https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

SİRK ÇADIRINDAN KARBON KANATLARA: 75 SENELİK MOTO GP’NİN 20. YÜZYILI

Okunması Gerekenler

Sirk Çadırından Karbon Kanatlara, Asfalt Pistlere
MotoGP bugünkü yazı konumuz. 75 yıllık bir tarihe sahip bu spor içinde teknoloji ile devamlı gelişen mühendislik savaşını, yüzlerce pilotun kırılan kemiklerini, birçok kaza, ölüm ve trajedilerle dolu, koskocaman bir evrim…
1949’da başlayan dünya şampiyonası, bugünkü adıyla MotoGP World Championship, gerçekten bir “hayatta kalma oyunu” gibiydi. 1949 yılında başlayan bu macera, ilk zamanlardan bugüne üstüne koya koya büyüyen bir teknoloji laboratuvarına dönüştü diyebiliriz.
Gelin, MotoGP’nin “Continental Circus”tan günümüzün aerodinamik savaşlarına uzanan hikayesine kısaca göz atalım…
*** “Continental Circus” ve Isle of Man Efsanesi (1949-1960’lar)
MotoGP’nin ilk yılları, bugünkü dünyadan çok uzaktı. O dönem bu organizasyona “Continental Circus” (Kıta Sirki) deniyordu. Yarışçılar, tıpkı bir sirk kumpanyası gibi karavanlarına dolusur, eşleri ve çocuklarıyla Avrupa’yı kasaba kasaba gezerdi. Pist güvenliği denen şey o senelerde bir hayal. Yarışların çoğu, bugün efsanevi ama ölümcül olarak bilinen İşle of Man TT gibi trafiğe kapatılmış halka açık yollarda yapılırdı.
O kadar çok kaza, akabinde de sakatlıklar, ölümler yaşanıyordu ki, ona rağmen ne sporcuların ne de halkın ilgisi hiçbir zaman azalmadı!. O dönem start prosedürü bile bir fiziksel sınavdi!. Clutch Start yoktu; pilotlar motorlarının yanında koşarak onları itmek, motor çalıştığı anda üzerine atlamak zorundaydı.
Özellikle Isle of Man TT gibi yarışlar, sadece hız değil, ölümle burun buruna sürüş demekti. Bu yarış, yıllar içinde MotoGP takviminden çıkarıldı çünkü risk seviyesi artık kabul edilemez hale geldi!.
*** İki Zamanlı Canavarlar ve Amerikan Tarzı (1970-2001)
1970’lerle birlikte Japonlar; Yamaha Motor Company, Suzuki Motor Corporation ve Honda Motor Company ile sahneye çıktığında Avrupa merkezli düzen tamamen değişti. İki Zamanlı (two-stroke) Motorlarda idi artık bayrak. Hafif, basit ama inanılmaz agresiftiler.
High-Side Kabusu 1980’lerin 500cc motorlarında elektronik namına hiçbir şey yoktu. Çekiş kontrol (traction control) veya on kaldırma önleyici (anti-wheelie) sistemler icat edilmemişti.
190 beygirlik bu canavarlarda, motorun “powerband” denilen güç aralığına girmesi bir anahtarın açılması gibiydi. Aniden arka tekerleğe binen güç, lastiğin tutuşunu bir anda keser ve pilotu mancınıkla fırlatır gibi havaya atardı. Buna “High-side” deniyordu ve her yarışta en az birkaç pilot bu yüzden kemiklerini kırıyordu.
Rainey vs. Schwantz Rekabeti

Bu dönemin en büyük yıldızlarından: Wayne Rainey – kusursuz çizgi, disiplin
Kevin Schwantz – saf kaos ve yetenek…

Bu ikilinin rekabeti hala MotoGP tarihinin en saf ve dramatik düellolarından biri sayılır!.

Wayne Rainey (Yamaha); hesaplı, teknik ve pürüzsüz sürerken; Schwantz (Suzuki) ise “Tanrıyı görene kadar fren yapmam” felsefesiyle motorun limitlerini aşıyordu. Bu rekabet, motor sporlarının altın çağı olarak tarihe geçti.
Teknolojinin ilk büyük kırılması; Mick Doohan’ın Honda ile geliştirdiği “Big Bang” ateşleme sistemi (silindirlerin aynı anda ateşlenip arka lastiğe dinlenme payı bıraktığı sistem), motorun hırçın karakterini bir nebze dizginleyerek 90’ların sonunu domine etti. Bugünkü elektroniklerin atası gibi düşünebiliriz!.
Biz 20.yüzyıl özelinde yazdık yazımızı. 2002 yılı bir milattı. Çevre kuralları gereği o çığlık atan 2 zamanlı 500cc motorlar tarihe karıştı. Yerini, önce 990cc (ilk nesil canavarlar), sonra 800cc (daha teknik, daha viraj odaklı dönem) ve nihayetinde 1000cc (bugünkü hibrit güç + aerodinami çağı) hacminde 4 zamanlı, gürleyen “MotoGP” canavarları aldı.
Ve sonrasını da hemen her sporsever gibi hepimiz biliyoruz!.

 

Son Haberler

YIĞILDIK KALDIK

Yazı yazmak zor. Hissettiklerimizi kelimelere dökmek çok zor. Yine büyük çok büyük bir travma. Maçın bitişi. Gözü yaşlı hem çocuklar hem büyükler. Diğer tarafta...

Benzer Konular