Taraftarlık da nihayetinde bir yatırım. Duygusal yatırım denilebilir. Her yatırım gibi zarar yazmaya başladığı anda psikolojik çöküntü de başlıyor.. O yüzden milli maç araları bazen ilaç gibi gelir ama ilaç değildir, ağrı kesicidir, tedavi etmez iyi hissettirir. Işe yarayıp yaramadığı ise ilk maçta belli olur.
İlk maç…Rakip Beşiktaş. Zor maç…Kazanmak da var, kazanamamak da. Ben motivasyona bakarım öncelikle bu zor dönemeçte. Motivasyon anlamında problem yoktu. Kadro da kağıt üstünde iyi gibi duruyordu ama kağıt üstünde. Çünkü uzun süredir sakat olan oyuncuların dönüş maçı oldu.
Škriniar dönmüş, Talisca ilk 11’de, Semedo ilk 11’deydi uzun bir aradan sonra.
Archie sol bekti mecburen. İsmail ve Kerem milli maç yorgunluğu olsa gerek yedek soyundu..
Fenerbahçe’nin motivasyonunu da beğendim, istekli bir maç oynadı. Tribünler de coşkuluydu ama maç çok başabaş gitti..
Maçın 30. saniyesinde Nene ile çok net pozisyon bulan ve harcayan Fenerbahçe devamını getiremedi.
Aslına bakarsanız Fenerbahçe’nin bütün eksiklerinin kabak gibi sırıttığı bir ilk yarı oldu.
Talisca önde top tutamadı, tuttuğunda da faule göğüs sırta faullere direnemedi. Sağ kanatta Musaba çok etkili gibi göründü ama sadece boş alanı topla çabuk geçti, çalımı atamadı, ortayı yapamadı. Kaptırdığı toplar Beşiktaş’a geçiş oyunu oldu..
Solda Archie Brown gerçekten dar alanda çok yetenekskiz bir oyuncu. Musaba ile beraber Fenerbahçe kalibresinin altındaki 2 oyuncudan biri.
Osterwolde de her zamanki gibi hücuma destek verirken top kayıpları yapınca Fenerbahçe ileride çoğalamadı, baskıyı da kuramadı. Bu 3 oyuncudan kurtulması lazım..
Asensio da çok erken sakatlanıp çıkınca Fenerbahçe’nin sahada yapabilecekleri de kısıtlandı.
Talisca gol attırmayı falan düşünmüyor. Ceza sahası civarında şut açısı kovalıyor. Bir tane frikikte kaleyi tutturdu, Fenerbahçe adına bir pozisyon deriz. Bir tane de kalabalığa kesilen orta var, kimse dokunmadı. Başka da bir şey yok.
Beşiktaş pas bağlantısı konusunda ve geçiş oyununda Fenerbahçe’den daha iyi bir görüntü verdi. Ederson’un 2 net kurtarışı vardı ilk yarıda..
Asensio sakatlanınca hoca Fred’i oyuna aldı. Acemi macemi ama Şerif’i alıp Talisca’yı 10 gibi oynatsa daha yaratıcı bir orta saha izler miydik diye düşünmeden edemedim.
İkinci yarıda Fenerbahçe coşkusunu da artırdı, geçiş oyununa izin de vermedi..
Tedesco, Guendouzi’yi sol içe gönderdi ve Fenerbahçe buradan zorlamaya başladı.
Fenerbahçe peşpeşe pozisyonlar bulmaya başladı, Guendouzi’nin bir şutunu Ersin direk dininden çeldiz, ardından ofsayt gerekçesiyle sayılmayan bir gol geldi..
Tedesco, yorgun ve bitkin Talisca’yı Şerif ile değiştirdi, ardından Kerem hamlesi geldi ve defans arkasına derin topa döndü Fenerbahçe. Bunda da başarılı oldu ama 2 kez Şerif, bir kez de Kerem bundan yararlanamadı..
Sergen hoca tamamen beraberliğe kitlenmişti, vakit geçirmeye çalıştılar.
Bu vakit geçirme işinin tezeğini çıkarırsan uzatmada mağlup olma ihtimalin bir o kadar artıyor.
Fenerbahçe son derin top denemesinde Nene’yi sarkıttı defans arkasına ve 90+7 de penaltısını ve hak ettiği golü buldu.
Tedesco’nun ikinci yarıdaki oyun planını beğendim. Derin top istemiş ve takım bunu çok iyi yaptı..
Kerem ikinci yarının başında girebilirdi, Levent de daha erken girebilirdi.
Guendouzi ikinci yarıda oyuna ağırlığını koydu ve bence günün adamı oldu. Kante de yine çok sahipsiz top kazandı, hurdacılığını yine gösterdi.
Asensio’ya Allah zeval vermezse Fenerbahçe bu kadroyla sonuna kadar kovalayacak bu yarışı.
Bu kez uzatmada kazanan Fenerbahçe oldu, son gülen hakikaten iyi gülüyormuş.. Umarım sezon sonu da gülen Fenerbahçe’liler olur.
mail: bruno.monte@abcspor.com
twitter: @BrunoMonte1907
