ISS), adeta bir NASA üssü gibi çalışır.
Burada atletlerin robotik kopyaları yapılır, koşucuların ayak hareketleri yüksek hızlı kameralarla milisaniye milisaniye incelenir ve malzemeler moleküler düzeyde test edilir. Markanın “önce bilim, sonra moda” felsefesinin kalbi burasıdır.
Özetle ASICS, bir akşam yemeğindeki ahtapot vantuzundan doğan, uzay teknolojisiyle çiğ yumurtaları koruyan ve sinema tarihine sarı çizgileriyle kazınan bir markadan çok daha fazlası. Arkasında, savaşın küllerinden doğan bir nesle ayağa kalkma gücü veren Latince bir felsefe taşıyor: Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.
Bugün ayağınıza geçirdiğiniz o çizgili ayakkabılar, aslında sadece bir spor ekipmanı değil; 70 yılı aşkın süredir devam eden bir adanmışlığın, bilimin ve insan iradesinin somut birer kanıtı diyebiliriz.
