ABD ve yüzme dendiğinde; erkek sporcular içinde tabii ki en önde gelen ikili Mike Spitz ve Michael Phelps.
Ama efsane yüzücüler Spitz’den sonra (1968-72), Phelps’ten önce (2000-16), 1980’lerde ortaya çıkan bir başka ABD’li yüzücü de unutulması zor başarılara imza atmış ve tam 11 olimpik madalya kazanmıştı.
Kahramanımızın ismi Matt Biondi. Daha yirmisini görmeden ilk olimpiyatına katılan 1965 doğumlu Kaliforniyalı yüzücü, 1984 Los Angeles’tan bir bayrak altınıyla ayrılmıştı, ama bir sonraki 1988 Seul’de tozu dumana katarak; tam beş altın, bir gümüş ve bir bronz!..
Onu 20. yüzyılın en dominant yüzücülerinden Mark Spitz’le kıyaslayanlar oluyor, yaptığı bir başka spor olan sutopunda da milli takıma kadar yükseliyordu.
Biondi, özellikle sprint yarışlarının kralı olarak bilinirdi. 50 ve 100 metre serbest ile 100 metre kelebekte dünya rekorları kırmış, “suda yıldırım” lakabıyla anılırdı.
Daha yaşı genç ve önü açıktı ama 1992’de işler maalesef çok da iyi gitmedi. Barselona’da bayrak yarışlarından yine iki altın çıkartmış ama bireyselde sadece 1 gümüş kazanabilmişti.
Ve hiç beklenmedik bir anda “maddi destek alamıyorum” diyerek 27 yaşında spor sahnesinden çekildi. Medyayla muhatap olmadan, sansayondan uzak hayatı da onu kamuoyundan iyice uzaklaştırdı. Bedensel tükenme dendi, motivasyon düşüşü dendi ama spora küsmesinin net nedenini bilemedik bizler de…
Düşünün ki erkenden biten bu kariyerine bile 3 Olimpiyat ve toplamda 8’i altın 11 madalya (2 gümüş, 1 bronz) sıkıştırmıştı.
Sonra seneler sonra onu ilk kez, bir haber programında, lisede matematik dersi verirken gördük.
Spor efsanelerinin yarıda bırakan birçoğu için uktedir içimizde “acaba devam etse ne olurdu” sorusu.
Ama diğer erken, yarıda biten hikayelerde-filmlerde olduğu gibi, Biondi özelinde de hiçbir zaman öğrenemeyeceğiz bu filmin sonunu!..
