Bugünkü yazımızın konusu, “Sovyetlerin Pelé’si” olarak anılan Eduard Streltsov.
1937’de Moskova’da doğan Streltsov’un hikayesi daha en başından sıra dışı. Henüz 17 yaşındayken Torpedo Moscow formasını giymeye başlıyor. Daha kulüpte yeni yeni kendini gösterirken Sovyetler Birliği milli takımına seçiliyor ve ilk iki maçında hat-trick yaparak adını herkese duyuruyor.
1955 sezonunda attığı 17 golle ligin zirvesine çıkıyor. Bir yıl sonra ise 1956 Melbourne Olimpiyatları kadrosuna seçiliyor. Takımını finale taşıyan isimlerden biri olmasına rağmen, final maçında sahaya çıkamıyor.
Derken 25 Mayıs 1958… Dünya Kupası kampında olması gereken Streltsov, Moskova yakınlarında bir partiye gidiyor. Ve o geceden sonra hayatı bir anda altüst oluyor.
Aslında olayların arka planında siyaset de var. Streltsov’dan, ordunun takımı CSKA Moskova ya da KGB’nin Dynamo Moskova’sından birine geçmesi isteniyor. O ise bunu reddediyor!.
Ertesi sabah polisler tarafından tutuklanıyor. Gerekçe: bir parti üyesi hakkında söylediği iddia edilen sözler ve o gece partide bulunan Marina Lebedeva’ya tecavüz ettiği suçlaması. Oysa gerçekte ilişkilerinin rızaya dayalı olduğu söylenir.
Tutuklandıktan sonra hücresine KGB ajanları geliyor. Ona, suçunu kabul ederse serbest bırakılacağını ve Dünya Kupası’nda oynayabileceğini söylüyorlar. 21 yaşındaki genç oyuncu buna inanıyor… ve itiraf ediyor.
Ama sonuç bambaşka oluyor. Streltsov, dünya çapında ün salmış Gulag maden kamplarında 12 yıl hapse mahkum ediliyor.
Devlet kontrolündeki basın da hemen devreye giriyor. Gazeteler, neredeyse aynı başlıklarla “Streltsov batı emperyalizminin uşağı oldu” diye yazılar yayımlıyor.
7 yıl boyunca madenlerde ağır koşullarda çalıştıktan sonra, 28 yaşında serbest bırakılıyor. Ve işte yarıda kalan hikaye burada yeniden başlıyor. Sahalara döner dönmez yine Torpedo Moscow formasıyla harikalar yaratıyor. Daha ilk sezonunda takımını yeniden Sovyet Ligi şampiyonu yapıyor. Milli takıma da geri dönüyor ve 33 yaşına kadar futbol oynamaya devam ediyor. 1970’te ise futbolu bırakıyor.
Yıllar boyunca susturuluyor. O geceyle ilgili gerçeği anlatmaması için tehdit ediliyor. Hatta ailesine zarar verileceği söyleniyor. Masum olduğunu ancak ölüm döşeğindeyken, son nefesinde eşine itiraf edebiliyor.
1990 yılında, Gulag’daki ağır şartların vücudunda bıraktığı izler nedeniyle gırtlak kanserine yakalanıyor ve hayatını kaybediyor. O geceyle ilgili adı geçen Marina Lebedeva ise yıllarca ortadan kayboluyor. Ancak 1997’de, Streltsov’un ölümünün yedinci yılında düzenlenen törende yeniden ortaya çıkıyor.
Bugün Moskova’da, Torpedo Moscow’nın maçlarını oynadığı stat onun adını taşıyor: Eduard Streltsov Stadyumu.
Stadın önündeki (ana resimdeki) heykel de, futbolun içindeki belki de en trajik ve en çarpıcı hikayelerden birini hatırlatmaya devam ediyor.
