Teniste “bagel” denildiğinde kastedilen şey, bir setin 6–0 gibi tek taraflı bir skorla bitmesidir. Bu ilginç terimin kökeni ise oldukça basit bir görsel benzerliğe dayanır.
6–0’lık skor yazıldığında, sıfır rakamı yuvarlak şekliyle bir simit (bagel) görünümünü andırır. Bu benzetme ilk olarak tenis konuşma dilinde ortaya çıkmış, zamanla özellikle Amerika’daki tenis çevrelerinde yaygınlaşarak bugünkü yerleşik jargon haline gelmiştir.
İlginç olan ise bu terimin tek bir kişi tarafından icat edilmemesidir. 1970’lerden itibaren spor yazarları, yorumcular ve oyuncular arasında doğal bir şekilde kullanılmaya başlanmış, ardından tenis kültürüne tamamen yerleşmiştir. Bugün ise “bagel” sadece bir skor değil, aynı zamanda bir oyuncunun rakibi karşısında kurduğu mutlak üstünlüğü anlatan bir ifade olarak kabul edilir.
Peki ya diğerleri diye sorduğunuza eminim!.
Hatta bu dil o kadar gelişmiştir ki, 6–1 gibi skorlar için “breadstick”, iki set 6–0 biterse de “double bagel” gibi eğlenceli terimler ortaya çıkmıştır.
6–1 skorunda “1” rakamı, uzun ve ince bir çubuğu andırır. Bu şekil, özellikle Amerikan mutfağındaki ince ekmek çubuğu (breadstick) ile benzetilir.
Ama burada kesiliyor; yani 6-2 ya da 3-4-5 veya tie-break ile biten maçlara verilen bir lakap yok.
Bu global jargon sadece en “üç skorlar” için oturmuştur.
** Bir de Golden Set var ki;
rakip değil oyun, puan dahi alamaz
Bu yüzden “altın” kelimesi burada kusursuzluk ve tam hakimiyet anlamına gelir.
Profesyonel teniste çok çok az görülmüştür
En bilinen örneklerden biri: Bill Scanlon vs Marcos Hocevar (1983) – Scanlon, bir seti hiç puan vermeden kazanmıştır!.
