FENERBAHÇE BEKO’NUN AVRUPA’DA KURDUĞU KORKUTMA DÜZENİ
Bazı takımlar liderlik eder, bazıları dominasyon yapar. Fenerbahçe Beko ise, EuroLeague pistinde bu sezon bambaşka bir iş çıkardı: “Yenilmeyi” bir faul gibi seyrek kullanılan, adeta günah sayılan bir şeye dönüştürdü.
20 Galibiyet – 7 Mağlubiyet. Kağıt üzerinde sıradan bir lider gözüküyor belki. Ama bu sayıların arka planına baktığınızda, karşınıza çıkan sadece bir basketbol takımı değil, bir sistem mükemmelliği.
Şubat ayının ortasındayız ve Fenerbahçe çoktan geçmiş sezonun tamamını geride bıraktı. Düşünün ki, iki sezon önce (2023-24) 34 maçın sonunda yakalayabildikleri 20 galibiyet rakamına, bu sezon henüz 27. haftada, yani daha sezon bitmeden erişti bu takım.
Sanki bir maraton koşarken, önceki rekorunu son kilometrelere gelmeden kırıyorsunuz. İşte Fenerbahçe’nin yaptığı tam olarak bu!..
Eskiden “Play-off tutturabilir miyiz?” endişesi vardı; şimdi “liderliği hangi maçta garantileriz?” hesabı yapılıyor. Üst üste yedi maç. Yedi zafer. Her biri bir öncekinden daha kıymetli, her biri rakiplerin özgüven duvarında bir çatlak daha açan bir seri. Ve timing’e bakın: Bu seri, EuroLeague’in en hunhar, en acımasız döneminde geldi: Ocak-Şubat…
Double Week’lerin boğazınıza sarıldığı, Real Madrid’in bile nefes alamadığı, Barcelona’nın ayak sürüdüğü aylarda, Fenerbahçe parkeleri adeta özel mülk gibi kullandı.
Peki bu seri ne anlama geliyor? Sadece sayısal bir başarı mı? Asla. Bu, takıma genetik seviyede kodlanmış bir winning habit – kazanma alışkanlığı.
Artık maç sonlarında, clutch time denilen o nefes kesici anlarda, Fenerbahçe oyuncuları panik yapmıyor. Çünkü beyinlerinin derinliklerinde şöyle bir fısıltı var: “Biz kaybetmeyi unutmuş adamlarız”. “Rakipler ise sahaya çıkarken, acaba bugün bu seri kırmak bize nasip olabilir mi?” umutsuzluğuyla başlıyor maça.
İşte psikolojik savaşı tam da böyle kazanıyorsunuz!..
Savunma Diktası: Tek Haneli Mağlubiyet Sürrealizmi
27 maçta sadece 7 mağlubiyet. EuroLeague’de FB haricinde tek haneli yenilgi sayısında kalan tek takım, en yakın takipçisi Olympiacos’un bile 9 mağlubiyeti varken, Fenerbahçe bu rakamı bir ayrıcalık gibi koruyor. Ve üstüne üstlük: Ligin en az sayı yiyen takımı!..
Bu tesadüf değil, strateji. Sarunas Jasikevicius’un yaptığı basketbol devrimini anlıyor musunuz? Geçmiş yılların “gömülü uzun” savunması arşive kaldırıldı. Şimdi parke üzerinde gördüğünüz, ligin en agresif switch savunması. Melli, Bonzie Colson ve rotasyonun her elemanı, sanki milimetrik ayarlanmış çarklar gibi birbirinin yerine geçiyor. Rakip kısaları perdeyi kullanıp içeri girmeye çalışınca, karşılarında ayakları çevik uzunları buluyor ve şut penceresi kapanıyor.
Sonuç? Fenerbahçe maçları şovuyla kazanmıyor; rakibi 73-75 sayı aralığında boğarak, nefessiz bırakarak kazanıyor. Bu, basketbolun en zor sanatı: Savunmayla dikta kurmak.
Nigel gitti sistem kaldı: Süper kahraman çağından süper takım devrine
Geçen yaz, Temmuz 2025’te Nigel Hayes-Davis’in NBA için Fenerbahçe’den ayrılışı, kağıt üzerinde büyük bir kayıp gibi görünüyordu. Final Four MVP’si, şampiyonluk kadrosunun yıldızı gidiyordu. Peki sonra ne oldu? Fenerbahçe, süper kahramanlara bağımlı olma dönemini kapattı; süper takım olma dönemine geçti.
Şu anki 20 galibiyet, 7 maçlık yenilmezlik serisi, ligin en iyi savunması… Bunların hepsi Nigel’siz dönemde geldi. Yedi ay boyunca, eskiden “Nigel ne yapacak?” diye beklenen anlarda, Wade Baldwin direksiyonu eline aldı, Bonzie Colson enerji kattı, Tarık Biberovic üçlük ceza atışlarını kesti. Sorumluluk dağıldı, ama direnç katlanarak arttı.
İşte asıl devrim burada: Yıldız gitti, ama takımın parlaklığı düşmedi, tam tersine zirveye çıktı. Bu 7 aylık süreç, Saras’ın sisteminin kişilerden bağımsız, kendi kendine dönen bir makineye dönüştüğünün en net kanıtı oldu.
Atina Yolu: Business Class Bileti Rezerve
Önümüze baktığımızda ne görüyoruz? 20 galibiyet, tek haneli mağlubiyet, yedi maçlık seri, en iyi savunma… Tüm veriler tek bir cümleye tercüman: Fenerbahçe Beko, bu sezonun en büyük şampiyonluk favorisi.
Geçen senelerdeki “Final Four’a gidebilir miyiz?” soruları tarihe karıştı. Şimdi sorulan tek soru: “Kupa ne zaman gelir?”
Play-off bileti değil, Atina’da kupa kaldırma planları yapılıyor. Ve bu takımın formu, temposu, inanılmaz savunma direnci göz önüne alındığında… Bu sefer abartı değil, gerçekçi bir hayal bu.
Avrupa, Kadıköy’den yükselen bir dominasyona şahit oluyor. Ve rakipler artık şunu kabul etmeli: Bu Fenerbahçe, yenilgiyi unutmuş bir takım. Atina biletleri Business Class’tan rezerve edildi bile…
mail: mete.ersoz@abcspor.com
