
Hepimizin bildiği gibi spor tarihi sayısız efsaneye ev sahipliği yaptı. Ancak bu efsaneler arasında biri var ki, hak ettiği değeri hiçbir zaman tam olarak görememiş olmasına rağmen, 4–5 farklı sporda birden zirveye çıkabilmiş olmasıyla diğerlerinden kesin biçimde ayrılıyor: Jim Thorpe.
1912 Stockholm Olimpiyatları’nda Amerika Birleşik Devletleri’ni temsil eden Thorpe, hem pentatlon hem de dekatlon branşlarında rakiplerine ezici bir üstünlük kurarak altın madalyaya uzandı. Ancak Kızılderili kökenli olması, onun için başarıdan çok daha büyük bir bedelin başlangıcıydı. Kamuoyunu asla tatmin etmeyen, zorlama ve gereksiz bahanelerle olimpiyat madalyaları elinden alındı.
Thorpe, madalyalarını geri alabilmek için yıllarca hukuk mücadelesi verdi. Ne var ki bu adalet, onun hayattayken değil, ölümünden tam 19 yıl sonra, 1972’de geldi. Uluslararası Olimpiyat Komitesi, “kendisine haksızlık yapıldığı”nı kabul ederek madalyalarını iade etti.
1953 yılında hayata veda ederken söylediği son sözlerden biri, spor tarihine kazınan şu cümleydi:
“Madalyalarımı geri verin.”
Bir diğer unutulmaz sözü ise Stockholm zaferi sonrası ülkesine döndüğünde söylediği cümleydi. New York’ta Broadway Bulvarı’nda konfetiler eşliğinde karşılanırken, insanların adını haykırdığını duyduğunu ve şunu düşündüğünü söylemişti:
“Bir insanın nasıl bu kadar çok dostu olabilir, anlayamadım.”
Tesadüften Doğan Bir Efsane
Jim Thorpe’un atletizme başlama hikâyesi bile sıra dışıdır. Tesadüfen pistin yanından geçerken, günlük kıyafetleriyle katıldığı bir yarışta kırdığı rekor, tam 10 yıl boyunca kırılamamıştı.
Asıl ününü Stockholm 1912 ile kazansa da, Thorpe’un en sevdiği spor Amerikalıların “football” dediği, bizim ise Amerikan futbolu olarak bildiğimiz oyundu. Bu tutku, kariyeri boyunca hiç değişmedi.
1911 yılında Carlisle okul takımında farklı pozisyonlarda oynayan Thorpe, Harvard karşısında kazanılan 18–13’lük maçta takımının tüm sayılarını kaydetti. O sezonu 11–1 tamamlayan Carlisle, ertesi yıl Thorpe’un 12 maçta yaptığı 25 touchdown ve 198 sayıyla ulusal kolej şampiyonasına katıldı. Bu performans, ona 1911 ve 1912 yıllarında ülke karmasına seçilme onurunu getirdi.
Madalyaların Geri Alınmasının Gerçek Nedeni
Thorpe’un olimpiyat madalyalarının geri alınmasının resmi gerekçesi, 1909–1910 yıllarında profesyonel beyzbol oynarken küçük miktarlarda para kazanmış olmasıydı. O dönem olimpiyatlara yalnızca “amatör” sporcuların katılabilmesi kuralı vardı. 1913’te bir gazetenin bu durumu haber yapmasıyla süreç başladı.
Ancak herkes biliyordu ki asıl neden, Kızılderili kökenli olmasıydı. Üstelik Thorpe’un yaptığı şey, o dönemde neredeyse tüm kolej sporcularının yaptığı bir uygulamaydı; tek fark, diğer sporcular parayı aile bireyleri veya üçüncü kişiler üzerinden alırken, Thorpe bunu açıkça yapmıştı.
Beyzbol, Amerikan Futbolu ve Daha Fazlası
1913’te New York Giants ile profesyonel beyzbol kariyerine başlayan Thorpe, üç sezon dış saha oyuncusu olarak görev yaptı. Kariyeri yaklaşık 10 yıl sürdü ve 300’e yakın karşılaşmada yer aldı.
Aynı dönemde Amerikan futbolunu da bırakmadı. 1915’te Canton Bulldogs ile maç başına 250 dolar karşılığında sözleşme imzaladı ki bu rakam o dönem için oldukça yüksekti. Takımıyla 1916, 1917 ve 1919 yıllarında şampiyonluklar yaşadı.
1920–1928 yılları arasında, bugünkü adıyla NFL’in ilk dönemlerinde 6 farklı takımda toplam 52 NFL maçına çıktı ve 41 yaşında profesyonel futbolu bıraktı.
Bunlarla da sınırlı değildi. Thorpe;
-
Basketbol
-
Çim hokeyi
-
Lacrosse
branşlarında da üst düzey oynayabilen, gerçekten inanılmaz bir yetenekti.
Trajedilerle Dolu Bir Hayat
Jim Thorpe’un hayatı sadece spor başarılarıyla değil, trajedilerle de doluydu.
-
9 yaşında ikiz kardeşini
-
16 yaşında anne ve babasını
-
Madalyalarının elinden alındığı dönemde ise 3 yaşındaki oğlunu kaybetti
Irkçılık, aile acıları ve maddi zorluklar hayatının büyük bölümünü gölgeledi.
Doğum sertifikası olmadığı için tam adı ve etnik kökeni net değildir. En güçlü iddiaya göre 28 Mayıs 1888’de Oklahoma’daki Prague yakınlarında doğdu. Vaftiz sertifikasında adı “Jacobus Franciscus Thorpe” olarak geçer. Yerli dilindeki adı ise “parlak yol” anlamına gelen Wa-Tho-Huk idi.
Son Yıllar ve Mirası
Spor sonrası hayatında alkol bağımlılığı nedeniyle tutunmakta zorlandı. İnşaat işçiliği, bar fedailiği yaptı, kısa süre gemilerde çalıştı. Sinema filmlerinde figüran olarak yer aldı; çoğunlukla Kızılderili şefi rollerini oynadı.
1951’de, hayattayken bile, hayatı filme uyarlandı: Jim Thorpe: All-American. Ancak film haklarını yıllar önce sadece 1.500 dolar karşılığında satmıştı ve filmden hiçbir kazanç elde edemedi.
28 Mart 1953’te, Kaliforniya’daki karavan evinde geçirdiği üçüncü kalp kriziyle hayata veda etti.
Hak Ettiği Yerde
1950 yılında Associated Press’in yaptığı ankette, 20. yüzyılın ilk yarısının en büyük atleti seçildi.
1963’te Profesyonel Amerikan Futbolu Onur Listesi’ne alındı.
1999’da yayımlanan “En Büyük 100 Amerikan Futbolu Oyuncusu” listesinde, NFL kurulmadan önce oynayıp listeye giren tek oyuncu oldu.
Son Söz
Modern spor dünyasının en büyük atleti sorusuna farklı isimler verilebilir. Ancak konu 1900’lerin başı ve çok yönlü atlet olduğunda, tartışmaya yer yoktur.
Cevap tektir:
Jim Thorpe.
Hak ettiği değeri görememiş olsa da, spor tarihinin en parlak yollarından biri hala onun adını taşır.
mail: burak.belgen@abcspor.com
twitter: @BurakBelgen
