brunoBEN BU LAKABI SONUNA KADAR HAKETTİM ABİ-2!

1957 doğumlu Erhan Önal’a “PAPAZ ERHAN” denilmesinin sebebi hiç şüphe yoktu ki nadiren kesip sonra tek saldığı sakallarıydı.
Aslında yakışıklı adamdı vesselam. Jesus Christ gibi karizmatik bir hava verirdi ona sakalları..
Papaz lakabı da o yüzdendi zaten.
Belçika’nın Standart Liege takımında oynarken attığı goller pazar akşamları spor stüdyosu’nda gösterilirdi
Türk futbolunun yurt dışında oynayan en meşhur oyuncusuydu. Orta Saha oynardı o yıllarda.
Türk futbolunun da en ezik yıllarıydı. Galler ve Malta dışında yenebildiğimiz tek takım yoktu. Federal Almanya’ya, İtalya’ya falan az farkla yenildiğimizde sevinç yaşardık. Bazı futbol otoriteleri “şerefli mağlubiyet”derlerdi.
Halka sorsan bu başarısızlığın sebebini hep aynı yanıtı alırdın:
-Yetenek var, tesis yok be abi derlerdi.
İşte böyle bir ortamda Papaz Erhan adeta çölde açan bir çiçek, kara yazgılı ülke futbolumun tek umut ışığıydı.
Milli takıma çağrıldığında spiker her fırsatta Standart Liege’li Erhan Önal der, bütün topların Erhan’da buluşması beklenir, bi şey yapsa yapsa Erhan yapar diye umutsuzca ama heyecanla milli maç seyredilirdi.
Tek başına ne yapsın Erhan, o da didinip dururdu.
PAPAZ ERHAN3Nihayetinde bir Galler maçında attı da galibiyet golümüzü o da rahatladı, biz de rahatladık anasını satayım.
Erhan da bu sayede milli kahraman oldu. Günaydın Gazetesi’nin verdiği Erhan posteri de hemen hemen tüm kahvehane duvarlarında yer aldı.
Erhan Önal diye bir milli kahraman olur da geleneksel Ağustos ayı şampiyonu, para babalarının yönettiği Fenerbahçe açmaz mı kesenin ağzını?
Aynen de öyle oldu ve Erhan Önal Fenerbahçe’ye transfer oldu.
Maalesef Fenerbahçe de beklentiyi karşılamadı
. Belki de Fenerbahçe iyi bir kadro kuramamıştı ama sonuçta Erhan da hayal kırıklığı yaşatmıştı.
1985 – 1986 sezonunda  (Jupp Derwall’in 2. sezonu) Galatasaray’a transfer oldu. Jupp Derwal’in hücum futbolu üzerine kurulu takım felsefesinde “çağdaş libero”olarak Galatasaray defansının en gerisinde buluverdi kendini.
Defansın en gerisinde duran, topu oyuna sokan, zaman zaman çalım atıp top süren liberoya çağdaş libero derlerdi.
Orta sahadan bozma bir defans oyuncusu olduğu için Erhan’da bu meziyetler vardı ama ıskaladığı topun haddi hududu yoktu!
Üstelik sarkık oynayacak bir libero için de oldukça ağırdı.
Ufak tefek oyuncular Erhan’ın başına hep bela olmuş, defans arkasına çok adam kaçırmış, çok da kırmızı kart yemiştir.
Fenerbahçe’nin Galatasaray’a her maç 4-5 attığı o dönemlerde maça damgasını vuran isim Hayrettinle beraber hep Erhan Önal olmuştur.

PAPAZ ERHAN1Erhan’ın Türk futboluna getirdiği diğer bi yenilik de savunmada üzerine fulelerle deli gibi gelen hücumcu oyuncuyu geri geri koşarak karşılamak ve her tür  mücadeleyi geri geri koşarak yapmaktı.
Geri geri koşma hızı düzgün koşma hızına nerdeyse eşit tuhaf bi adamdı.
Eskiden  gazeteler gol krallığı, asist krallığı yanında kendi kalesine gol istatistiği de verirdi. Ve Erhan bu kulvarda her zaman birinciydi. Bayern München futbol okulu görmüş olmasının hürmetine yıllarca türk futboluna emek verdi. Liberoydu ama çağdaş değil, papaz ama hristiyan değildi.
Ayrıca meşhur Neuchatel Xamax zaferinin kahramanlarındandır biridir. O bile  yeter kendisine.
Bir rivayete göre Cihan Ünal’ın kardeşidir, bi nüfus memurun hatası ile soyadları ayrılmış ama sakalları onları hep bir arada tutmuştur. Hatta  Türkan Şoray’ın önce Erhan Önal’a aşık olup sonradan “bana topçu karısı demesinler” diye kardeşi Cihan la evlendiği magazin köşelerine bi dönem yansımış bir haberdir.
1992 yılında 40 yaş üstü dünya yıldızlar karmasının Galatasaray’la yaptığı bir maçla futbol hayatını noktalayan Erhan Önal bir süre menajerlik, bir süre de Göztepespor’da sportif direktörlük yapmıştır.
Kendisini burdan sevgi ve saygıyla anmak istiyorum.
Seviyoruz seni Erhan Abi.

bruno.monte@abcspor.com

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz