https://abcspor.com/wp-content/uploads/2020/11/ataturk.jpg

MODERN ÇAĞIN PR YILDIZLARINA KARŞI SESSİZ BİR ANTİTEZ: MICHAEL OLISE

Okunması Gerekenler

Modern Çağın PR Yıldızlarına Karşı Sessiz Bir Antitez: Michael Olise

Futbolun endüstriyel boyutu büyüdükçe, sahadaki yetenekler kadar saha dışındaki imaj yönetimi de kilit bir endüstri haline geldi.

Günümüz futbolcusu; sosyal medya algoritmalarıyla senkronize yaşayan, her anı kurgulanmış bir PR ürünü, demeçleri menajerler tarafından süzgeçten geçirilmiş birer kurumsal sözcü adeta.

Kameralar karşısındaki kusursuz gülümsemeler, ezberlenmiş “takım odaklı” klişe cümleler ve her galibiyet sonrası atılan “Büyük ailemiz için…” tweetleri modern futbol ekosisteminin standardı oldu.

İşte tam da bu yapay mükemmeliyetçilik çağında, Michael Olise adında garip bir anomali var!.

Genç solak sağ kanat oyuncusu senelerdir piyasada belki ama onu spot ışıklarına net şekilde çıkartan yer Paris’teki 2024 Olimpiyat Oyunları oldu.

Palace ile zaten başlayan diklemesine yükselişini, son 1.5 yılda hem Bayern Münih’te hem de Fransa Milli Takımı’nda oyununu bambaşka bir seviyeye taşıdı. Bugün Yamal sonrası birçoklarına göre dünyanın en iyi sağ kanat oyuncusu konumunda..

Fakat tüm bu göz kamaştırıcı sportif tırmanışa rağmen o, hala sistemin dışında kalmayı başaran “sessiz dahi” olmayı sürdürüyor!.

Altyapı Göçebehanesinden Zirveye Uzanan Yolculuk

Olise, Nijeryalı bir baba ile Fransız-Cezayirli bir annenin çocuğu olarak Londra’da doğdu ve oyuna olan yeteneği çok küçük yaşlardan itibaren belliydi.

Kısa sürede Londra’nın önde gelen takımlarının dikkatini çekti: Arsenal!

Gunners onunla sözleşme imzaladı, ancak Olise’nin kulüpte geçirdiği yedi yıllık dönemde zaman zaman sergilediği asi tavırlar, sonunda Arsenal’i pes ettirip 2016’da serbest bırakılmasına yol açtı.

Chelsea ve Man City: Ardından Chelsea akademisinde kısa bir süre bulundu. Aslında kötü bir çocuk değildi, sadece başa çıkması zordu; City’de de olmadı ancak Reading ile gelen patlama nihayet dedirtti ondan beklentileri büyük olanlara…

15 yaşında Reading altyapısına katılan genç oyuncu, burada çok kısa süre içinde yeteneğini kanıtlayarak henüz bir çocuk yaşta A takıma yükseldi ve İngiltere alt liglerinde dikkat çekmeye başladı.

Reading A takımı sonrası Crystal Palace’a transfer, oradan da Bavyera devine geçiş ve hikayesinin sonrasını zaten hepiniz biliyorsunuz.

Trafik Korkusu ve Antrenman Anektodları

Olise’nin profesyonelliğe bakışındaki ilginç kontrastı özetleyen efsanevi bir detay var: gençlik yıllarında İngiltere ikinci liginde forma giyerken takım arkadaşlarının anlattığına göre, trafikte saatlerce kalmak istemediği için sabah antrenmanlarından çok ama çok erken saatlerde tesislerin otoparkına gelirdi.

Bazen arabasında uyuyakalır veya erken gelip saatlerce orada beklerdi. Takım arkadaşları “Neden geç kaldı?” diye merak ederken, o aslında saatler öncesinden tesisin otoparkında hazır bekliyordu.

Bu takıntı derecesindeki erken varoluş, onun saha dışındaki o dağınık imajının aksine işine duyduğu mutlak saygıyı gözler önüne serer.

Çok Uluslu Milli Takım Seçimi ve Kökler

Uluslararası düzeyde İngiltere, Fransa, Nijerya ve Cezayir formalarından birini seçme hakkına sahipti. Genç yaş kategorilerinde farklı tercihler yapsa da, son dönemeçte Fransa A Millî Takımı’nı seçerek uluslararası kariyerine bu çizgide devam etti.

Köklerinin getirdiği zengin kültürel mozaik, onun saha içindeki estetik ve öngörülemez karar mekanizmalarını da besleyen en önemli unsurlardan biri oldu.

Sessiz Dahi ve Medya ile Mesafeli İlişkisi

Tek Kelimelik Cevaplar: Michael Olise, modern futbolun kameralar önünde parlayan, PR çalışmalarıyla öne çıkan yıldız profilinin tam zıttıdır.

Basın toplantılarında veya maç sonu röportajlarında verdiği tek kelimelik, mesafeli cevaplar ve maç sonu ödüllerindeki o “zoraki/ilgisiz” ifade tarzı onun doğal bir karakteristiğidir.

Saha İçinde Konuşan Dil: Önüne mikrofon konulduğunda susmayı tercih eden Olise, sözü tamamen sahaya bırakır.

Michael Olise bize modern futbolun aslında ne kadar sadık kalınması gereken basit bir oyun olduğunu hatırlatıyor. Sosyal medya etkileşimlerine, menajerlerin kurguladığı imajlara veya ekran önü karizmalarına ihtiyacı yok.

O, gürültülü dünyada sessiz kalmayı seçerek, tüm ihtişamı sadece sahaya saklayan son romantiklerden biri.

Ve modern futbol endüstrisi ne kadar PR üretirse üretsin, taraftarların her zaman hakiki bir yeteneğe ve bu denli ham bir karakter açlığına duyduğu özlem hiç bitmeyecek. Olise, tam da bu yüzden çağımızın en özel antitezi olmaya devam ediyor!.

 

 

 

Son Haberler

AMERİKAN RÜYASININ ARKA BAHÇESİ: MLS SONRASI LİG PİRAMİDİ

Avrupa futbolunda sezon ağustosta başlar, mayısta biter; yaz aylarında ise ligler tatil olur. Kuzey Amerika'da (MLS) ise bu takvim...

Benzer Konular