İNCİR
Kimilerine göre incir meyvaların şahıdır. Adına türküler yazılmış,kültürümüzde kutsallığı dillere destan bir meyvadır.
Demeyin ne alaka diye, hedef saptırmıyorum.
Makine gibi demiştim son maçtan sonra yanıltmadılar taa ki ikinci yarının başlamasıyla birlikte oyunun ritmini Zalgiris’e acaba nasıl verebiliriz yarışına girene dek.
Devon, Wade, Melli, Tarık, Talen farkın yedi sayıda kilitlendiği, sekize ona, on ikiye çıkabileceği anlarda bir türlü çemberin yakınından boş atışları sokamamaları, savunmada yükün birkaç oyuncuya bindiği, çember altının adeta panayır alanına dönüp ev sahibine çok can verdiği bir geceydi.
Saras ta sağ olsun karar anlarında rotasyonu iyice daraltıp ,basketbolün ki kendisinin şahlarından biri olduğu pozisyonu sahipsiz bırakınca yeşiller bunca ikramı reddetmediler.
Tarık’ın ciddi bir oyun terapisine ihtiyacı var.
Sahada cak cak cak sakız çiğneyip, kah şut sokup kah yaptığı acayip top kayıplarının yanı sıra savunma takımında, savunmanın yanından geçmeyip bir de sağa sola laf yetiştirince hiç hoş gözükmüyor üstüne üstlük Saras, pozisyon pozisyon yanına almasına rağmen durumun vehametini anlayamıyor.
Bu takım çok karakterli oyunculardan oluşuyor. Nerelerden kalktılar geri döndüler, nerelerden yeniden hayat buldular. Yol kazası olması en büyük temennim.
Gelelim maçın düdük çalanlarına evet çalanlarına.
Play off sertliği eğer her takım için varsa o düdükler öyle üflenmeli. Fark on dokuz’u vurduktan sonra Portekiz’li Sergio üç düdük arka arkaya ardından Fransız ( her zaman ki gibi mecazi yönden de Fransız üstelik devşirme ) Mehdi iki düdükle partiye katılıp, bir takımın hakkını çaldılar.
Takılmayalım devam edelim. Konsantre ve farkındalıkla sekizinci dörtlü finale merhaba diyelim.
Bir çuval inciri heba etmeyelim zira çok kıymetli.
