İtalya ile oynadığımız milli maçta, pilot kameradan, tv’den seyredenlerin gözüne karşı tribünde yükselen bir kule takıldı. Konuya hakim futbolseverler bu siluetin ne anlama geldiğini elbette bilir; ancak bilmeyenler için kısaca anlatalım.
Bu kule, yaklaşık bir asırlık geçmişe sahip Renato Dall’Ara Stadı’na ruhunu veren, onu dünyanın dört bir yanındaki statlardan ayıran mimari bir şaheser: Maratona Kulesi!
Peki, bu stadı özel kılan yalnızca futbol mu? Adını aldığı kişinin hikayesi neydi? Tribünlerin arkasında hangi mimari ayrıntılar ve tarihsel izler saklıydı?
Gelin, Renato Dall’Ara Stadı’nın az bilinen hikayelerine birlikte bakalım.
Ama ilk olarak; “bu stat ne zaman açıldı?” diye Google’a başvuracak olanlar iki farklı tarihle karşılaşınca şaşırmasın. Zira stadın tarihinde 1926 ve 1927 yıllarıyla ilişkilendirilen iki ayrı açılış tarihi bulunuyor. Bunun nedeni ise yapım süreci ile resmi açılışın birbirinden farklı tarihlerde gerçekleşmiş olması.
Maratona Kulesi: Mussolini’nin Gölgesinden Futbolun Hafızasına
Hikayesi, Benito Mussolini’nin iktidarda olduğu 1920’lere uzanıyor.
Bir stadyumdan fazlası: Faşist İtalya’nın anıtı
Stadın inşasına 1925 yılında başlandı. Dönemin Bologna yöneticilerinden ve faşist hareketin önde gelen isimlerinden Leandro Arpinati’nin öncülüğünde hayata geçirilen tesis, başlangıçta Stadio Littoriale adını taşıyordu. Bu isim bile yapının dönemin siyasi atmosferiyle bağını açıkça ortaya koyuyordu.
31 Ekim 1926’da stadyumun açılış törenine Benito Mussolini bizzat katıldı. Beyaz bir atın üzerinde stada giren İtalyan lider, açılış konuşmasını yaptı. Bu ziyaret, daha sonra stadın tarihine damga vuracak bir heykelin de ilham kaynağı oldu.
Ama açılış için bizzat Bologna’ya gelen Mussolini kalabalık içinden ateşlenen bir silahla suikast girişimine uğrayınca bütün planlar alt üst oldu. Faşist rejim ertesi yıl yapılan ikinci açılış töreniyle bu duruma son vermek ister ancak Mussolini bu törene katılmadığı gibi tam 10 yıl boyunca Bologna’ya ayak bile basmadı!.
Stadyumun bugün tanıdığımız siluetinin tamamlanması ise biraz daha zaman alacaktı.
42 metrelik kulenin tepesinde bir diktatör
Maratona Kulesi, mimar Giulio Ulisse Arata’nın tasarımıyla 1929 yılında tamamlandı. Yaklaşık 42 metre yüksekliğindeki yapı, sporcuların dayanıklılığını ve rekabet ruhunu simgeleyecek şekilde tasarlanmıştı.
Fakat kulenin hikâyesi yalnızca sporla sınırlı kalmadı.
Kulenin stadın içine bakan kemerli bölümüne, heykeltıraş Giuseppe Graziosi tarafından yapılan Mussolini’nin at üzerindeki bronz heykeli yerleştirildi. Kulenin tepesinde ise faşist dönemin sembollerini taşıyan kanatlı Zafer heykeli bulunuyordu.
Böylece Maratona Kulesi, sporun simgesi olmasının yanı sıra Mussolini yönetiminin gücünü ve ihtişamını sergileyen bir sahneye dönüştü. Futbolun oynandığı alan, aynı zamanda siyasi propaganda için kullanılan bir mekandı.
Bu yönüyle Renato Dall’Ara Stadı, yalnızca İtalyan futbol tarihinin değil, faşist dönemin mimari ve siyasi mirasının da önemli bir parçası haline geldi.
1943: Heykelin yıkılışı
Mussolini’nin iktidardan düşmesiyle birlikte İtalya’da siyasi dengeler değişti. 25 Temmuz 1943’te faşist liderin görevden alınmasının ardından, ertesi gün kalabalıklar stadyumdaki atlı heykeli devirdi.
Ancak hikaye burada sona ermedi.
Heykelin bronz at figürünün bir bölümü, savaş sonrasında heykeltıraş Luciano Minguzzi tarafından yeniden değerlendirildi. Bu malzeme, Bologna’daki Porta Lame bölgesinde partizanları anmak üzere yapılan iki heykelin oluşturulmasında kullanıldı.
Bir zamanlar diktatörün gücünü simgeleyen bir anıtın malzemesi, böylece faşizme karşı direnişi anan eserlere dönüştü. Bu dönüşüm, Maratona Kulesi’nin hikayesindeki en çarpıcı ayrıntılardan biridir.
Peki bugün kule bize ne anlatıyor?
Savaşın ardından Littoriale adı terk edildi ve stadyum uzun yıllar Stadio Comunale olarak anıldı. 1983 yılında ise Bologna’nın efsanevi başkanı Renato Dall’Ara’nın adı stada verildi.
Mussolini’nin heykeli artık yerinde değil. Fakat Maratona Kulesi hala ayakta.
Bugün Bologna maçlarında ya da İtalya’nın millî karşılaşmalarında kamera o kuleye çevrildiğinde, ekranda yalnızca 42 metrelik bir mimari eser görmüyoruz. Aynı zamanda bir dönemin siyasi ihtiraslarını, faşizmin yükselişini ve çöküşünü, ardından gelen tarihsel dönüşümü hatırlıyoruz.
Belki de bu yüzden Maratona Kulesi, sıradan bir stadyum ayrıntısından çok daha fazlası.
Bir zamanlar Mussolini’nin heykeline ev sahipliği yapan bu kule, bugün futbolun gölgesinde yaşayan bir tarih tanığı. Ve her kamera kadrajına girdiğinde, yeşil sahaların ardında unutulmaması gereken bir geçmiş olduğunu sessizce hatırlatıyor!.
Yani bir sonraki Bolognadaki maçta pilot kameranın kadrajına yeniden girdiğinde artık neye baktığımızı biliyoruz: Yaklaşık bir asırlık futbol tarihine tanıklık eden, Renato Dall’Ara Stadı’nı benzersiz kılan Maratona Kulesi’ne!.
