https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

TEDECSO’NUN ÇALIŞTIĞI YERDEN ÇIKMADI SORULAR

Okunması Gerekenler

Dünkü maç üzüntü vericiydi. Nedenini uzun uzun düşündüm. Uzun zamandır Tedesco’nun tarzını ve maçlara nasıl hazırlandığını anlamaya çalışıyorum. Sonuçta taraftarız; futbol ilmi bizim işimiz değil. Bizim işimiz sunulanı izlemek ve izlediğimiz şeyin uzun bir sezonun küçük parçaları olduğunu bilerek sabırla takip etmek. Onu niye almadı, bu niye sakatlandı… Bunlar taraftarı üzer, kızdırır, bazen sevindirir.

Ama hesap sorma hakkımız aslında tek bir yerde: üyesi olduğumuz kulübün seçiminde oy kullanırken. Yaş ilerledikçe hem rakip taraftarla hem de kendi içimizde kavga etmekten yorulduğumu fark ediyorum. Zaten buna hiç gerek yok.

Maçı izlerken, yılların getirdiği yöneticilik refleksiyle hocaya bakıyorum: ne yapmaya çalışıyor? Çünkü futbol teknik direktör oyunudur. Oyuncunun yeteneğini kullanması bile teknik direktörün çizdiği sınırlar içinde mümkündür. “Her çiçek her toprakta yeşermez” denir ya, mesele tam da bu. İlk yarı boyunca gördüğüm şey, Tedesco’nun planının işlemediğiydi. Rakip cezayı kesti. Evet, verilmeyen bir penaltı vardı ama futbolda bunlar olur; ilk golün çarpıp girmesi gibi.

İkinci yarı toparlarız diye beklerken herkes bir anda rakibin İngiliz olmasından, yüksek maliyetli oyuncularından bahsetmeye başladı. Oysa bizim oyuncuların yüreklerini ortaya koymaması, oyuna “ben de varım” dememesi Tedesco’nun yanlış kurgusundan kaynaklanıyor desem, yine de işin güzel tarafı hocamızı çok seviyoruz ve toz kondurmuyoruz. İkinci yarıda Vitor bildiğimiz gibi takımı rölantiye aldı. Tedesco topa sahip olan oyuna döndü; aynı zamanda maçtan vazgeçmiş gibiydi. Skiniar’ın sakatlığı ve sarı kartlar da bunda etkiliydi. En azından top dolaşmaya başladı ve maç bu ritimde bitti.

Maç sonu hocanın şu sözleri aslında tabloyu özetliyordu:

“Bugünkü 11’in rakibe sıkıntı yaratabileceğini düşündük. Bu maça çıkarken bizi neyin beklediğini bilmiyorduk, yeni hocaları vardı. Geriye düştük, rakip özgüven kazandı, biz özgüven kaybettik. Futbolda kararları maçlardan önce verirsiniz, sonra değil.”

Bunun aynısını geçen ay evde yaşadık. Oğlum sınava hazırlanıyordu, öğretmeni değişti. Günlerce “Ben şimdi neye hazırlanacağım?” diye sordu. “Konuna çalış, yaparsın” dedim. O ise “Nasıl soracağını bilmiyorum” diyordu. Sonuçta yeni öğretmen aynı konulardan farklı sordu ve istediğini alamadı.

Tedesco da biraz böyle bir hoca. Ligde bazı ilk yarılar boş geçiyor. Çünkü ya çalıştığı taktiğin dışında bir planla karşılaşıyor ya da rakibin son haftalardaki formu onu çekingenleştiriyor. O an Fenerbahçe teknik direktörü olduğunu unutup fazla önlem alıyor ve sonuç boş geçen bir ilk yarı oluyor. Ama onun şansı, ikinci yarıda yeniden denemesi. Çalıştığı oyun tuttuğunda maçı çeviriyoruz ya da en azından puan alıyoruz. Rakip onun planına denk düşerse ise özgüvenli ve iyi oynayan bir Fenerbahçe izliyoruz.

Bu maçta da Vitor’un ne yapacağını kestiremedi, bir kurgu yaptı ve olmadı. Bu kadar basit. Belçika Milli Takım kariyerinin kötü gitmesinin nedeni de bence bu.

Vitor’un hafta sonu zorlu Liverpool maçı ve ardından Brighton karşılaşması varken burada işi bitirip güven oyu alması, ayrıca eski hocamız olarak tebriki hak ediyor. Artık yaşlanmış, belki eskisi kadar not almıyor olabilir — belki de not alınacak bir maç yoktu — ama onu stadımızda görmek güzeldi. Yolu açık olsun.

Şimdi önümüzde kalan lig maçlarını kazanmaktan başka çaremiz yok. Rakip hocaların rutinlerinden çıkmamaları işimize gelir; bunu bozabilecek olanlar belki Sergen ve Okan hocalar ve tabiki hakemlerin oyuna katkıları.

Önümüzdeki maçlara bakalım. Yeni yönetim herkesi lig şampiyonluğuna kitledi, Avrupa önemli diyen azınlığım, zaten kalmadı, katıldım aramıza.

Sadece hepimize bir not, ligde fikstürümüz daha kolay değil, hiç bir zaman olmadı. Unutmayalım. Maç maç kazanarak devam.

mail: yakup.borekcioglu@abcspor.com

twitter: @Yborekcioglu

photo: getty

Son Haberler

ENERJİ, RÜZGAR, STRATEJİ, BİLİM; PELOTON NEDİR ?

Televizyonda bir bisiklet yarışına denk geldiğinizde anlatılan spiker tarafından sık sık tekrarlanan “peloton” kelimesi mutlaka kulağınıza çarpmıştır. Sözlük anlamı olarak;...

Benzer Konular