https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

SPORDA “BEYAZ FİL” WHITE ELEPHANT HİKAYESİ

Okunması Gerekenler

Ülkemizde pek kullanılmasa da “beyaz fil” tabiri dünyada oldukça yaygındır. Gösterişli ama sürdürülemez, masrafı faydasını aşan projeleri anlatır.

Bunun en çarpıcı örneklerinden biri, Montreal Olympic Stadium’udur. 1976 Yaz Olimpiyat Oyunları için inşa edilen stadyum, döneminin mimari simgesi olarak tasarlandı. Ancak artan maliyetler, bitmeyen tadilatlar ve yapısal sorunlar nedeniyle yıllarca şehre büyük bir ekonomik yük getirdi.

Bugün hala ayakta. Tarihi değeri nedeniyle yıkılması kolay değil; fakat bakım masrafları ve geçmişten gelen borç tartışmaları hiç bitmedi.

Benzer tartışmalar Türkiye’de de İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadyumu için zaman zaman gündeme gelir. Olimpiyat hedefiyle inşa edilen bu büyük tesis, önemli finallere ev sahipliği yapmış olsa da, uzun süre düzenli ve yoğun kullanım konusunda eleştirildi. F1 İstanbul Parkuru da, 200 milyon dolar maliyeti ile bir başka örnek.

Aslında mesele tek bir ülke değil. Olimpiyatlar için inşa edilip sonrasında atıl kalan ya da beklenen verimi vermeyen birçok tesis, “beyaz fil” kavramının modern örnekleri arasında sayılıyor.

Mesela Atina Olimpiyat Stadı ve Tesislerine (Yunanistan, 2004) dev yatırımlar yapıldı. Oyunlar sonrası birçok tesis atıl kaldı.

Beijing National Stadium – Kuş Yuvası (Çin, 2008) 2008 Yaz Olimpiyatları için tasarlandı. Mimarı açıdan etkileyici ama maç ve etkinlik yoğunluğu sınırlı.

Çok yüksek bakım maliyetleri nedeniyle bir başka “beyaz fil” örneği…

Rio de Janeiro Olympic Park (Brezilya, 2016) 2016 Yaz Olimpiyatları için inşa edildi. Ekonomik kriz nedeniyle birçok tesis kullanılamaz hale geldi.

Hatta bölge bile uzun süre terk edilmiş görünümde kaldı.

Yani büyük organizasyonlar bittiğinde geriye şu soru kalıyor; o dev yapılar gerçekten yaşıyor mu, yoksa sadece ayakta mı duruyor?

Öncelikle “Beyaz Fil” (White Elephant) Hikayesi Nedir, kısaca hatırlayalım.

“Beyaz fil”, maliyeti çok yüksek ama getirisi düşük (hatta zararlı) olan, gösterişli fakat kullanışsız projeler için kullanılan bir deyimdir.

Kökeni bir Güneydoğu Asya Efsanesi olan bu terim, özellikle Tayland (eski adıyla Siam) ve komşu krallıklara dayandırılır. Rivayete göre Siam kralları, gözden düşen saray mensuplarına “nadir ve kutsal sayılan beyaz filler” hediye ederdi.

Beyaz filler çalıştırılamazdı (kutsal kabul edilirdi). Bakımı son derece pahalıydı.

Dışarıdan heybetli, etkileyici görünür ama bir işe yaramadığı için külfettir aslında! Sahibi onu satamaz hatta başka birine veremezdi bile!.

Sonuç; “Hediye” aslında kişiyi ekonomik olarak zor duruma düşüren bir yüke dönüşürdü.

Ama bu terimi küresel anlamda popüler hale getiren ise Mark Twain. Twain’in ironik hikayelerinde krala hediye edilen ancak büyük masraf çıkaran beyaz fil, toplumsal yozlaşmayı simgeleyen bir unsur olarak öne çıkar.

Orijinal adıyla “The Stolen White Elephant” Mark Twain’in ünlü kısa hikayelerinden biridir ve bu metaforu anlatısal formda, bir öykü bağlamında kullanımı ile onunla özdeşleşmiştir.

Modern kullanımda “beyaz fil” dendiğinde ise; gösterişli ama işlevsiz kamu projeleri, maliyeti yüksek, getirisi düşük yatırımlar akla gelir.

Kısacası spor bağlamında “beyaz fil”, tribünleri dev ama takvimi boş; maliyeti büyük ama getirisi sınırlı tesisleri anlatır.

Ve asıl sınav o dev organizasyon bittiğinde başlar; O stat gerçekten yaşayacak mı, yoksa sadece hatıra olarak mı kalacak?

 

Son Haberler

VALENCIA BATMAN SAVAŞI !

Bugünkü konumuz, Valencia CF ile DC Comics arasında yıllar önce gündeme oturan “Batman logosu” tartışması. Hikaye aslında 2014’te başlıyor ve...

Benzer Konular