Bugünkü yazı konumuz, Dünya Kupasında tarihin ilk yarı final oynayan Afrika takımı Fas.
Peki 2022ye dek R16 üstüne çıkmayan (o da sadece 1 kez) ülke nasıl oldu da bugünlere geldi ?
Kasedi başa sararsak; Fas futbolunun son yıllardaki büyük çıkışı 2009’da kurulan Kral VI. Muhammed Futbol Akademisi’nin sağladığı altyapı yatırımları ile start verdi diyebiliriz. Avrupa’da yetişen yetenekli diasporanın takıma entegrasyonu, disiplinli savunma anlayışı ve teknik direktör Walid Regragui’nin taktiksel başarısı da eklenince, devlet destekli sistem, kalıcı bir başarı mimarisi oluşturuyor.
Ama bu mimarının çıkış noktası olan Vahid Halildozic faktörünü da es geçmemek lazım. Bu arada 4 ayrı takımla Dünya Kupası vizesi alıp sadece 1 tanesi ile orada yer alabilmesi de tek başına ayrı bir yazı konusu!.
Kral VI. Muhammed Akademisi (Altyapı): 2009 yılında Sale şehrinde kurulan ve 12 milyon Sterlin harcanan akademi, modern tesisleriyle yetenekli gençleri erken yaşta dünya standartlarında eğitmeye başladı.
Avrupa Diasporası: Takım kadrosunun büyük bir kısmı Avrupa’nın önde gelen liglerinde (İspanya, Fransa, Hollanda vb.) yetişen Fas kökenli oyuncuları yetiştirildikleri Batı Avrupa devlerine kaptırmadılar ve çok güçlü bir havuz oluşturuldu.
Mesela İspanya Madrid doğumlu Achraf Hakimi, dünyanın da en iyi 2-3 sağbekinden biri. Hollanda doğumlu ve tüm formasyonunu orada kalmış raket sol ayak sağ açık Hakim Ziyech de aynı şekilde… Orta sahanın defansif kalesi Sofyan Ambrabat da Hollandada doğup büyüyüp yetişen başka bir yıldız.
Bir başka İspanya doğumlu Real Madrid oyuncusu Brahim Diaz ve yine bir başka Hollanda doğumlu, Ajax akademisi çıkışlı Mazraoui de var.
Dünya Kupasında spot ışıklarını üzerine çeviren kaleci Bono da Kanada doğumlu. Duvar stoper Saiss de Fransa doğumlu ve tüm gelişimini orada almış başka bir yıldız isim.
Bu saydıklarımıza ek olarak, Belçika doğumlu-çıkışlı Bilal El Khannouss ve Fransa doğumlu forvet Amin Adli de diğer aklımıza gelenler…
Mesela makro bir istatistikler de, Fas takımı geçmişte, 1970 ile 1998 yılları arasında katılmaya hak kazandığı dört Dünya Kupası’nda kadrosunda yalnızca üç yabancı doğumlu oyuncu bulundururken; son dönemde, milli takımını oluşturmak amacıyla, toplam Fas nüfusunun yüzde 10’undan fazlasını oluşturan diasporasından yararlanmaya başlağını çok net şekilde görüyoruz.
Teknik direktör Regraguinin saha içinden de çok, belki de en büyük başarısı bu oldu, hiçbir Fas kökenli yıldızı başka ülkelere kaptırmamak!. Hala da bu başarı devam ediyor ve U-20 kategorilerinde Hollanda ve Belçika forması giyen 6 yeni oyuncuyu daha kattılar Fas bünyesine…
Yerel Ligin Kalitesi de bir başka x faktör. Fas Ligi (Botola Pro), Afrika’nın en rekabetçi liglerinden biri haline geldi ve Wydad AC gibi kulüpler kıtasal başarılar elde etti. Bu da havuzu oldukça genişletti ve başarılar-maddi desteklerle, gençlerin bu yolu seçmesine önayak oldu.
Hemen hemen diğer bütün Fas doğumlu yıldızlar da genç yaşta Avrupa transferi yaptıkları için, onlar için de formasyonu Batıda aldıkları söylenebilir. Kısaca herşeyi doğru yapıp, eldeki cevheleri de kaçırmadığında, başarı şansı çok daha yükseliyor.
Yazıyı da bizden bir örnekle bitirelim; düşünün ki Mesut Özil, İlkay Gündoğan, Emre Can gibileri kaçırmasak ya da tersten bakalım; Hakan Calhanoğlu, yeni yıldız adaylarımız Kenan Yıldız ile Can Uzun, Orkun Kökçü ile Ferdi Kadıoğlunu (hatta Kaan Ayhanı, Mert Müldürü vs vs) havuza katamasak ne olurdu sorusunun cevabı malum!.
photo: getty
