Portekiz futbolu gelişimi bugünkü yazı konumuz.
Aslında baktığında sporun hemen her parametresinde en iyiler (en azından ilk 3’tekiler) onlarda; Jorge Mendes, Jose Mourinho, Cristiano Ronaldo.
1960’larda da fırtına gibi esiyorlardı ama sonrası bir 30 senelik duraklama dönemi ve tekrar şahlanış.
Sonuçta 10 milyon nüfuslu ülkeden bugüne dek 3 Ballon d’Or kazananı çıktı; Eusebio, Figo ve Cristiano Ronaldo.
Ama biz kasedi geri saralım ve bu kıvılcımın ilk çıkış noktası olan mimara gidelim; coach Carlos Queiroz.
2016’da Avrupa Şampiyon olup, hemen akabindeki Ulusal Ligin de ilk şampiyonu olmayı başardılar. 1989’da U-16 ile ülkesine kazandırdığı Avrupa Şampiyonluğu sonrası aynı sene U-20’de de dünya şampiyonluğunu getirmişti Portekize.. Üstüne 1991’de, başka bir oyuncu grubuyla U-20’de bir dünya şampiyonluğu daha..
O kadar çok futbolcu kazandırdı ki ülkeye, bu 3 şampiyonluğun meyvelerini senelerce yediler, o gençler en az 10-15 sene daha ülkelerine hizmet ettikleri için.
Mesela mı? Figo başta, Simao, Abel Xavier, Joao Pinto, Rui Costa vs vs…
** O kadrodaki hemen her parlayan futbolcu üstüne kata kata ilerlerken, tek hayal kırıklığı gol makinesi Gil Gomes oldu. 5 maçı da kazanıp 15 gol atıp, sadece 2 gol yedikleri turnuvada (U-16), 9 gol atan forvet, u-20 Dünya Şampiyonu kadronun da forvetiydi ama sonrası tek kelimeyle serbest düşüş hatta çakılma, ibretlik bir hikaye !!.
Tabi Avrupa’nın futbolda en önemli istasyon ülkesi olmaları da çok büyük bir ivme kazandırdı futbollarına. Özellikle dil avantajı ile başta Brezilya olmak üzere, tüm Güney Amerika pazarı, kültürel benzerlik ve aldıkları herkesi parlatıp satmaları, hemen her genç futbolcu ve menajerlerinin de rotayı onlara çevirmesini sağladı.
Özellikle 2005 sonrasını baz alırsak; Benfica 600 milyon euroya yakın futbolcu satışı geliri elde ederken, ezeli rakipleri Porto da 520 milyon euro ile 2’nci sıradaydı tüm dünyada.
Hatta Sporting’i de katarsak, bu 3 kulüp 2005’den 2021 yani bugüne dek toplamda 16 senede o kadar çok futbolcu satmışlardı ki, bunun para olarak karşılığı da neredeyse 1.5 milyar euro!..
Fazla uzatmadan; Queiroz tek kelimeyle bu tez konusu yapılanmanın ana mimarı oldu.
Önce bir futbol okulu kuruldu. Sonuçlar ortaya çıkmaya başlayınca hem maddi destek daha da arttı hem de genç çocukların katılım ve inancı.
Yani o senelerde ekilen tohumlar bugünleri getirdi.
Darısı bizim futbolumuzun herşeyi bilen, attı mı mangalda kül bırakmayan “ulema” futbol eğitmenlerinin başına!..
