https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

TRABZON’DA ORTADAN İKİYE BÖLÜNEN BİR EFSANE: 1958’İN YARIM KUPASI

Okunması Gerekenler

Trabzon’un Ortadan İkiye Bölünen Efsanevi Hikayesi: Yarım Kupa, Tam Bir Futbol Romanı

Futbol bazen sadece 90 dakikalık bir rekabetten ibaret değildir; adeta nesilden nesile aktarılan, coğrafyayı, kaderi ve insan hikayelerini birbirine bağlayan dev bir romandır. Türk futbol tarihinin en sıra dışı, en masalsı olaylarından biri de tam olarak böyle bir romandan fırlamış gibidir: Trabzon’daki Yarım Kupa!

Yıl 1958… Yer Trabzon… Türkiye Amatör Futbol Birinciliği’nin final grubunda, Türk futbolunun unutulmaz figürlerinden Ahmet Suat Özyazıcı’nın da tanıklığıyla tarihe kazınacak o eşsiz olay yaşanır.

Beraberlik Bozulmayınca: Karar Anı

O dönem Trabzon’da düzenlenen final grubuna; ev sahibi Trabzon İdmanocağı ile Ankara Havagücü başta olmak üzere 4 takım katılır (Bursa’dan Güvenspor, Kütahya’dan Linyitspor). İki dev takım arasındaki kritik karşılaşma berabere biter.

21 Haziran 1958 Cumartesi günü oynanan ilk maçlarda Ankara Havagücü, Bursa Güvenspor ile 1-1 berabere kalırken; Trabzon İdmanocağı Linyitspor’u 5-1 mağlup etmişti.

22 Haziran 1958 Pazar günü yapılan ikinci maçlarda Güvenspor ile Linyitspor 0-0 berabere kalmış, Trabzon İdmanocağı ile Ankara Havagücü arasındaki mücadele de 0-0 sona ermişti.

25 Haziran 1958 Çarşamba günü oynanan müsabakalarda ise İdmanocağı, Güvenspor ile 0-0 berabere kalırken; Ankara Havagücü rakibi Linyitspor’u 4-0 yenmeyi başarmıştı. Bu sonuçların ardından İdmanocağı ve Ankara Havagücü’nün hem puanları hem de averajları tamamen eşit hale gelmişti. (1 galibiyet, 2 beraberlik, 5-1 averaj)

Turnuva sonunda puanlar, atılan ve yedilen goller, yani her şey tamamen aynıdır.

Şampiyonu belirlemek için bir maç daha oynanması gündeme gelir. Ancak işler anlaşılamaz bir düğüme dönüşür: Trabzon İdmanocağı maçı kendi evinde ama “seyircisiz” oynamak ister; Ankara Havagücü ise “başka bir sahada” oynamayı talep eder. İki taraf da geri adım atmayınca son sözü Futbol Federasyonu söyler.

Ve Türk futbol tarihine geçecek o enteresan karar alınır: İki takım da Türkiye birincisi ilan edilmiştir! Peki, ortada tek bir kupa varken bu nasıl olacaktır?

Sanat Lisesi Atölyesinde “Adil” Bir Kesim
Federasyonun çözümü basittir: Kupa ortadan ikiye ayrılacaktır.

Bunun üzerine Trabzon Bölge Futbol Ajanı, aynı zamanda Trabzon Sanat Okulu torna – tesviye öğretmeni de olan Osman Turan, kupayı alır ve ortadan kaybolur. Döndüğünde kupa tam ortadan ikiye bölünmüştür.

Kura çekimi yapılır, kupanın yazılı tarafı İdman Ocağı’na, diğer tarafı da Ankara Hava Gücü takımına verilir. Böylelikle dünyada örneği olmayan bu uygulama 1958 yılında Trabzon’da gerçekleşmiş olur.

Futbol sahalarında pek görülmeyen bu adalet, Türk spor tarihinin en sempatik detaylarından biri olarak kayıtlara geçer.

Kaderin Garip Cilvesi: Eski Takımına Karşı Oynamak

Bu hikayeyi daha da sinematografik kılan şey ise dönemin efsane ismi Ahmet Suat Özyazıcı’nın yaşadıklarıdır.

Askerlik görevi nedeniyle o dönem Ankara Havagücü forması giyen Trabzon İdmanocağı’nın eski oyuncusu Özyazıcı, kendisini hayatının en tuhaf maçlarından birinin içinde bulur. Eski takımına, evine, arkadaşlarımıza karşı sahaya çıkmak zorundadır. Yıllar sonra o günleri şöyle anlatacaktır:

“Eski takımıma karşı oynamak zordu. Giydiğim formamın da hakkını vermeliydim… Ancak böyle bir olaya belki de en çok ben sevindim.”

Yarım Kupa, Bütün Bir Miras

Zaman akar, 1967 yılında İdmanocağı, İdmangücü, Martıspor ve Karadenizgücü güçlerini birleştirerek bugünkü devasa çınar Trabzonspor’u kurar. İdmanocağı’nın o efsanevi geçmişi ve kupanın yarısı da doğal olarak Trabzonspor Müzesi’ne emanet edilir.

Ankara Havagücü kapanmış olsa da, o gün Erken Sanat Lisesi’nde kesilen yarım kupa, bugün Trabzonspor Müzesi’nde sergilenmeye devam ediyor. Ahmet Suat Özyazıcı da kariyerinde Trabzonspor ile kazandığı sayısız büyük lig şampiyonluğuna rağmen, o müzede sergilenen “yarım kupaya” baktığında geçmişin o saf ve romantik günleriyle hasret gideriyor.

Son Söz

Bugün milyonlarca dolarlık endüstriye, VAR sistemlerine ve soğuk rekabetlere baktığımızda, 1958’in o Sanat Lisesi atölyesinde ikiye bölünen kupayı hatırlamak insana iyi geliyor. Futbol; bazen bir demir parçasını ya da meşin yuvarlağı paylaşamamak değil, dostluğu, hatırayı ve hikayeyi ortadan ikiye bölüp kardeşçe paylaşabilmektir!.

Son Haberler

PELOTONUN GİZLİ DİLİ: NEDEN HEMEN HER BİSİKLET TERİMİ FRANSIZCA?

Bisiklet yarışları dünyasında peloton, lanterne rouge, chasse patate ve gregario (gregoria) gibi terimleri duymayan yoktur; her birinin ne anlama...

Benzer Konular