https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

OLİMPİYATLAR, DÜNYA KUPASI, FIFA VE DİĞERLERİ, FRANSIZ İMZASI

Okunması Gerekenler

En çok merak edilen konulardan biridir; Olimpiyatlar, Dünya Kupası, Tour de France ve diğer birçok sporun temelinde neden Fransızlar var ?

Cevabı biraz tarih, biraz siyaset, biraz da kültür içeriyor diyebiliriz.

19. Yüzyıl Fransa’sı sporun “altın çağıydı” dersek abartmış olmayız!..

Fransa, 1800’lerin sonlarında Avrupa’nın entellektüel merkeziydi.

Gazetecilik, kulüpler ve federasyonlar çok güçlüydü. Spor da, aristokrat ve burjuva kültürünün parçasıydı

Baron Pierre de Coubertin Modern Olimpiyatların kurucusuydu ve Fransızdı. Burada önemli bir detay var; oyunları icat etmedi. Antik Yunan çıkışlıydı ama sistemi kuran oydu.

FIFA ve Dünya Kupası’nın arkasındaki Jules Rimet de Fransız idi.

FIFA’nın 3. başkanı olan Rimet, Dünya Kupası fikrini ortaya atan isimdi. 1930’da ilk turnuva düzenlendi.

Kupaya uzun süre “Jules Rimet Kupası” denmesi boşuna değil!..

Yani yine bulan İngilizler ama oyunu modernize eden, amiyane tabirle dünyaya satan, yine bir Fransız.

Uluslararası kurallara bağladılar, Federasyonlar kurdular, bu turnuvaları kalıcı hale getirdiler.

Fransa o dönemde çok güçlü bir diplomatik ağa sahipti ki, çok dilli, çok uluslu toplantılar yapabiliyordu. Paris, sadece ülkenin değil, dünyanın doğal bir spor başkenti gibiydi.

Bu sayede spor, “milletler üstü bir kimlik” kazandı.

Mesela bu sporlara Judo da eklenebilir. Aslen Japon kökenli olsa da, Judo’nun modern spor haline gelmesinde de Fransa kilit rol oynadı.

Uluslararası Judo Federasyonunun gelişimi Fransa merkezlidir. Olimpik Judo organizasyonları Fransız etkisiyle şekillendi.

Yani teknik olarak yine bir başka ülke (bu kez Japon) icadı, ama küresel spor kimliği Fransız katkısıyla oluştu.

Bisiklet de bu örneklere eklenebilir. Çünkü bireysel bir araçtı, ama yarış sporu haline gelmesinin ana nedeni Tour de France (1903) yani dünyanın ilk büyük etaplı yarısıdır.

Medya, sponsorluk ve etap sistemi Fransa’da geliştirildi. Modern bisiklet sporu da buradan yayıldı.

Bugünkü bisiklet sporunun kalbi de hala Fransa’dır.

Ve direkt Fransa çıkışlı spor dalları da fazlasıyla mevcut.

Mesela Eskrim, Fransız saray kültüründen doğdu. Modern kuralları Fransız ekolüyle belirlendi. Hakemlik ve puanlama sistemi Fransa’da standartlaştı.

“Fleuret”, “épée”, “sabre” terimleri de bildiğiniz üzere Fransızcadır!..

Tenisin atası da Fransa’dır. “Jeu de Paume”, Orta Çağ Fransası’nda ortaya çıktı.

Önce elle, sonra raketle oynandı. “Tenez!” (Al!) kelimesinden tenis adı doğdu.

Yani global anlamda, tenis İngiltere’de gelişti ama temeli Fransa’da atıldı.

Rugby için karar veremedik. İngiliz icadı olsa da, Fransa oyunu erken dönemde benimseyip geliştirerek Kıta Avrupası’nda yayılmasını sağladı.

Bugünkü teknik ve estetik rugby anlayışına katkı verdi. Modern rugby kültürünün önemli bir ayağı hala Fransa’dır ama en önemli ayağı demek doğru olur mu bilemedik!..

Kayak sporunun kökeni İskandinavya da olsa, Alp disiplini yarış organizasyonları, uluslararası takvim ve yarış formatları, büyük ölçüde Fransız Alpleri merkezli gelişti.

Hatta spor gazeteciliğinin temelleri ilk olarak 18. yüzyıl İngiltere’sinde atılsa da, gerçek anlamda spor gazeteciliği de ilk olarak Fransa’da kurumsallaştı.

Le Vélo (1892), dünyanın ilk büyük spor gazetesi idi. Bisiklet yarışları merkezliydi. Yüksek tirajlara ulaştı. Sonrasında çıkan L’Auto (1900). Spor gazeteciliğinde dönüm noktası oldu ve Tour de France’ı (1903) doğurdu.

** Sonuç olarak;

Fransızlar bazı sporları doğrudan icat etti, bazılarını da modern haline getirdi.

Çoğunun küresel sisteme dönüşmesinde en çok payı olan ülke de açık ara Fransa’dır.

** Eğer bugün sporlar;

Kurallı, takvimli, uluslararası ve en önemlisi Olimpik bir yapıya sahipse, bunun hemen hepsinin arkasında Fransız spor aklı vardır, Fransız vizyonunun ürünüdür.

Ve yazımızı, çoğu zaman gözden kaçan ama belki de en önemli parametrelerden biri olan Katolik Kilisesi ile bitirelim.

Özellikle 19. yüzyıl Fransa’sında, sporun yaygınlaşmasında ve toplumsal hayata yerleşmesinde Katolik Kilisesi son derece önemli bir rol üstlendi.

Bu sürecin en önemli figürleri olan, Pierre de Coubertin ve Jules Rimet de Katolik kültürü ve değerleriyle doğrudan bağlantılıydı.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik

Son Haberler

İTALYA’DA ASYA RÜZGARI DEVAM EDECEK Mİ?

Kış sporlarında geleneksel olarak güçlü olmayan bölgelerden gelen Asya ülkeleri, 21. yüzyılda kalktıkları deparla ilk 10-15 ülke arasına yerleştirler...

Benzer Konular