ÖMÜR TÖRPÜSÜ BEŞİKTAŞ VE BENDEN NEDEN SPOR YAZARI OLMAZ

Okunması Gerekenler

*MİA SAN HÖNESS

18 yaşındaki Uli Höness 1970 yılında doğduğu şehrin takımı 1846 Ulm'dan Bayern Münih' e transfer olur. Bir temmuz sabahı,...

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS”

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS” Çocukluğumda ilgi ile takip ettiğim bir takım idi Glasgow Rangers. Şimdiki adı ile “Rangers”. Tugay...

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı...

gorkem1Bir sezonun daha sonuna yaklaşırken gene hiçbir kupayı alamamanın burukluğu ve ‘sevinmek için sevmedik’ sözünün hem anlamsızlığı hem de ne kadar anlamlı olduğuna dair kafamda uçuşan düşünceler. Chelsea’nin 50, Manchester City’nin 44, Liverpool’un 25 yıl şampiyon olamadığı bir futbol aleminde İngiltere gibi 8-10 başlı değil de 3 kutuplu ligimizde istatistiklerde FB ve GS’nin her geçen yıl gerisine düşmenin dayanılmaz hafifliği ve tabii ki ‘çözüm nedir?’ sorusu.

bjk akhisar 3Hayatta ölüm hariç herşeyin çözümü vardır ama sorunu doğru teşhis etmek gerekir. Sorunun tespiti için de çok gerilere gidip köklerine inmek şarttır. Gerçekçi olmak da çok önemli bir meziyettir. İşin gerçekçi tarafı şudur: Beşiktaş son 60 yıldır 1. Lig kurulduğundan beri hep 3. Büyük olmuştur ve gerek maddi olanaklar, gerekse de taraftar sayısı ve vizyon olarak Fenerbahçe ve Galatasaray’ın gerisinde kalmıştır. Bir tek 80’li yıllarda Seba’nın başkanlığı döneminde gelen başarılarla aradaki makası belki biraz daha kapatmış ama Galatasaray’ın 2000 yılında kazandığı UEFA kupasıyla yeni nesilde GS taraftar sayısı çok artmıştır.

Benim aklım ererek futbolu takip etmeye başladığım 80’lerin ortalarından itibaren Beşiktaş sahip olduğu düzgün yönetime rağmen camianın vizyonunun dar olması ve Milne gibi son derece disiplinli ve karakterli ama takımı Avrupa’da ileriye taşıyamayan bir hocayla olması gereken sıçramayı yapamamıştır. Beşiktaş’ın daha halkın takımı olması, tevazusu, polemiklerden uzak duruşu 7-8 yaşlarında belli renklere gönül vermek isteyen çocuklar için neredeyse hiçbir şey ifade etmez. Daha çok veya mevcut sayıdaki taraftarı koruyabilmek için sportif başarı şarttır. Doğru olan FB ve GS’nin aralarındaki bitmeyen husumetin içine 3. Bir oyuncu olarak girmek değil, farklı ve daha özgün bir şekilde konumlamaktı. Seba, zamanında bunu yapabildiği için efsane olup sportif anlamda da başarılara imza atmıştı.

fb gs bjkMetin, Ali ve Feyyaz gibi o dönemin yıldız futbolcularını her transfer sezonunda takımda tutmayı başarırken aynı zamanda da Şifo Mehmet veya zamanın transfer rekorunu kırarak alınan Ertuğrul gibi futbolcularla da nokta atışı yapıp kulüpte sembol olmayı başaran bu futbolculardan uzun süre de faydalanmıştır. Tek eksik, Hagi veya Alex gibi kulüpte simge olacak, kariyerli, dünya çapında tanınmış ve üstün yetenekli bir futbolcunun takıma monte edilmesi olmuştur. Ben bu tip oyuncuların önemine çok inanırım çünkü sahada takıma liderlik ederken hocanın da elini kuvvetlendirirler ve kulübün vizyonunu da genişletirler. Bu tanıma en çok yaklaşan futbolcu tartışmalı kişiliğini bir kenara koyarsak bana göre Sergen Yalçın olmuştur. Bir de her kulübün tamamı için geçerli olmasa da birtakım alamet-i farikaları vardır. Beşiktaş, Şeref Bey’lerin, Hakkı Yeten’lerin, Süleyman Seba’ların ekolünden gelen bir ağırlığa ve olgunluğa sahipti. 2004 yılında türlü desiselerle Serdar Bilgili’nin ayağını kaydıran Demirören kulübe tamiri çok güç zararlar vermiş, hepsinden fenası kulübün nüvesini, değerlerini ve prensiplerini altüst etmiştir.

luceAyrıca, bana göre Türkiye’ye gelmiş en iyi hoca olan Lucescu’nun zehir zemberek açıklamalarla arkasına bakmadan kaçarcasına Türkiye’den ayrılması da 2003-2004 sezonuna büyük bir şaibe gölgesi düşürmüş, ardından gelen Del Bosque’nin ise sabır gösterilmeden yollanması hem kulübü büyük bir mali külfete sokmuş, hem de Beşiktaş’ın imajına zarar vermiştir. Yaklaşık 20 yıldır profesyonel iş hayatının içinde çalışan bir insan olarak başarısızlığın sürdürülebilir olmadığını ve beklentilerin karşılanmadığı yerde değişikliğin kaçınılmaz olduğunu gördüm. Daha küçük (bazen de büyükçe) firmalar kimi zaman yaşadıkları sıkıntılı dönemleri atlatamayıp silinip giderken, bazıları da yeniden yapılanmayla, strateji değişikliğiyle yarışın içinde kalmaya devam ediyor. Beşiktaş özelinde ise Demirören zamanında Fenerbahçe ve Galatasaray ile kulüp kültürü, yapısı ve tarihini hiçe sayarak girilen sidik yarışı yanlış ve maliyeti yüksek transferlerin ardından son zamanlarda insanların diline pelesenk olmuş marka değeri de yıpranmıştır.

fb bjk 102Gezi olaylarında taraftarın tavrı ve GS-FB arasındaki artık insanları bıktıran kavga ve gerilim de Beşiktaş’a duyulan sempatiyi arttırmıştır ama sportif başarının da gelmesi şarttır. O günlerin kötü mirasını kademeli bir şekilde yok etmek isteyen Fikret Orman ise geç bile kalınmış yeni stat projesini hayata geçirirken bu kadar uzun süreceğini hesaplamış mıydı bilmem ama son iki sezonda deplasmandan beter Olimpiyat Stadı ciddi bir handikap olmuştur. Gene de herşeye rağmen kulübün haklarını savunma konusunda zayıf kalsa da zor bir dönemde elini taşın altına koyup başkanlığa aday olması ve seçilmesinde hakkını teslim etmek lazım. Yeniden yapılanma için birlikte yola çıktığı Önder Özen ve yöneticiler Adnan Dalgakıran, Mesut Urgancılar, Tamer Kıran gibi isimler ise şu anda yönetimde yok. Acaba ‘güç sarhoşluğu’ denilen o illet bizim başkanı da mı esir aldı?

bjk konya 2Geçen Ağustos ayından beri keyifle ve amatör bir heyecanla herhangi bir karşılık beklemeden yazdığım ABC Spor’da yazarlık yapmak benim için düzenli bir iş değil, bir hobi gibi. Genellikle Beşiktaş galip gelince veya iyi futbol oynayınca yazmayı tercih ediyordum. Zaten Beşiktaş’ın hem iyi oynayıp hem de bunu skora yansıtabildiği maç sayısı da kısıtlı olunca yoğun iş ve seyahat trafiğimin içinde sadece istediğim zamanlar yazma lüksüm oldu. Benden neden spor yazarı olmayacağını ise en kestirmeden şöyle ifade edeyim; aynı şeyi 30 kere söylemeyi sevmem. Sezon boyunca yazılarımı takip edenler zaten teşhislerimi ve kimi zaman da aklım ve bilgim yettiğince tedavi yöntemlerimi okumuşlardır. Futbol takımları da bugünden yarına ani değişim gösteren organizmalar olmadıkları için uzun vadede aynı hatalar ve aynı şablonlar devam edince benim sıtkım sıyrılıyor ve en başta serde yazarlık değil de taraftarlık olduğu için duygusal bir bıkkınlık hasıl oluyor. Kulübün içinde yaşananları hoca, yönetim ve futbolculardan daha iyi bilmemiz mümkün olmadığına göre hocanın sahaya çıkardığı kadronun o anda ve o şartlarda en ideali olduğu tezinden hareket etmemiz gerekir çünkü sonuçta takımı 24 saat yaşayanın teknik direktör olması gerekir.

bjk balik 1Sezonu Temmuz ayında CL ön elemesinde kuvvetli bir rakip sayılabilecek Feyenoord ile açıp ardından Hac kurasında Vatikan’ı çeken bir hacı adayı misali Arsenal’i çekip belki de sezonun en iyi futbolunu oynamasına rağmen elenip UEFA’da yoluna devam eden Beşiktaş bu yoğun trafiğin içinde deneyimi az ve genç kadrosuyla Mayıs ayını son zamanlar kör topal giderek gördüyse bu bir yerde başarı da sayılabilir. Ancak hocanın biraz fazla tribünlere oynayan şovmen halleri ve hakemlerin geleneksel Beşiktaş tahammülsüzlüğü sezonu 10 kırmızı kartla kapatmamıza neden oldu. Bu arada bir de parantez açıp Galatasaray’ın bütün sezon hiç kırmızı kart görmemesini ve Melo’nun 90 dakika sahada kalabilmesini de sizlerin takdirine bırakıyorum. Tabii bu arada yaşanan sakatlıklar da cabası.

bjk gencler bilicBen, her şeye rağmen eğer sezon devam ederken başka bir takımla anlaşma densizliğini ve aymazlığını yapmadıysa Bilic’e kendi stadında (umarım) oynanacak bir sezonda şans verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bence bütün hata ve eksiklerine rağmen bunu haketti ve geçen 2 yıl zarfında tecrübe de kazandı. Yani biraz daha süreklilik. Kurban halet-i ruhiyesini kabullenmeden ve suçu daima dış mihraklara atmadan yola devam etmek şarttır. Evet bir sezon daha hayal kırıklığıyla bitti ama önemli olan hatalardan ders çıkarıp zaten olumsuz olan ekonomik şartları çok zorlamadan akıllı birkaç transfer ve doğru, dirayetli yönetimle yeni sezona hazırlanmaktır.

Samuel Beckett’ın dediği gibi: ‘Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.’ Umuyorum ki artık daha iyi yenilme dönemi kapansın ve güneşli günleri görelim.

Yazarın diğer yazıları için tıklayın

mail : gorkem.isik@abcspor.com

twitter : @saturnocontro3

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Son Haberler

*MİA SAN HÖNESS

18 yaşındaki Uli Höness 1970 yılında doğduğu şehrin takımı 1846 Ulm'dan Bayern Münih' e transfer olur. Bir temmuz sabahı,...

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS”

KÜLLERİNDEN YENİDEN DOĞAN “RANGERS” Çocukluğumda ilgi ile takip ettiğim bir takım idi Glasgow Rangers. Şimdiki adı ile “Rangers”. Tugay Kerimoğlu transfer olunca daha da...

TERLİKLİ DAMAT

Aslında Fenerbahçe doğru transfer dokunuşları yaptı sezon öncesi. Kangrenleşen sol bek sorununu iki tane iyi isimle çözdü. Stoper sıkıntısı Jailson, Gustavo ve Ozan ile...

ERROR BULUT

ERROR BULUT Yüz güzelliği mi iç güzelliği mi meselesiyle uzaktan- yakından bir alakası yok ama "boyu mu, işlevi mi" meselesini çok andıran bir sorunsal daha...

AYAN, PİNHAN VESAİRE

AYAN, PİNHAN VESAİRE “Reklam, talep yaratma sanatıdır.” American Marketing Association (AMA) reklamı bu sözlerle tanımlar. Reklam ve genel olarak pazarlamayı ele aldığınızda en kısa ve en efektif...

Benzer Konular