4 Mayıs 1980… Futbolun sustuğu, bir ülkenin tek yürek olduğu nadir günlerden biri…Bugün tam 45 sene geçmiş aradan…
Yugoslavya Ligi’nde sıradan bir pazar günü yaşanıyordu. Ülkenin farklı şehirlerinde üç maç oynanıyor ve tribünler her zamanki gibi doluydu. Ancak o gün, sahadaki skorların ya da rekabetin hiçbir önemi kalmayacaktı. Çünkü Yugoslavya’nın 27 yıldır lideri olan Josip Broz Tito hayatını kaybetmişti.
Bu acı haber, özellikle Poljud Stadı’nda oynanan Hajduk Split – Kızılyıldız derbisi sırasında yankı buldu. Karşılaşmanın 41. dakikasında sahaya giren görevliler hakemlere doğru ilerlerken, tribünlerde bir hareketlilik çoktan başlamıştı. Fısıltılar, birkaç saniye içinde yerini çığlıklara ve derin bir sessizliğe bıraktı.
Yaklaşık 50 bin taraftarın bulunduğu statta duygular bir anda değişti. Rekabetin, tezahüratın ve futbol coşkusunun yerini hüzün aldı. Tito’nun Hırvat kökenli olması nedeniyle Hajduk Split taraftarlarının yas tutması beklenebilirdi. Ancak asıl dikkat çeken, Kızılyıldızlı Sırp taraftarların da aynı acıyı paylaşmasıydı. Bu sahne, Tito’nun yıllar boyunca farklı etnik kimlikleri, dinleri ve kültürleri bir arada tutma gücünün en somut göstergelerinden biriydi.
Tito, Sovyetler Birliği’nin etkisine boyun eğmeyen, Yugoslavya’yı kendine özgü bir yol haritasıyla yöneten güçlü bir liderdi. Onun liderliğinde ülke, farklılıklarına rağmen bir bütün olarak kalmayı başarmıştı. Ancak o gün tribünlerde hissedilen bir başka duygu daha vardı: belirsizlik. Tito’nun ardından ne olacağına dair duyulan korku… Ne yazık ki bu korku, yaklaşık on yıl sonra Yugoslavya’nın parçalanmasına ve trajik savaşlara sahne olan bir geleceğin habercisi olacaktı.
Ama o gün, henüz geleceğin karanlığı yazılmamıştı. O gün sadece bir kayıp vardı.
Hajduk Split – Kızılyıldız maçı yarıda kaldı. Aslında sadece o maç değil, tüm ülke durdu. Futbolun bile anlamını yitirdiği nadir anlardan biri yaşandı. Sahadaki oyuncular, tribündeki taraftarlar, ekran başındaki milyonlar… herkes aynı duyguda birleşti.
Bir liderin ardından tutulan yas, 90 dakikadan büyüktü.
Ve o gün, Yugoslavya’da futbol sustu.
