Bazı sporlar, belirli ırkların iskelet ve kas lifi dağılımı gibi biyomekanik özellikleriyle tam örtüşmediği için dezavantajlı kabul edilir.
Mesela yüzme, bisiklet veya halter gibi—genetik olarak belirli kas yapılarına (siyahiler) daha az uyumlu olduğu sıkça savunulur. Uzun ve kısa kas lifi dinamikleriyle açıklanan bu fizyolojik duvar, yine de tarihin akışını değiştiren istisnai isimler tarafından defalarca aşılmıştır!.
Mesela bugünkü yazı konumuz olan; Halter ve John Davis!
Amerikalı efsanevi ağır sıklet haltercisi; 1948 Londra ve 1952 Helsinki Olimpiyatları’nda üst üste iki kez altın madalya kazanmıştı. Ayrıca 1938 ile 1953 yılları arasında katıldığı tüm uluslararası müsabakalarda yenilgisiz kalarak dönemin en dominant sporcularından biri olmuştu.
Olağanüstü Doğal Fiziksel Yetenek ve Çeviklik
John Davis sadece saf kuvvete değil, aynı zamanda üst düzey bir motor beceriye ve esnekliğe sahipti. Dönemin tanınmış spor tarihçileri ve kayıtları, onun 100 kilo civarındayken bile akrobatık hareketler yapabildiğini, devasa ağırlıklarla derin squat (çömelme) ve deadlift yaparken olağanüstü bir patlayıcı güç sergilediğini göstermektedir.
Erken Yaşta Başlayan Yoğun Antrenman Alışkanlığı
Genç yaşta Brooklyn’deki parklarda jimnastik ve doğaçlama ağırlık çalışmalarıyla temellerini attığı kaş yapısını, olimpik halter branşına yönelerek mükemmel bir şekilde optimize etti.
Henüz 17 yasındayken dünya şampiyonu olmasındaki en büyük etken, bu branşa olan doğal adaptasyonu ve erken yakaladığı ıvmeydi.
Kırılmaz Bir Mental Disiplin ve Seri Galibiyet Serisi
Davis, 1938 ile 1953 yılları arasında uluslararası alanda hiç yenilgi almayarak tarihin en uzundominant serilerinden birine imza attı. Antrenman metodolojisinde ağırlığı sürekli artırma hırsı yerine formunu korumaya odaklanması, fiziksel sınırlarını zorlamasını sağladı.
Brooklyn Parklarında Başlayan Hikaye ve Beton Bloklar
John, Brooklyn’in zorlu mahallelerinde tek ebeveynli bir ailenin çocuğu olarak büyüdü. Düzenli bir spor salonu imkanı yokken, mahalledeki Tompkins Park’ta jimnastik, hentbol ve çimento blokları ile şu borularından yaptığı derme çatma ağırlıklarla çalışıyordu.
Henüz 16 yasındayken parkta arkadaşlarıyla iddialaşıp 125 kiloluk bir beton bloğu basının üstüne kaldırdığını gören yerel bir halterci (Steve Wolsky), onun ham gücünü fark ederek onu spor salonuyla tanıştırdı
17 Yaşında Gelen Mucizevi Dünya Şampiyonluğu
Halterle tanışmasından sadece bir yıl sonra, 1938’de Viyana’daki Dünya Halter Şampiyonluğu’na giden ABD kadrosuna dahil edildi. Takımdaki hafif-ağır sıklet sporcunun hastalanması üzerine aniden kilo düşmek zorunda kaldı ve 17 yaşında dünya şampiyonu oldu.
Bu başarı, o dönemde bir dünya şampiyonluğunu kazanan en genç sporcu unvanını ona getirdi!.
15 Yıl Süren Yenilmezlik Serisi ve Savaş Yılları
Davis, 1938 ile 1953 yılları arasında uluslararası alanda hiç yenilgi almadı. Bu inanılmaz seri, II. Dünya Savaşı nedeniyle kesintiye uğradı. ABD Ordusu’na katılarak Pasifik Cephesi’nde 3.5 yıl görev yapan Davis, bu süreçte sıtma ve sarılık gibi ciddi rahatsızlıklar geçirdi.
Savaş dönüşü hızla form tutarak 1948 Londra ve 1952 Helsinki Olimpiyatları’nda altın madalyaları topladı. Savaşlar ve iptal edilen Olimpiyatlar olmasaydı, tarihçilere göre bu sayı çok daha fazla olabilirdi.
Vücut Geliştirme Yapmadan “En İyi Sırt” Ödülü
Sadece halterde değil, genel atletizmde de canavar gibi bir fiziksel altyapıya sahipti. Boyu 1.74 civarında (5 fit 8 inç) ve sıkleti genellikle 90-100 kilo arasındayken, kendisinden 30-40 kilo daha ağır devasa rakiplerini alt ediyordu.
Hiç vücut geliştirme antrenmanı yapmamasına rağmen, 1941 yılında katıldığı bir AAU Mr. America yarışmasında “En İyi Sırt” alt kategorisini kazandı.
Yarışmanın organizatörü Bob Hoffman, “Renk engeli olmasaydı, bugün Mr. America seçilebilirdi” diyerek dönemin ayrımcılığına dikkat çekmişti!.
İnanılmaz Fiziksel Verileri ve Apollon Tekerlekleri Efsanesi
Çok Yönlü Atletizm: 90-100 kilo civarındayken yerinde durarak (standing broad jump) 3.4 metreye yakın (11 feet 4 inches) uzun atlayabiliyordu.
Güç Gösterileri: Antrenmanlarda 585 libre (yaklaşık 265 kg) ağırlıkla derin squatı 8 tekrar yapabiliyor, 705 libre (320 kg) deadlift kaldırabiliyordu.
Apollon Tekerlekleri: 1949’da Paris’te, kalın ve dönmeyen demir mil tasarımıyla bilinen ve yıllar önce efsanevi Fransız atlet Charles Rigoülot’nun zorlukla kaldırdığı meşhur 166 kg’lik (366 pound) Apollon Tren Yolu Tekerlekleri’ni hayatında ilk kez görmesine rağmen basının üstüne dikmeyi başardı.
Operatik Ses ve Beklenmeyen Kariyer Sonu
Spor kariyerinin ardından en büyük tutkusu aslında opera sanatçısı olmaktı. Güçlü bir bas-bariton ses tonuna sahipti ve hatta belgesellerin müziklerine ses verirken opera kariyeri hayal ediyordu; ancak kronikleşmiş hıçkırık sorunları bu hayalini gerçekleştirmesini engelledi.
Emeklilik sonrası uzun yıllar New York’ta Riker’s Island dahil olmak üzere cezaevlerinde infaz koruma memuru olarak çalıştı.
Genellemeler veya istatistiki eğilimler belirli spor branşlarında bazı fiziksel profilleri öne çıkarabilir; ancak John Davis gibi sıra dışı sporcular, doğru biyomekanik avantajlar, patlayıcı kaş yapısı ve irade bir araya geldiğinde bu “fiziksel duvarların” tamamen yıkılabileceğini kanıtlamış anomalilerdir!.
Siyahilere ters” denilen bir branşta 15 yıl boyunca rakipsiz kalan John Davis, yalnızca madalyalarıyla değil; önyargıları paramparça eden kariyeriyle spor tarihinin en ilham verici hikayelerinden biriydi.
** Onun dışında, Büyük Britanya adına yarışan ve kökeni Jamaıka’ya dayanan Louis Martin, 1960 Roma Olimpiyatları’nda gümüş madalya kazanarak podyuma çıkmış, ancak altın madalyayı kıl payı kaçırmıştı ve efsaneye en yaklaşan sporcuydu diyebiliriz.
Ama ondan başka Olimpiyat Şampiyonluğu kazanmış, siyahi bir erkek halterci yok!.
