TANRININ ELİ VE AYAĞI; DIEGO ARMANDO MARADONA

Okunması Gerekenler

GALATASARAY ÇOK RAHAT

GALATASARAY ÇOK RAHAT Sarı-Kırmızılılar UEFA Avrupa Ligi 2. ön eleme turunda kardeş ülke Azerbaycan’ın Neftci Bakü takımıyla deplasmanda karşılaştı. Karşılaşmaya Galatasaray...

PAZARLAMA BAŞARISI: PARIS SAINT-GERMAIN FC

PAZARLAMA BAŞARISI: PARIS SAINT-GERMAIN FC Daha önceki yazılarımda Futbolda Pazarlama konusunu derinlemesine incelemiştim. Bu yazımda size bir başarı öyküsü Paris...

CESARETLİ OL VE KAZAN

CESARETLİ OL VE KAZAN Yeni sezonun ilk haftasında ve aynı zamanda ilk derbisinde Trabzon'a konuk olan Beşiktaş'ta kadrodaki eksiklere ve...

gorkem1Daha önce Pelé mi Maradona mı diye tartışılırdı. Pelé’yi çıplak gözle izleyen insanlar bu dünyadan göçtükçe bizim gibi Maradona’yı izleme şansına kavuşmuş nesiller için bu sefer de Maradona mı Messi mi tartışması başladı.

Evet, istatistiklerde Messi’nin tartışılmaz bir üstünlüğü olduğu doğru. Barcelona A takımında 10 yıl içinde oynadığı 303 maçta ‘La Liga’ 273 gol atması maç başına 0,90 ortalama demek ki bu gerçekten inanılmaz.

Yalnız pek çok konuda olduğu gibi ‘gelmiş geçmiş en iyi futbolcu kimdir?’ sorusunu sorarken istatistiklerin ötesinde işin içine liderlik, karizma, sıradışılık gibi öznel vasıfları katınca benim cevabım ‘tabii ki Maradona’ oluyor. Şimdi de nedenlerini karşılaştırmalı olarak açıklamaya çalışayım…

MARADONABundan birkaç yıl önce Almanların ünlü forveti Gerd Müller bir röportajında eskiden oynanan futbolda adam adama markajın çok ön planda olduğunu ve o zamanlar defans oyuncularının forvetlere göz açtırmadığını söylemişti. Bu kesinlikle doğru. Bugün yapılan fauller çok daha sert bir şekilde cezalandırılıyor ve forvet oyuncuları daha bir dokunulmazlık kazanmış durumdalar. Yalnız şu da doğru ki futbol eskisine göre çok daha hızlı da oynanıyor ve atletik özellikler daha önemli. 1982 yılındaki Dünya Kupası’na bugün PTT 1. Lig’den bir takım gitse belki yarı finale kadar çıkar. Koşu mesafeleri de buna paralel olarak yıllar içinde sürekli artış gösteriyor. Maradona’ya 1982 Dünya Kupası’nda İtalya maçında tam 23 faul ve 1990’da bütün turnuva boyunca 50 faul yapılmış ki her ikisi de şu ana kadar kırılamayan rekorlar. Cüneyt Çakır’ın bugün leblebi gibi çıkardığı kırmızı kartları eskiden hakemler kolay kolay çıkaramazlardı.

Messi Barcelona’da doğmuş, orada parlamış ve muhtemelen de kariyerini orada bitirecektir. Oysa Maradona 1982’de Barcelona’ya o zamanın rekoru olan 5 milyon Pound’luk bir transfer ücretiyle gelmiş ve ardından 1984’te yine bir rekor olan 6,9 milyon Pound’luk transfer ücretiyle Napoli’ye geçmiştir. Burada benim şahsen hayranlık duyduğum şey bir şehri, bir ülkeyi ve bir yaşam tarzını değiştirecek cesarete sahip olmaktır. Bunun da ötesinde gittiği şehrin bir kahramanı ve sembolü haline gelmektir.

Ben İtalya’da 5 yıl yaşadım ve hala da sık sık gider gelirim. Kuzey ve Güney arasında iflah olmaz bir uçurum vardır. Sosyal, ekonomik, kültürel, iklim, doğa şartları vs. neredeyse siyahla beyaz gibidir bazen. Maradona işte on yıllarca aşağılanan, hakir görülen Güney’in başkaldırısının adeta bir sembolü ve kahramanı olmuştur. O zamana dek hep zengin Kuzeylilerin tekelinde olan lig şampiyonluğunu (scudetto) iki defa 1986/87 ve 1989/90 sezonlarında Napoli’ye getirmeyi başarmıştır. Üstelik bunu yaptığı dönemde dünyada futbolun merkezi İtalya’ydı ve Barcelona – Real Madrid gibi iki kutuplu değil, Inter – Milan – Juventus gibi üç kutuplu bazen Roma’nın da araya sızdığı bir ligden bahsediyoruz.

 MARA2Bana izlediğim en güzel takım hangisiydi diye sorarsanız Sacchi’nin teknik direktörü olduğu Gullit – Rijkaard – Van Basten – Ancelotti – Baresi – Donadoni – Maldini – Tassotti – Costacurta – Evani ve Massaro gibi yıldızların olduğu 80’lerin sonundaki Milan derim. Diğer tarafta 1988/89’da rekor şampiyonluğun geldiği Matthaus, Brehme, Berti, Bergomi, Zenga ve Serena’lı müthiş Inter ve kadrosunda o yıllarda Laudrup, Rush, Conte, Scirea, Cabrini ve kalede Tacconi gibi yıldızların olduğu bir Juventus’a karşı bizim Maradona yanında bir dönem Carnevale ve Bruno Giordano, bir dönem de Careca ve genç bir Zola’yla bu iki lig şampiyonluğuyla beraber araya bir de UEFA Kupası sıkıştırmıştır 1989’da.

 Gelelim Messi’ye. Uzun yıllar karşısında tek rakip R.Madrid (bu sene A.Madrid bir renk getirdi sonunda) ve aynı takımda çocukluktan beri bir arada oynayan, İspanya milli takımının da belki uzun yıllar unutulmayacak başarılarla dolu kadrosunun belkemiğini oluşturan Xavi, Iniesta, Pique, Fabregas, Sergio ve Pedro gibi futbolculardan oluşan bir makinenin kuşkusuz en önemli dişlisi ama sadece bir dişli. Çünkü Barcelona bizim gibi geçmişe bazen fazla takılan futbol romantikleri için belki değil ama son yılların en başarılı takımı.

Messi inanılmaz güzellikte goller de atıyor ama Maradona’nın 1986’da İngiltere’ye attığı 2. gol 2002 yılında FIFA’nın düzenlediği bir ankette yüzyılın golü seçiliyor ve günümüzde de sonucun değişeceğini sanmıyorum. Aynı maçta attığı ve Tanrı’nın Eli olarak adlandırılan gol ise Fransız Le Monde’un çok güzel yazdığı gibi ‘Yarı Melek, Yarı Şeytan’ sıfatını Maradona’ya doğrusu çok güzel yakıştırıyor. İngiltere’yi o maçta mağlup eden Arjantinliler aynı Güney İtalyanların Kuzey’e karşı verdiği gurur mücadelesi gibi Falkland Savaşı’nda incinen ulusal onurlarını kurtarmış gibi hissediyorlar. Başrolde de yıldızların kutsadığı adam Maradona. Aşağıda hem bu izlemekten hiç sıkılmadığım golü hem de spikerin nasıl kendinden geçtiğini görebilirsiniz.

maradona elAynı şekilde kader İtalya’daki 1990 Dünya Kupası’nda da Arjantin ve İtalya’yı hem de Napoli’de yarı finalde bir 3 Temmuz günü karşı karşıya getiriyor. Maradona’nın kaptanı olduğu Arjantin İtalya’yı penaltılarla elediğinde tribünlerin bir kısmı İtalya, bir kısmı da Maradona sevigsinden dolayı Arjantin’i destekleyerek statlarda ender görülecek bir bölünme yaşanıyor.

Bir de bu karşılaştırmanın tabii ki sözü açılmışken milli takım boyutu var. Burada da Messi’nin istatistiksel olarak bir üstünlüğü söz konusu. A Milli takımda Maradona oynadığı 91 maçta 34 gol atarken Messi şu ana kadar oynadığı 97 maçta attığı 45 golle Maradona’yı geçmiş durumda. Tabii Maradona’nın spor otoritelerine göre pozisyonu ‘ileriye dönük orta saha oyuncusu’ ama buna karşılık Messi ‘forvet’. Yine de bunu bir tarafa bıraksak bile, Maradona tartışmasız bir şekilde 1986 Dünya Kupası’nın yıldızı ve kupanın kazanılmasının mimarıdır. Messi bu yıl ilk kez bu mutluluğu yaşama şansına çok yaklaştı ama yanında R.Madrid’de müthiş bir sezon geçiren Di Maria, yine Barcelona’nın önemli oyuncularından Mascherano, PSG’nin yıldızlarından ve turnuvanın ciddi hayal kırıklıklarından birisi olan Lavezzi, R. Madrid’in eski, Napoli’nin yeni forveti Higuain gibi çok şöhretli futbolcular olmasına rağmen Jules Rimet kupasını kaldıramadı.

Bir de Maradonalı Arjantin şampiyon olduğu zaman yanında kimler vardı bir bakalım; en kariyerlisi o dönem Barcelona’da top koşturan 30 yaşındaki Valdano ve artık 33 yaşına gelmiş Fiorentina’da oynayan 1978’in yıldızlarından Daniel Passarella. Diğer futbolcuların hepsi 2-3 istisna hariç Arjantin’de oynuyor. Yani nerede bugünkü değeri yüz milyonlarca Euro eden Arjantin milli takımı, nerede 1986’daki milli takım.

PELEMARADONA3Bunun tek açıklaması liderlik. Dediğim gibi Messi çok iyi bir takım oyuncusu, mütevazı ve saha içinde neredeyse hiç sinirlenmeyen, beyefendi ve çocukların örnek alabileceği bir futbolcu. Öte yanda Maradona, özel hayatında büyük karışıklıklar yaşamış, uyuşturucu ve alkol sorunlarıyla boğuşmuş, sivri diliyle her zaman büyük tepki çekmiş ve çocuğunuzun örnek almasını istemeyeceğiniz bir insan. Ama nasıl ki Jean Paul Belmondo beyazperdede canlandırdığı serseri ve uçarı karakterlerle yakışıklı ve bebek yüzlü Alain Delon’dan daha karizmatikse Maradona’da da futbol oynadığı yıllarda insanları stada ve televizyon başına çeken müthiş bir büyü vardı.

Öyle olmasa biri usta yönetmen Kusturica tarafından olmak üzere hakkında filmler, belgeseller yapılır mıydı? Maradona siyasi duruşuyla da 80 sonrası neo-liberal politikaların bütün dünyayı sarmasıyla siyasetten de çok uzaklaşan yeni neslin tersine Chavez ve Castro’yla kurduğu kişisel dostluklar, Bush hakkındaki ağır demeçleriyle de sadece basit bir ‘topçu’ olmadığını kanıtlıyor. Bir de geçen gün RTE’nin yanındaki o absürd topluluğun içinde sırıtan Tanju’ya bakıyorum da ‘Allah herkese helalinden futbolcu nasip etsin’ demeden geçemiyorum.

Aslında çok büyük bir yokluktan gelen, doğru düzgün bir eğitimi olmayan, Tanrı’nın ona bahşettiği yeteneği aynı zamanda çok da çalışarak parlatan bu adamın her şeyine tabii ki saygı duymayabilirsiniz ama oynadığı dönemin en büyük yıldızlarından Lineker meşhur İngiltere maçı sonrası şunları söylemiştir:

Diego o ikinci golü bize attığı zaman, içimden alkışlamak geldi. Daha önce hiç böyle bir his yaşamamıştım. Sadece önemli bir maç olduğu için değil. Böyle bir golü atmak imkansızdı. O bütün zamanların hem de açık farkla en büyük futbolcusu. Gerçek bir fenomen.’

ARJANTIN1Son sözü de bu yazının en iyi yardımcı erkek oyuncusu Lionel Messi’ye bırakayım:

‘Bir milyon yıl futbol oynasam Maradona’ya yaklaşamam bile. İstemediğimden de değil, çünkü bu mümkün değil. O gelmiş geçmiş en büyük futbolcu.’

gorkem.isik@abcspor.com

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

GALATASARAY ÇOK RAHAT

GALATASARAY ÇOK RAHAT Sarı-Kırmızılılar UEFA Avrupa Ligi 2. ön eleme turunda kardeş ülke Azerbaycan’ın Neftci Bakü takımıyla deplasmanda karşılaştı. Karşılaşmaya Galatasaray...

PAZARLAMA BAŞARISI: PARIS SAINT-GERMAIN FC

PAZARLAMA BAŞARISI: PARIS SAINT-GERMAIN FC Daha önceki yazılarımda Futbolda Pazarlama konusunu derinlemesine incelemiştim. Bu yazımda size bir başarı öyküsü Paris Saint Germain’den söz etmek isterim. İşin...

CESARETLİ OL VE KAZAN

CESARETLİ OL VE KAZAN Yeni sezonun ilk haftasında ve aynı zamanda ilk derbisinde Trabzon'a konuk olan Beşiktaş'ta kadrodaki eksiklere ve henüz gerçekleşmeyen transferlere, bir de...

NİHAYET YENİ ŞAMPİYON

Bu yıl 140. kez düzenlenen Amerika Açık Covid-19 pandemisi sebebiyle bir çok ilke sahip oldu. 143 yıllık Grand Slam'ler tarihinde ilk kez bir şampiyona...

AMERİKA AÇIK TEK KADINLAR ŞAMPİYONU NAOMI OSAKA

Japon raket Naomi Osaka, 2018'in ardından 2020'de de Amerika Açık kadınlarda şampiyonluğa ulaştı. Belaruslu rakibesi Victoria Azarenka'yı 1-6, 6-3 ve 6-3'lük setlerle 2-1 mağlup eden...

Benzer Konular