Sovyetler Birliği satranç dendiginde devasa bir mirasa sahipti.
1948’de başlayan Satranç Dünya Şampiyonaları’nda, Mikhail Botvinnik, Vasily Smyslov, Mikhail Tal, Tigran Petrosian, Boris Spassky, Anatoly Karpov ve Garry Kasparov gibi büyük ustalar, Sovyet satrancının sembolleriydi.
Düşünün ki, 1948-93 arası, 45 sene içinde Amerikalı “Boby Fischer Sovyet olmayan tek” şampiyondu!..
Bu oyuncular sadece oyun teknikleriyle değil, aynı zamanda stratejik zekalarıyla da tanınırlardı. Bu isimlerin başarıları, sonraki nesil satranç oyuncularına ilham kaynağı oldu ve Sovyetler Birliği’ndeki satranç kültürünü daha da güçlendirdi.
Sovyetler Birliği döneminde satranç, tüm dünyada “Sovyet monopolü” haline gelmişti. Satranç, sosyalist insan modeline uygun entelektüel bir hobi olarak teşvik edildi ve bu plan “hem teori hem de pratikte” tuttu.
Kremlin, satranç oyuncularını elit birer sporcu gibi görerek, onlara maaş ve imkanlar sağladı. Küçük yaştan eğitimle, okullarda ve gençlik merkezlerinde satranç eğitimi zorunlu ve oldukça yaygındı.
Bu sistem, devasa bir yetenek havuzu oluşturdu.
Sistematik çalışma ile satrançta sadece yeteneği değil, disiplinli, teorik ve bilimsel analizi öne çıkardılar. Açılış teorisi ve oyun sonu çalışmaları üzerinde derinlemesine analizler yapıldı. Bu organizasyon sadece bir dünya şampiyonu değil, aynı zamanda bir organizasyon dehası olan Botvinnik tarafından denetlendi.
Soğuk Savaş döneminde satranç tahtası, Sovyet zekasının Batı’ya karşı üstünlüğünü kanıtladığı bir arena olarak kullanıldı. Bunu bir meslek olarak yapmıyorsan, bu yola çocuk yaşlardan baş koymuş Sovyet gençlerle başetmek imkansızdı.
Mesela o devirlerde ABD’de en iyi oyunculardan birçoğu (Reshevsky, Fine) tam zamanlı işlerde çalışmak zorundaydı. Yani en üst seviyelerde yarışıyor olsalar bile, bugünün standartlarına göre neredeyse amatördüler.
Günün işten arda kalan vakitlerinde sadece 2-3 saat oyun çalışarak, uyku-yemek haricinde bu spora 7-24 programlanmış bir ülkeyle kapışamadılar kısaca!
Aslında 1991’de dağılmalarına rağmen, Alexander Khalifman ve Vladimir Kramnik ile Rus bayrağı şampiyonluklara devam ediyordu.
Ve yakın döneme denk gelen, Karpov ve Kasparov’un efsanevi rekabeti, satranç dünyasında strateji, psikoloji ve azim üzerine bir ders olarak tarihe geçti. her bir hamleleriyle yalnızca oyunları değil, adeta tüm satranç kültürünü dönüştürdüler!.
Ama Sovyetler Birliği’nin çöküşüyle birlikte devlet desteğinin kaybolması, Batı’nın yükselişi ve satranca artan ilgisi, teknolojik değişim ve yeni küresel rakiplerin ortaya çıkması gibi bir dizi faktörle o devasa makas kapandı.
Özellikle 2013’den bugüne dek her senenin şampiyonu Norveçli deha Magnus Carslen başta, birçok yeni yıldız çıktı Ruslara rakip.
Sonuç olarak, Rusya hala dünya çapında güçlü oyuncular yetiştirmeye devam etmekte (Sergey Karjakin, Ian Nepomniachtchi gibi), ancak geçmişteki gibi “monopol” bir hakimiyet artık söz konusu değil!.
