Güreş, ata sporumuz ve Olimpiyatlarda en çok madalya kazandığımız disiplin.
Türkiye’nin olimpiyat tarihinde elde ettiği 104 madalyanın 66’sını güreşçiler (29 altın, 18 gümüş ve 19 bronz madalya) alma başarısı göstermiştir. Toplamda kazanılan 41 altının ise 29’u, yani %70’inden fazlası bu spor dalında elde edildi.
Yaşar Doğu, Gazanfer Bilge, Ahmet Ayık, Mustafa Dağıstanlı ya da yakın dönemde Hamza Yerlikaya, Taha Akgül, Riza Kayaalp gibi efsane sporcuların yanında bir isim daha vardır ki; o, öncü olmuş ve açılışı yaparak ilk olimpiyat altınımızın sahibi olan: Yaşar Erkan.
1912 yılında Erzincan’da dünyaya gelen Yaşar Erkan, 4 yaşındayken ailesiyle İstanbul’a geldiğinde, kimse onun sadece ülke değil, dünya spor tarihine adını yazdıracağını bilemezdi.
Babası Ali Efendi de Erzincan’daki köylerinin meşhur pehlivanlarındandı, ancak Yaşar, babasından çok daha büyük bir iz bırakacaktı. Yaşar Erkan, 1933 yılında Türk Milli Güreş Takımı’na seçildi ve aynı yıl Balkan Şampiyonluğu’nu kazandı. Bu şampiyonluğu, 1934 ve 1935 yıllarında da koruyarak başarılarına devam etti.
Berlin’de, grekoromen stil 61 kilo Olimpiyat Şampiyonluğu’nu kazandı ve tribünlerdeki 100 binden fazla seyirci önünde, Hitler’in huzurunda bayrağımızı şeref direğine çektirerek İstiklal Marşımızı okumuştu.
O, kendine has “Belkündesi” ile tüm dünyaya öğrettiği meşhur oyunu ile nam salmıştı. Gerek kuvvet, meziyet ve gerekse teknik bakımdan çok yönlü bir oyuncuydu.
28 güreşçi ile başlayan 61 kiloda, Yaşar Erkan ilk güreşinde Danimarkalı Nielson’u, sonra Japon rakibini, üçüncü olarak da İtalyan Becia’yı tuşa getirerek dördüncü tura yüklemiş ve Letonyalı Krindsis’i de puanla geçerek üçlü finale yükselmişti.
Fillandiyalı Reini ve İsveçli Carlsson’la madalyaları paylaşacağı kesindi ama rengi belli değildi. O zamanki puan sisteminde, final serisinde fena puanı en az olan şampiyon olacaktı. Ve Yaşar -4 puanla tarih yazarken, Finli Reini’nin -5 ile gümüş, Carlsson da -6 puanla bronz madalyanın sahibi olmuştu.
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Yaşar Erkan’a telgraf göndererek şu sözleri söylemişti: “Kendin küçüksün; ama memleket için önemli bir iş yaptın. Artık adın Türk spor tarihine geçti. Çok yaşa Yaşar!”
Efsane güreşçimizin soyadı, aslında “çaresiz” anlamına gelen “Nacar” idi. Ancak Atatürk, bu soyadını “Erkan” olarak değiştirmiştir; yani “topluluğun ileri gelenleri” anlamına gelen bir isimle taçlandırılmıştır.
Aradan yıllar geçtikten sonra, olimpiyat şampiyonu Yaşar Erkan şöyle diyecekti: “Olimpiyat şampiyonluğu çok büyük bir şey, kuşkusuz. Ama benim en büyük zaferim, Atatürk’ten o telgrafı almış olmaktır.”
18 Mayıs 1986’da hayatını kaybeden Erkan, Zeytinburnu Merkezefendi Mezarlığı’nda yatıyor. Ama o, tüm ülke için bir öncü ve ölümsüz bir efsane olarak anılmakta…
