Sumo Güreşi ve “Kadın Laneti” Efsanesi
Sumo’da ringe dohyo denir ve burası Şinto inancına göre kutsal kabul edilir. Efsaneye göre: Şintoizm’de kan ve doğum, ritüel olarak “kirlilik” sayılır. Kadınların adet görmesi ve doğum yapabilmesi bu “kirlilik” fikriyle ilişkilendirilmiş.
Bu yüzden kadınların dohyoya çıkmasının tanrıları kızdıracağı, akabinde de ceza olarak deprem, kıtlık, mağlubiyet serileri getireceğine inanılmış.
Yani “lanet” denilen şeyin ilk iki maddesi aslında doğaüstü ceza korkusu!..
Sumo başlamadan önce güreşçilerin ringe tuz serpmesi ise; kötü ruhları kovmak, kadının girdiği düşünülen ringi yeniden “arındırmak” için yapıldığına inanılır. Efsaneye göre bir kadın ringe ayak basarsa, ne kadar tuz atılırsa atılsın o turnuva uğursuz geçermiş.
Sumo’nun başlangıç tarihinden günümüze dek, dedelerden torunlara anlatılan şehir efsaneleri çok meşhur.
Modern zamanların gerçek hikayelerinin en çarpıcılarından biri de 2018’de Japonya’da bir belediye başkanı ringde bayıldığında, yardım etmek için çıkan kadın sağlık görevlilerinin, ringden “lütfen inin” anonsuyla uyarılması!.. Bu olay, “kadın laneti” inanışına en yakın zamanlarından bir örnek…
Resmi Sumo günümüzde de hala kadınları ringe almıyor. Genç Japonlar ve uluslararası kamuoyu bunu eski, ataerkil ve bilim dışı buluyor. Ama gelenekçiler için bu, lanetten çok kutsal alanı koruma meselesi ve bir ritüel.
Aslında işin gerçeği; Kadın Sumosu (Onna-Zumo) hikayesi yasaklı bir tarih gibi!..
Heian Dönemi’ne dayanan çok çok eski kayıtlara göre; kadınlar Sumoyu: kuraklığı bitirmek, kötü ruhları kovmak, tanrılara bereket sunmak için tapınaklarda yapıyordu.
Yani bir inanışa göre de, ironik biçimde ilk kadın sumocular lanetli değil, tersine kutsal kabul ediliyordu. Tam bir tarihsel paradoks diyebiliriz!..
Rivayete göre; eski zamanlarda Onna-zumo halk eğlencesine dönüşmüş, gezici kadın sumocular köy köy dolaşıp güreşirmiş, ama ahlaksızlıkla suçlanıp, gelen tepkilerin sonunda da devlet “düzeni bozar” diye yasaklamış.
Tarihi kayıtlarda geçen en meşhur kadın efsaneleri de Hangaku Gozen ve Omi no Kata…
Bugün resmi anlamda hala yok olmasına rağmen, yeraltında kadın sumosu gizli tarikatlar gibi” devam ediyor. Profesyonel bir ligleri zaten yok (üniversitelerde ve uluslararası turnuvalarda yarışıyorlar), ama resmi törenlere çıkmaları hala yasak.
Yani varlar… ama “mecazi anlamda” görünmezler de diyebiliriz.
Sonuç olarak; “Kadınlar Sumo’ya uygun değil” söylemi kadim değil, çok net şekilde modern Japonya’nın ürünü.
** Sumo’nun başlangıcı “efsanevi ve tarihsel olarak iki katmanlı” anlatılır.
Japon mitolojisine göre ilk Sumo güreşi M.Ö. 23’te yapılmış. Tanrısal güçlerin ve imparatorluk hakkının belirlenmesi için yapılan bir mücadele olarak anlatılır.
Ama bu kısım mitolojik, yani tarihsel bir kanıt yok!..
Tarihsel (belgelere dayalı) başlangıç tarihi ise M.S. 712 yani 8. yüzyıl.
Heian Dönemi’nde ise Sumo, imparatorluk sarayında düzenlenen bir tören sporuna dönüşürken, modern Sumo’ya geçiş ise Edo dönemi ve 1600’ler.
